ORTAM DAHA DA GERİLECEK

Bu haber 07 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 472 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

12
Eylül’de yapılacak Yeni Anayasa Değişikliği ile ilgili Referandum için nasıl
bir eğilimde olursak olalım,

Ne tür bir sonuç
çıksa da, şahsen kuşkuluyum.

Referandum
neticesinde ister “evet” çıksın, tersi “hayır”

Halkın geneli
mutlu veya mutsuz olmayacaktır.

Bunun
anlamı, halkı ortadan ikiye ayıran bir tablonun ortaya çıkacağıdır.

Evet’ciler
ve Hayır’cılar şeklinde.

Oysa yıllardır
büyük bir beklenti ve özlem içerisinde, tam demokratik bir anayasamız olsun
dedik.

1961 ve 1982
Anayasaları gibi Askeri otoritenin etkisiyle hazırlanan bir temel yasanın
kazandıracağı bir şey yoktu.

Türkiye
demokratik bir ülke olduğuna göre, yürürlükteki 1982 anayasası, anayasanın
değiştirilemez maddeleri şöyle dursun teklif dahi edilemez maddeleri dışındakiler,
ihtiyaca cevap vermekten çok uzaktı.

Üstelik
o günün şartlarına göre hazırlanan bir anayasa idi.

Oysa
bugün dünya ile birlikte Türkiye’nin de koşulları değişmişti.

Dolayısıyla
73 milyonluk bir ülke haline gelmiştik.

Hal böyle iken
tek yapabileceğimiz, daha doğrusu Parlamento’nun üstesinden gelmesi gereken,
ülkenin imkan ve şartlarıyla bağdaşan, insan hak ve hürriyetine halel
gelmeyecek, tam demokratik anayasa yapılması ve yürürlüğe konmasıdır.

Ama
yapılamadı.

Bugüne değin
ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetler, anayasa değişikliği için
parlamentoda çoğunluk aranması arkasına sığınarak, kapak dahi kaldırmadılar.

Kim ne derse
desin, yeni bir anayasa yapmaktan çekindiler.

Şimdi ise AKP
hükümeti, her şeyi göze alarak, yeni anayasa için kolları sıvadı.

Aslında
bu düşünceleri yeni değildi.

2
sene öncesine dayanıyordu.

Önce,
yeni anayasa hazırlığı için konunun uzmanı bilim adamlarından oluşan komisyon
oluşturuldu.

Akabinde,
üyelerin bazıları eleştirilse de epey inceleme ve çalışma neticesinde, 12
Eylül’de halkın oyuna sunulacak yeni anayasa taslağı hazırlandı.

Aslında
taslak ifadesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için daha bir geçerli.

Zira,
ona göre, 12 Eylül referandumunda yeni anayasa kabul edilse de dahi sonraki
süreçte yeniden değişikliğe tabi tutulacak.

Kısaca
Erdoğan için kabul edilmesi halinde dahi, yeni anayasa tam demokratik değildi.

İşte
muhalefetin şiddetle karşı çıktığı temel nokta, başbakanın bu eğilimde
olmasıydı.

AKP kendi
anayasasını çıkarmak istiyor! vurgusu altında yatan temel kriter buydu.

Onlara göre, AKP
başlangıçta yeni anayasa hazırlığı için kimsenin görüşünü almamıştı.

Kimseyle fikrini
paylaşmadı.

Ne zaman
hazırlık safhası bitti.

Usulen muhalif
partiler ile bir kısım sivil toplum örgütleri, dernek ve sendikaların görüşünü
almak istedi.

Doğruydu.

Ne
denli itiraz edilse de AKP, başlangıçta yeni anayasa değişikliği ile ilgili
kimsenin görüşünü almadı.

Bir
konsensüs sağlanmadığı için ortalık şimdi olduğu gibi gergin.

Zaten,
ekranlara yansıyan liderlerin görüntüleri her şeyi açıklıyor.

Sanki
kesmeye bıçakları yok.

Oysa
böyle mi olması gerekiyordu?

Başlangıçta
tüm partiler ve sivil toplum örgütleriyle bir araya gelip, tam demokratik bir
anayasa üzerinde uzlaşma sağlansaydı?

O
takdirde liderler, şimdi olduğu gibi birbirlerine bu denli ağır ithamlarda
bulunmaz.

Mali
yönden de ağır bir fatura ortaya çıkmazdı.

***

Sonuçta,
referandum sonucunda çıkan netice ne olursa olsun, gerilen havayı kolay kolay
yumuşatmayacaktır.

Zira
ülke, evet ve hayır bağlamında ikiye bölünmüş vaziyette.

Bilmem
kaş yapalım derken göz mü çıkarılacak!

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.