Ortalığı Germenin Kime Ne Faydası Var?

Bu haber 16 Mart 2014 - 19:57 'de eklendi ve 844 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER

Türkiye olarak, çok partili döneme geçildiği 1946 yılından bu yana onca seçim geçirdik.

Her ne kadar 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, 12 Mart muhtırası ve 12 Eylül 1980 de bir kez daha demokrasimiz kesintiye uğrasa da bu defa çok daha önemli bir ayrıntı gözlerden kaçmıyor.

Ne gariptir ki 30 Mart tarihinde gerçekleştirilecek “yerel yönetimler seçimleri” çok farklı bir atmosferde cereyan ediyor.

Bunu yaratan da siyasi partilerin genel başkanları.

Hele 17Aralık süreci ülke gündemini yerinden sarsınca, olanlar oluyor.

Oluyor ya!

Bunun faturası ne yazık ki ülkemize kesiliyor.

Birçok yönden istikrarın hakim olduğu ülke imajı yaratılmışken, bu kez herkesin korkusu yeniden başa dönülmesi.

Geçmişte birçok kez örneği görülen filmin, tekrar başa sarılması!

Her şeye karsın bir kez daha aynı tablo ile karşılaşmayız beklentisi içerisindeyiz.

***

Elbette belirttiğim şekilde önceki yıllar seçimlerinde de partiler genel başkanları, yerel ve genel seçimlerde bir adım öne geçebilmek için olabildiğince mücadele ettiler.

Yeri geldiğinde birçok kez belirttiğim şekilde 1950 yılından itibaren rahmetli Adnan Menderes ve İsmet İnönü,

1963 yılından itibaren Süleyman Demirel, rahmetli Bülent Ecevit ve Alparslan Türkeş, aynı mücadelenin içinde oldular.

1983 yılında kurulan ANAP genel başkanı rahmetli Turgut Özal, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal siyasi arenada boy gösteren genel başkanlardı.

Bu defa onların yerini alan Mesut Yılmaz, yeniden DYP’nin başına geçen Süleyman Demirel benzer mücadelenin içinde oldular.

Bu kadar da değil.

Bu defa mesut Yılmaz ile DYP Genel başkanlığına getirilen Tansu Çiller arasında kıyasıya mücadele başladı.

Ondan sonraki süreçte bir parti tek başına iktidar olamayınca koalisyonlar dönemiyle yüz yüz gelindi.

Refah Partisi genel başkanı Rahmetli Necmettin Erbakan ile DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’den oluşan hükümet.

Ne var ki olmadı.

Bu defa DYP genel başkanlığına getirilen Mehmet Ağar ile ANAP genel başkanlığına seçilen Erkan Mumcu birlikteliği başlamadan bitti.

Velhasıl, aradan geçen süre içerisinde parçalı koalisyonlar nedeniyle tam bir istikrarın sağlandığı söylemek olası değildi.

Tabi bunda iç ve dış etkenlerin de etkisi vardı.

Kimler nasıl bir yorumun sahibi olsa da bu ülkede dış mihrakların etkisiyle huzurdan huzursuzluk yaratıldı.

Ta ki 2012 yılına kadar.

Bakıp gördüğümüzde bu defa Türk siyasi arenasında yepyeni bir parti ortaya çıktı.

Recep Tayyip Erdoğan genel başkanlığına kurulan AK Parti.

Her ne kadar Erdoğan, geçmişte okuduğu bir şiir nedeniyle 4 ay gibi bir süre cezaevinde kalsa da aynı süreçte partinin genel başkanlığını üstlenen Abdullah Gül’ün çekilmesiyle yeniden partinin başına geçti.

Ve ondan sonraki süreçte 3 dönem genel seçim geçiren AK Parti, her defasında oyunu artırarak bugünlere geldi.

Şimdi ise yeni bir seçimin eşiğindeyiz.

Dolayısıyla 30 Mart tarihinde Yerel Yönetim seçimleri yapılacak.

Ne var ki bu defa siyasi partiler genel başkanların tavrı, seçiminin de önüne geçmiş vaziyette.

Nasıl geçmez?

Bir taraftan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, diğer yandan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 17 Aralık ağırlıklı iddialar müsebbibinin AK Parti tarafları olduğunda birleşiyorlar.

Bu şartlarda AK Parti, dolayısıyla başbakan Erdoğan’ın tez elden istifa etmesi gerektiğinde diretiyorlar.

Hal böyle olunca cevap gecikmiyor.

AK Parti genel başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sadece hükümet oldukları süreçte ülkeye yapılan ve bundan sonra yapılacak hizmetleri açıklamakla kalmıyor.

Yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hakkında öne sürdükleri iddiaları cevaplıyor.

***

Şimdi…

Denebilir ki, bunda ne var?

Geçmişte yapılan birçok seçimlerde de genel başkanlar benzer tavırlar içerisinde oldular.

Elbette seçimlerin doğası gereği, genel başkanlar daha bir prim yapmak adına birbirlerine göndermelerde bulundular.

Ancak…

Siyasi tarihimizin hiçbir döneminde bu defaki seçimler öncesinde olduğu gibi parti genel başkanları birbirlerine bu denli hakaret içeren açıklamalarda bulunmadılar.

Daha açık bir ifade ile asla belden aşağı vurmadılar.

Ama bu defa liderler ne kaş bırakıyor ne de göz.

Bilmem ortalığı bu denli germenin kime ne faydası var?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.