Orhan Çakır; Üzüntü Duyuyorum

Bu haber 07 Kasım 2017 - 2:12 'de eklendi ve 2.074 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Muğla (Menteşe) Devlet Hastanesi’nin depreme dayanıklı olmadığı öne sürülen binaları yenilenerek hizmete açılması çok önemli. Konuya AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk sahip çıkmış bulunuyor. Destekçi ve takipçisiyiz.

Bir süredir bu konuya ağırlık verdiğim için memlekette ne olup bitiyor diye kafamı kaldıramadım. Kaldırır kaldırmaz da Eğitimci Gazeteci Hüseyin Anıl’ın şikayet ve haklı isyanı ile karşılaştım. “Menteşe İlçe Kongresi’nde beni konuşturmadılar” diyordu. Daha önce Fethiye’de konuşturulmamıştı… Neden?

Bu konuda yorumlar yapıyor, ama neden konuşturulmadığını kendiside bilmiyor. Kimse bilmiyor. Şu ana kadar sorunun yanıtını vermiş bir yetkili de yok!

CHP Muğla’da dizginleri ellerinde tutanlar kendilerini adeta kendilerinin dışından soyutlamışlar. Duymuyorlar… Görmüyorlar… Konuşmuyorlar da… Yüksek egolu “Seçkincilik ve ben merkezcilik” böyle bir şey işte… Ya dağda çoban olacaksın, ya bunlar gibi şehirde çobanlığa soyunup mutlu yaşayacaksın…

Ya Hüseyin Anıl ile sınırlı kalmaz da “Koyun değiliz” diyenler çoğalırsa, diyeceğim ama nasıl olsa kör ve sağırlar.

                                                                

xx            xx            xx

Anlayacağınız Muğla da bir “mutlu azınlık” kendilerinin söylediğini kendileri dinlemeye ve “kral çıplak” diyenleri aforoz etmeye kendilerini fena kaptırmışlar…

Muğla’da bir “CHP Adası” oluşturmuşlar. Orada yaşıyorlar. Her yeri orası veya oradan ibaret sanıyorlar. Ancak herkesin de orada yaşamasını istemiyorlar. Düzen bozulur endişesi yaşıyorlar.

Bu CHP bildiğimiz CHP değil… En azından 16. Dönem Muğla Milletvekili Sami Gökmen’in anlattığı CHP değil…

Muğla CHP’de 7’den 70’e herkesin “Sami abisi” olan Sami Gökmen geçen hafta cuma günü sosyal medya hesabından paylaşımda bulunmuş.

CHP İlçe Kongreleri ile ilgili “Cumhuriyet Halk Partisi’nde ilçe kongreleri yapılıyor. Üniter Devletimizin, Laik Cumhuriyetimizin, demokratik parlamenter rejimimizin ekseninden kaydırıldığı, Kemalist devrim ve ilkelerin yıpratıldığı, savsaklandığı, unutturulmaya çalışıldığı günümüzde bu kongrelerin önemi, anlamı ve sorumluluğu büyüktür.” demiş.

 

xx            xx            xx

Ülkemiz için hiç de iyi sonuçlar vermeyecek olan kötü gidişe ancak bu kongrelerde dur diyecek çözüm ve çareler bulunabileceğine işaret eden Sami Gökmen paylaşımında sözlerini şöyle sürdürmüş;

Devleti, devrimleri ve demokrasiyi kuran bir partinin ve partilinin bugün en önemli görevi budur. C.H.P; susanların, susturulanların değil konuşanların partisidir. Her partili bu kongrelere dışlanmadan, ötekileştirilmeden katılabilmeli ve tüzüksel haklarını kullanarak konuşabilmelidir. Parti delegeleri gündemin her maddesinde, parti üyesi olan ve partiye destek veren sivil toplum kuruluşları, sendikalar ile öteki kuruluş temsilcileri gündemin ‘konukların konuşmaları’ bölümünde, partili üyeler gündemin ‘dilek ve temenniler’ bölümünde konuşacak ve buralardan çıkacak ses ‘İkinci Kuva-yı Milliye Ruhunu’ ateşleyecektir. Gün, bugündür. Gün; ayrışma, bölünme günü değil birleşme, bütünleşme günüdür. Bu kongrelerde her C.H.P’linin bu bilinç ve sorumlulukla hareket edeceğine inanıyorum. Sevgi ve saygılarımla.

Sami Gökmen beni aldı geçmişe götürdü. Gündemin “Misafir konuşmacılar” ve “Dilek ve Temenniler” bölümlerinde mikrofonu eline alan parti üyeleri, hatipler sorunları anlatıp, çözüm önerirlerdi. Ayrıca Divan’a toplu imzalı önergeler verilir ve bunlar oylanarak “genel kurul kararına” dönüştürülürdü…

Nerede o CHP? Aldım, verdim, ben seni seçtim oynuyorlar…

 

xx            xx            xx

C.H.P; susanların, susturulanların değil konuşanların partisidir.

Ne güzel söz, ama hangi CHP?

Sami Gökmen’in “CHP’lilere ders” gibi sözleri bana Dalaman, Seydikemer İlçe Kongrelerinin ardından 25.10.2017 tarihinde kaleme aldığım “Nerede O Eski CHP?” başlıklı yazımı da anımsattı.

O yazımda Muğla’da CHP Kongrelerinin CHP’nin eski kongrelerine hiç benzemediğini “tek sesli” ve “tek listeli” hale geldiğini belirtip, tasfiye yaşandığını öne sürmüştüm.

Bu konuda Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ile İl Başkanı Mürsel Alban’ın başarılı olduklarını ifade etmiştim. Haklı çıktım, demeyeceğim. Mesele kim haklı meselesi değil.

Mesele Muğla’da CHP’ye hakim olanların Gökmen’in anlattığı “CHP kültüründen” yoksun olmaları…

O kültür, aile içinde ve Gençlik Kollarında edinilmeye başlanan bir kültürdür.

Ne Osman Gürün, ne Mürsel Alban, ne Yavuz Kayı, ne Cumhur Çoban ne de Milletvekilleri Nurettin Demir ve Ömer Süha Aldan gençlik kollarından gelmediler… Yani kabahatleri yok…

Sanki Anıl ve Gökmen ile aynı kültür ve ülküye, devrimci ruha sahip olanlar hala CHP’yi o bildikleri CHP sanıyorlar veya öyle görmek istiyorlar… En azından Muğla’da öyle değil işte…

 

xx            xx            xx

CHP’nin Muğla’daki ilçe kongrelerinden üçüncüsü olan Fethiye İlçe Kongresi’nin Divan Başkanı Milletvekili Nurettin Demir değil de Sami Gökmen olsaydı; dördüncü kongre Menteşe’nin Divan Başkanı da Gökmen olsaydı Hüseyin Anıl’ın konuşmasına izin verilir miydi?

Verilirdi diye düşünüyorum. Çünkü Divan Başkanı genel kuruldan yetki almış ve İl Başkanı’nın da üzerinde Genel Merkezi temsil eden kişidir. Gökmen o yetkiyi kullanır ve Anıl’ın konuşmasının engellenmesini engellerdi…

Peki Anıl’ın konuşmasına izin verilseydi CHP o Sami Gökmen’in anlattığı CHP olur muydu?

Olmazdı… Çünkü artık Muğla CHP’de mesele Hüseyin Anıl’ın konuşturulup konuşturulmaması meselesi değildir… Mesele parti içi demokrasinin sona erdirilmiş, parti üyelerinin bir bölümünün ötekileştirilmiş olmasıdır. Anıl’a konuşma izni verilmiş olsaydı, eleştirisini yapar, ertesi gün de disipline verilirdi veya verilmezdi…

Yani Hüseyin Anıl’a konuşma izni verilmiş olsaydı, bu parti içi demokrasinin işlediğinin göstergesi olmazdı, ama bu gün başka bir şey konuşuyor olurduk…

 

xx            xx            xx

Milletvekili Demir’in Divan Başkanlığı’nı yaptığı Fethiye İlçe Kongresi ilginç… Kongrede ilan edilmiş gündeme göre sıra misafirlerin konuşmasına gelince Bodrum’dan misafir Hüseyin Anıl söz istiyor. İl Başkanı Mürsel Alban kürsüye yürüyor, fiziki müdahale ile Anıl’ın konuşması engelliyor.

Anıl, Bodrum’a döndüğünde “İl Başkanımın o bağır çağrış haline üzüldüm. Yakıştıramadım. Utanarak salondan çıktım” diyor. 31 Ekim tarihli paylaşımında ise şu ifadeleri kullanıyor:

Dikkat önemli ve günlüdür. Oligarşinin güç zehirlemesi olmuş İl Başkanı Mürsel Alban; Geçtiğimiz cumartesi günü Fethiye İlçe Başkanı adayı Mehmet Demir için, ‘Eğer Mehmet Demir seçilirse ertesi günü sabah görevden alırım’ dedin mi demedin mi? Hadi bakalım sana ve tüm yandaşlarına yarın akşam 17.00 ye kadar süre veriyorum. Sen konuşmazsan ben konuşurum.” Geçen hafta Menteşe Kongresi’nde de konuşturmadılar. İlan edilmiş gündemi değiştirdiler.

Hem neden konuştursunlar? Belli ki yanıtsız kalan bu soruyu orada sorabilirdi…

Neyse ben Mehmet Demir ve Haydar Murat Topçu karşısında yeniden seçilen İlçe Başkanı Ali Özgür Kullukçu’yu bir kere daha kutluyorum.

 

xx            xx            xx

Fethiye İlçe Kongresi’nin ardından 31 Ekim’de yayınlanan “Muğla CHP’de Tasfiye Mi?” başlıklı yazımın facebook paylaşımının altına da kongreyi izleyen Hasan Balı da şunları yazmış:

Değerli ağabeyim, Fethiye İlçe Kongresinde ben de vardım. İl Başkanımın telaş ve endişeli baskısı ile Divan Başkanı Sayın Demir de tutumunda direndi. Susturulmaya maruz kalan Hüseyin ağabeyim de saygılı bir tavır ile salon dışına çıktı. Ama Kongre ye damgasını adaylardan Mehmet Demir’in seçilmesi halinde görevden alınacağı bilgisinin, diğer aday Haydar Murat Topçu tarafından uyarılması sonucu, Mehmet Demir’in İl Başkanı’nın yüzüne ‘Beni bu Kongrede delege seçsin de sen görevden al’ çağrısı vurdu. Bu önemli ve bir o kadar yakışıksız yaklaşımın sahibi ise salondan kayboldu. Partimin şirazesiyle oynayan bu siyasetten uzak, bu iktidarı aratmaz, bu demokrasi ve kültür yoksunu yaklaşımın haberini atlamamak, esas üzerinde odaklanmak varken usul ile oyalanmamak gerektiğini hatırlatmak istedim. Saygılar…

Aynı gün eski Muğla Belediye Başkanları’ndan Orhan Çakır görüşünü sosyal medya hesabında şöyle açıklıyordu:

Kongre gündemi basın yoluyla ilan edilir. Kongrelerde oylanır. Bundan sonra değişiklik yapılamaz. Bakalım nereye kadar kendileri çalıp, kendileri oynayacaklar. Allah’tan Muğla’nın mayası sağlamdır. Bu uygulamalardan üzüntü duyuyorum.

Yarın Menteşe İlçe Kongresi.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

5 ADET YORUM YAPILDI
mhilmi kuran 07 Kasım 2017 / 08:26

çanlar kimin için çalıyor

asım demirel 07 Kasım 2017 / 09:10

Hüseyin Anıl Hoca geçmişi sol olan bir insandır. CHP de sol geçmişi olanlar birer birer temizlendiler. Orhan Çakır Beyin belediye başkanlığı döneminde de temizlendiler. Rahmetli Mehmet Moğultay kendisini bir SHP kongresinde Şimdi katlı otopark yapılan sinema salonunda uyarmıştı. “Divana sırtını dönme, delegeye baskı yapma” diye. Hey gidi günler hey. CHP de sesi çıkan konuşan tek sol geçmişi olan Hüseyin Anıl Hocadır. Onunda sesini kısarlarsa artık soldan konuşan kimse kalmayacak. Maşallah O’da ne kızıyor nede küsüyor. Sol geçmişi buna izin vermiyor. Mücadeleden vazgeçmiyor. Donkişot gibi yel değirmenlerine savaş açmış vaziyette. Savaş açtıklarının elinde belediyenin çok geniş olanakları bulunmakta para ve güç. Hüseyin Anıl Hocanın elinde ne var: Kalemi, emekli maaşı, zor zar ayakta tuttuğu gazetesi. Gücü ise sol geçmişi. Kılıçdaroğlu bu olanları duyarsa Hocayı kapının önüne koyar. Yakında “atın bunu dışarı” derse şaşırmayalım. CHP ye 2010 yılında kaset operasyonu yapılmıştır. Allah şifa versin Deniz Baykal niye gönderildi? Sami Gökmen üstadın yukarıda söylediklerinin tersini yapacak olan ve CHP yi tarihi misyonundan uzaklaştıracak olan bu konunun üzerine fincancı dükkanına fil girmiş gibi tarumar edecek bir ekibin gelmesi hedeflenmiştir. Onlarda görevlerini layıkıyla yerine getirmişlerdir. Bugünkü CHP eski CHP değildir. Zaten kendileri de söylüyor; YENİ – CHP diye. Muğla’da bunlar başarılı oldukları için Muğla Halkı bunların yanında durmuyor. Muğlalılar yaşam tarzlarının karışılmayacağını bilseler bunları hemen terk ederler. Muğla’yı ve Muğla CHP sini yönetenler halkımızın bu duyarlılığını iliklerine kadar sömürüyorlar. Ak Partinin Muğla’daki basiretsizliği bir türlü yerli ve milli olamaması,metal yorgunluğunu üzerinden atamaması bunların işini kolaylaştırıyor. Kısacası CHP içerisinde kalan solcular varsa Hüseyin Anıl Hocayı sahip çıkın. O, partinin konuşan ve direnen renkli simasıdır. Hüseyin Hocanın başına gelenler diğer muktedirlerin başına gelse bu partide bir saniye durmazlar. Muğla’da Osmanlı İmparatorluğundan bahsetmek bile artık neredeyse yasak hale gelmiş. İnandığı dava uğruna mücadelesinden asla vazgeçmeyen Hüseyin Anıl Hoca Allah size güç kuvvet versin. Muğla halkı sizi destekliyor ama partinizin muktedirleri önünüzü kesiyor. Ey CHP yöneticileri, kongrelerin divan başkanları, Hocanın sesini kısmayın. O, Muğla’nın sesidir. Demokrasinin sesidir. O, Denizlerin, Mahirlerin,Hüseyinlerin sesidir. O, Gazi Mustafa kemal’in ve Ecevit’in sesidir. KISMAYIN.

salihdemir 07 Kasım 2017 / 10:00

İl Başkanı Hüseyin Anıl’la uğraşacağına Büyükşehir Belediyesinin 2015 yılında bile Fetonun zaman gazetesine verilen ilanlar karşılığı ödenen ilan giderlerinin geri alınması için Devlet tarafından atanan kayyumdan ilan giderlerinin geri alınması için çaba göstersin. Muğla’da CHP belirli zümrenin işgali altındadır. Parti 1994 yılındaki durumundan daha kötü durumdadır. CHP’nin işgali Mürsel Alban’ın İl Başkanı olarak atanmasından sonra başlamış 2015 İl Kongresinde zirve yapmıştır. İl Kongresinde feto gazetesi zamana verilen ilanlara İl delegeleri korkularından hiçbir tepki göstermemiştir. Kongreden sonra Muğla’da CHP’nin işgali tamamlanmıştır. Genel Merkezin işgali bitirmesi için gereğini yapması gerekir.

Hüseyin Anıl 07 Kasım 2017 / 12:28

Asım Demirel yoldaş tanımıyorum sizi ama taktirinize teşekkürler.Salih Demir takibiniz için teşekkürler arkadaşlarım.. Sevgi ve selamlarımla.facebook Hüseyin Anıl ve huseyin@huseyinanil.com

salihdemir 07 Kasım 2017 / 19:17

Asım Demirel yorumun dört dörtlük olmuş. Hüseyin Anıl’la uğraşmalarının sebebi 2015 yılında bile katil Fetönün tetikçi gazetesi zamana Büyükşehir Belediyesinin Milli ve Dini bayramlarda verilen ilanları ortaya çıkarması. CHP içinde kalan solcu varsa demişsin solcu çok ama sesini çıkaramıyor. Yalnız Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarda Atatürk’çü solcu CHP’li çok az kalmış. Onlarda korkularından ses çıkaramıyorlar. Partide de çok az sayıda solcu kalmış onlarda esir durumda. Büyükşehir Belediye Meclisinde 5-6 kişi solcu var onlarda sesini çıkaramıyor. Sesini bir defa çıkaran Marmaris’in 3 meclis üyesi cezalandırıldı. Kısacası partiyi işgal eden işgalcilere (a) diyen disiplinle tehdit ediliyor. Parti binalarına gerçek CHP’li, Atatürk’çüler solcular gitmiyor. Partiyi işgal edenlerin bir tek görevi var o da Büyükşehir Başkanı ve çevresine biat etmek. Burada görev Akın Üstündağ’a düşüyor. Muğla CHP’de olanları Genel Başkana taşıması gerekiyor.