Örgütlü Toplum Olma Çağrım Hedefine Ulaştı

Bu haber 17 Nisan 2015 - 0:54 'de eklendi ve 972 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Göbeğinizi boşuna çatlatmayınız. Benim köşem Hamle’de her daim yerini alacak.

Muğla’da erişemediğimiz kamusal sağlık hizmet varı dillendirmemle memuriyetim arasındaki bağı anlamadım?

Kamusal alanda mobbingi yazmamdan neden rahatsız oluyorsunuz ki?

Kamu kurumlarında mobbing var. İl İnsan Hakları Kurulu üyesi Dr. Naki Bey ile dostluğumuz İzmir’e dayanır . Sohbet ederken diyor ki, Muğla ‘da kamusal alanda en büyük huzursuzluk ve iş verimini düşüren konu mobbing diyor. Tek sağlıkta var diye düşünme tüm kurumlar aynı sorunlar içinde boğuşmakta diye belirtiyor.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi tarafından I. Büyük Kadın Buluşması paneli gerçekleştirildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde çalışan bir grup kadın Menteşe Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi ile ‘Kamusal ve Özel Alanda Kadına Yönelik Şiddet’ başlıklı çalışma grubu oluşturularak Muğla ‘da kadın sorunlarına farkındalık oluşturma çalışmaları planlanmakta.

Ben bu panelden konuşmacı Sayın Prof. Dr. Pervin Çapan’ın çalışma hayatı içinde psikolojik taciz, Mobbing hakkında sunumunun özü olarak psikolojik saldırının tek bir kişi veya birden fazla kişiden oluşan grup tarafından yapılabileceğini, “Saldırı birçok nedenlerle yapılabilir. Saldırı hedeflenen kişi yada kişilere doğrudan yapılabileceği gibi gizlice de yapılıyor olabilir. Bir çeşit psikolojik terör olarak nitelendirilebilecek mobbingde silah, psikolojik yöntemler, cephane ise sözlü saldırılar, tavır alma, şiddet, aşağılama, ima, iftira, suçlama, dışlama ve korkutma gibi davranışlardır” diye konuştu.

Muğla uyanıyor. Kadına yönelik şiddette hem kamusal alanda hemde sosyal alanda teslimiyet bayrağı değilde direniş ve haykırış bayrağını açmakta.

Kadına yönelik kamusal alanda şiddet zavallıların yaptığı bir çirkin davranıştır. Çağdaş ve hakların eşitliğine inanan hiç kimse mobbing yapmaz.

Kamudaki Ejderha…

Şiddet her yerde…

Özel de, kamu da…

Kamu çalışanlarına dün olduğu gibi bugün de şiddet var. İşyerlerinde şiddet tek sağlık çalışanlarına değil. Diğer kurumlarda kaynayan kazan. Geçmiş yıllarda Mobbing bilinmiyordu. Dava açılmış vaka da yoktu. Baskı ve şiddet kör kuyunun içinde çalışanlara uygulanmaktaydı.

İnsanlar yaşadıkları sıkıntının ne olduğunu anlamlandıramıyordu.

Gayya kuyusunun içinde sanki bir ejderha ile boğuşuyorlardı.

Boğuştukça kuyunun içine çekildiler.

Kimileri erkenden emekliliğe zorlandı.

Kimileri tansiyon hastası oldu.

Kimileri gastrit oldu.

Kimileri şeker hastası oldu.

Kimileri depresyona girdi.

Kimilerinin özgüveni un ufak edildi.

Kimileri mutsuzluk abidesine dönüştürüldü.

Kimileri yaşayan ölüye döndü.

Kimileri sürgün edildi.

Kimilerine soruşturma üstüne soruşturmalar açıldı.

Kimilerinin geceleri üzerine karabasanlar bastı.

Kamusal koltuk gücünü elinde bulunduranlar, çalışanı bugün inlettiği gibi o zaman da inletiyorlardı.

Kamu çalışanlarına baskı ve şiddet yaygın kullanılan bir yöntem.

Kurnaz bir kumpasla sinsice çizme boyunu aşabilirler.

Mesela senin çalışma haklarını tarumar edebilirler.

Sana yetki vermeyebilirler.

Yetki hakkınızı elinizden alabilirler.

Sabahları baskın yaparlar mesaiye erken mi geldin? Geç mi geldin? diye sıkı takibe alabilirler.

Telefonla mesainizi kontrol edebilirler.

Sürgüne gönderilebilirsiniz.

Odanızı boşaltmak için göbeklerini çatlatabilirler.

Her gün mütemadiyen yapılan baskı ile ruhsal dünyanızda deprem yaratabilirler.

Eve gidince yapılanlar karabasan gibi tüm gece rüyalarınıza girer.

Amaç üzüm yemek değil de, bağcıyı dövmek olunca dümen o amaçla işler. Dümen üstüne dümen döndürebilirler. Kamu kurumlarında yaşanan gerçeklerdir bunlar.

Kamu kurumlarında böylesi şeyler olabilir.

Her geçen gün insanlığımızdan adım adım uzaklaşmaktayız.

Neden böyle sorgulamak lazım.

İnsan ilişkileri de sığlaştı.

Kiminle konuşsan kurumlarda da çok fazla sıkıntıların olduğunu belirtiyorlar.

Kamu kurumlarının gayesi topluma hizmet ve adil yönetim iken, bireylerle uğraşma devri olmamalı. Osmanlı’nın Lale Devri var ya kamusal alanda da emanetçilik devri olması gerekirken sanki koltuğu kapan ne oldum delisi oluyor.

Yahu biraz empati yapınız. Kamusal hakların eşit olduğunu görünüz…

Astların katılımını sağlayınız.

Astlara saygı duyunuz.

Her bir bireye saygı duyunuz. Her çalışana.

Personellerle uğraşma devri değil, hizmet üretme devri olmalı.

Engin davranış sergileyip, tüm çalışanların desteğini kazanınız.

Amaç kamusal hizmet üretmek değil mi?

Kamusal hizmet ne demektir? Kamu yararı içermesidir. Kamuda çalışıyorsak burada kamusal fayda için çalışacağız.

Kamusal hizmetin en önemli özelliği de etkin, verimli ve süratli olmasıdır.

Kamusal mallar ortak tüketime haiz iken kamusal hizmette vatandaşa adil ve hakkaniyetli erişimi olan hizmettir.

Ben gene ekonomiye kaydım ve gittim.

Seviyorum iktisadi.

Sağlık kurumları da birer hizmet işletmesidir ki çalışanların memnuniyeti çok önemli. Diğer kamu kurumlarında çalışanlarında çalışma barışıda çok önemli.

Bence yıllın belli periyotlarla çalışan memnuniyeti saha çalışması yapılmalıdır.

Ayrıca da örgütlü bir toplum olmalıyız.

Biz örgütlü bir toplum değiliz.

Örgütlü toplumlar bütün sistemleri mükemmel çalışan bir makine gibidir. Eğer ki toplum her alanda dayanışma amaçlı olarak örgütlenmiş ise, bir kişiye yapılmış bir haksızlığı herkes kendine yapılmış gibi kabul ederek anında tepki göstererek, insanlığından çıkanlara ders verebilirler.

Bunun için bilinçli örgütlenme çok önemli.

DEMİŞTİM……

Muğla’da önemli bir gelişme oldu. Mobbing ile Mücadele Derneği (Mobbingder) Muğla İl Temsilciliği kuruldu.

Temsilciliğe Prof. Dr. Pervin Çapan, yardımcılıklarına ise Prof. Dr. Nurgün Beşün, Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Şahin, Yrd. Doç. Dr. Cem Şahin, Av. Mustafa Yıldırım ve Yrd. Doç. Dr. Ayalp Talun İnce atandı.

Bu harika bir gelişme 2006 yılından itibaren mobbing ile ilgili örgütlü toplum olma çağrım hedefine ulaşmış oldu…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.