“Örgütlenme” ve “Hak arama” yeteneğimizi kaybettik…

Bu haber 21 Haziran 2019 - 0:42 'de eklendi ve 1.244 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Yeniasır Gazetesi Muğla Temsilcisi Adem Ülker arkadaşımızın başına gelen hepimizin başına gelebilirdi. Ama nedense hepimiz birden ses çıkaramadık. Ki Fethiye Gazeteciler Cemiyet Başkanı Mesut Bölük‘ün “Adem arkadaşım ne zaman gitmek istiyorsan dalyanda buluşuyoruz ve oraya beraber gidiyoruz. Başka gelmek isteyen gazeteci arkadaşlarımızda gelebilir. Buyurun izin vermeyin…” çağrısına bile uyamadık…

Üç Cemiyet Başkanı; Mesut Bölük, Cem Kaytan ve Süleyman Akbulut birlikte İztuzu’na gidip fotoğraf çekseler kim, kimler ne yapabilirler çok merak ediyorum…

Galiba bu yeteneğimizi kaybettik. Çünkü biz daha önce “örgütlenme” ve “hak arama” yeteneğimizi kaybettik… Ama biz gazeteciler haberlerimizde, köşe yazılarımızda Muğla‘nın, Muğlalıların haklarını aramaktan ve bizden başkalarının hak arama mücadelelerine yer vermekten de geri durmayız!

Beni de bi gülmek almaz…

Bu köşede 25 Temmuz 2018 tarihinde kaleme aldığım “Mürsel Alban ile ilgisi ne?” başlıklı yazıma

Her seçimde olduğu gibi 24 Haziran Seçimleri arifesinde de milletvekili adayları ile ilgili haberler, söylentiler çıktı. O söylentilerden birinin peşine düşen Adem Ülker arkadaşımız Yeni Asır Gazetesi‘nin 16 Temmuz 2018 tarihli sayısında ‘CHP’li Alban Olayı Örtbas Ettirdi’ başlığı ile yer alan haberiyle ‘gazetecilik’ örneği sergiledi…” diye başlamıştım.

Bu yazımda bir “hak arama” yazısıydı! Bu yazım üzerine meslek yaşamımda ilk kez Mürsel Alban‘dan “TEKZİP” yemiştim. Yayınlamayabilirdim. Dava açılırdı… Meslektaşlarımın (istisnalar var elbette) arkamda durabileceklerini bilsem, güvenebilsem “dava açılsın” derdim…

 xx        xx        xx

O söylentiler neydi?” diye merak edenler olacaktır. Ancak o söylentileri “sorguladığım” için tekzip yemiş biri olarak, şimdi o söylentilerden söz edersem yine tekzip yerim. Gün gelir bir başka türlü yazarız elbette… Yeter ki Allah ömür ve sağlık versin…

Adem Ülker arkadaşımızın başına gelen ile ilgili geçen salı günü “Valimizin açıklayacağı ‘Haklı gerekçeyi’ merakla bekliyoruz…” başlıklı yazımı kaleme alırken, “Şimdi başka kimseler yazmaz, ihale üzerimizde kalır. Bir Adem Ülker yazımız daha tekzip yer..” diye de aklımdan geçmedi değil…

Gelgelelim “Gazetecilik zor zanaat vesselam!”… Bu zor zanaatın insanı isen, yazacaksın.

Yazdım… O Salı günü sabah baktım, Nejat Altınsoy arkadaşımız da yazmış. O da “Adem Ülker” diye başlık atmış. “Anlaştınız mı?” diye soranlar oldu.

Elbette anlaşmadık. Gazetecilikte genellikle “aklın yolu birdir”…

 xx        xx        xx

Nejat Altınsoy arkadaşımız “Adem Ülker” başlıklı yazısında “Basın meslek örgütlerinin bu olağanüstü durum karşısında kuruluş amacına ve temsiliyet hakkına uygun davranış sergilemeleri beklenmektedir.” diyerek şöyle devam etmiş:

İki meslek örgütünden birisi olan Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin Adem Ülker’i aramaması (!)

Ötesinde Büyükşehir Cemiyetinin ‘İlgili yerlerle görüştük’ açıklaması tatmin edici değildir. Bu açıklama ne Adem Ülker’i, ne gazetecileri ne de kamuoyunu tatmin etmemiştir.

Kendisi ile görüştüğümüz Adem Ülker, meslek örgütlerinden bir beklentisi olmadığını açıkça ifade etmiş ve şunları söylemiştir: ‘Kendilerinden böyle bir şey beklemiyorum. Buna da alışkın değilim. Çok şaşırmadım. Bu konuyu zamanla değerlendireceğim. Onların böyle bir şey yapacağına, etliye sütlüye karışacağına ihtimal vermiyorum. Öte yandan birçok gazeteci arkadaşım ve bürokrat beni aradı. ‘Biz seni tanıyoruz, böyle bir olay yaşanması talihsizlik, keşke yaşanmasaydı’ dediler’…

Nejat arkadaşımız eleştirisinde haklı… Başta da vurgulamaya çalıştım, bu konuda sıkıntılıyız. Nitekim, “Kendilerinden böyle bir şey beklemiyorum.” diyen Adem kardeşimiz de Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi

xx        xx        xx

Nejat arkadaşımızın “Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin Adem Ülker’i aramaması (!)” ifadesine de şaşırmadım, ama bir cemiyet yönetiminin, başına iş gelmiş bir başka cemiyet yöneticisini aramamış olmasına üzüldüm…

Nejat arkadaşımızın yazısının altına Bodrum‘dan Fatih Bozoğlu arkadaşımız da “Üzgünüm. Anlaşıldı gazeteciler örgütlenemeyecek. Biz de serserilik yapmaya devam edeceğiz…” diye yazmış.

Haklı…

Gazetecilikte her şeye rağmen genellikle “aklın yolu” birdir ya, bizimle birlikte aynı gün Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan MUĞLA BÜYÜKŞEHİR GAZETECİLER DERNEĞİNDEN AÇIKLAMA…” başlığı ile face hesabından açıklamada bulundu.

Açıklama “Muğla Büyükşehir Gazeteciler Derneği, geçtiğimiz günlerde Yeni Asır Muğla Temsilcisi Adem Ülker’in, haber amaçlı olarak gittiği Dalyan İztuzu’nda plaj görevlileri tarafından maruz kaldığı yaklaşım sonrası açıklama yaptı.” diye başlamış…

Oysa “Muğla Büyükşehir Gazeteciler Derneği, geçtiğimiz günlerde aynı zamanda derneğimiz yönetim kurulu üyesi Yeni Asır Muğla Temsilcisi Adem Ülker’in…” diye başlayabilirdi… Neyse…

xx        xx        xx

Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti açıklamasında “Gazeteci Adem Ülker’e, görevlilerce İztuzu Plajında gazetecilerin fotoğraf çekmesinin yasak olduğu belirtilerek, Ülker’in burada çalışma yapması engellenmiş, yaşadığı bu olay bazı haber sitelerinde haber konusu olmuştu.” denilerek şu görüşlere yer verildi:

… Meslektaşımız Adem Ülker’in bu yaklaşımdan sonra taraflar ve yetkililerle görüşmeler yapıldı. Görüşmeler sonucunda İztuzu Plajında gazetecilerin fotoğraf çekmesinin izne tabi olduğunu ve bu iznin Muğla Valiliği yada MUÇEV’den değil, Çevre ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden alınması gerektiğini öğrendik. Her şeye rağmen İztuzu Plajı görevlilerinin, meslektaşımıza yönelik uygunsuz yaklaşımını tasvip etmiyoruz. Turistlere gösterilen müsamaha ve hoşgörünün, kamuoyunun aydınlanması ve haber alma hürriyeti doğrultusunda çalışan meslektaşlarımıza gösterilmemesini anlamakta zorlandığımızın bilinmesini isteriz. Büyükşehir Gazeteciler Derneği olarak derneğimizin bağlı olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu kanalı ile bu iznin gazetecilere daha uygun şartlarda verilmesi ve bu kararın gazetecilere yönelik olarak yumuşatılması için gerekli girişimleri Bakanlık nezdinde başlattığımızın bilinmesini isteriz.

xx        xx        xx

Başkanımız Kaytan, açıklamaya kısa süre sonra “Son Dakika” başlığı ile şu eklemeyi yaptı:

Yapmış olduğumuz bu açıklama, Muğla Milletvekillerimize gönderilmiş ve kendilerinden Bakanlık nezdinde destek istenmiştir. Milletvekillerimizde gereken desteği vereceklerini söylemişlerdir.

Buna güldüm… Sadece AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan, Çevre ve Şehircilik Bakanı‘nı arayıp, “Sayın Bakanım Muğla müdürünüz ne yapmaya çalışıyor?” dese sorun kalmayabilir… Asıl gerçek te anlaşılabilir… Korkarım CHP‘nin iki milletvekili hemen ayrı ayrı soru önergesi verebilir… O değil de o iki milletvekilinden biri “Mürsel Alban ile ilgisi ne?” başlıklı yazıma “O öyle değil, böyle…” diye açıklama göndermek (Ki göndermiş yayınlamıştık ta ama..) varken, “tekzip” göndererek egosunu tatmin eden Mürsel Alban olacak…

İşte şimdi beni bi gülmek alır…

 xx        xx        xx

Ben bir de bu açıklamada yer alan “turistlere gösterilen müsamaha ve hoşgörünün” gazetecilere de gösterilmesi talebi ile “kararın gazetecilere yönelik olarak yumuşatılması” isteğini mesleğimize yakıştıramadım. “Ezik” bukdum! İşini yapan gazeteciye hangi hoşgörü ve müsamaha gösterilecek ki?

Bir kere Cemiyet Başkanımız Kaytan, görüşme yapmamış olsa “İztuzu Plajında gazetecilerin fotoğraf çekmesinin izne tabi olduğunu ve bu iznin de Muğla Valiliği yada MUÇEV’den değil, İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nden alınması gerektiğini” bilmeyecektik… Sayın Kaytan‘a bunun için teşekkür ediyoruz.

Bir de İlin Valisi dururken Çevre ve Şehircilik İl Müdürü’nün karar alıp, izin verip vermemesini anlayamadım. Anlayan, bilen bizi aydınlatsın!

Yeri gelmişken, bu karar neden ve neye dayanarak alınmıştır; Bakanlığın bu uygulamadan haberi var mı; Hangi kaygı ve endişe veya amaç için alınmıştır; karar nerelerde, nasıl uygulanıyor veya uygulanacak; Yerli ve yabancı turistlerin rahatlıkla fotoğraf çekebildikleri bu yerlerde gazetecilerin “potansiyel suçlu” görülmesinin nedeni nedir; Böyle bir karar varsa, bu karar alınırken “basın özgürlüğü” ve vatandaşların “haber alma özgürlüğü” sınırları zorlanıp, ihlal edilmiş olmuyor mu sorularının cevaplarını da öğrenmek isteriz. Askeri Bölge olmayan bu yerler için alındığı söylenen deli saçması karar ile ilgili daha pek çok soru sorulabilir… Bu kadarının cevabını verin bari…

Son Söz; Ben havada dronların uçuştuğu, 3G sahibi herkesin kendini “Gazeteci” sandığı bir çağda o yasağı koyanlara diyecek söz bulamıyorum…

——————————                                                                                     ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az.. (Nietzsche)

ÇİVİ

Arkadaşım, “MUÇEP ile MUÇEV’i hhep karıştırıyordum, çözümü buldum. MUÇEP iyisi,  MUÇEV kötüsü..” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı :)))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Muammer Özdemir 21 Haziran 2019 / 09:23

Adem Ülker, havuz medyası olarak bilinen gazeteler arasında yer alan, Yeni Asır Gazetesinde yazmış olmasından ve onun Muğla muhabiri olması Adem Ülker’in arkasında durulmamasının nedeni olabilir mi? Eğer böyleyse basın özgürlüğünü kim savunacak? Gazeteciler her zaman hedefteki insanlardır onları cemiyetleri korumaz ve sahip çıkmazsa kim koruyup sahip çıkacak? Allah yar ve yardımcınız olsun.