Ooop, Ağır Ol Bakalım

Bu haber 08 Mayıs 2019 - 0:22 'de eklendi ve 1.428 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

 Geçen gün su almak için markete girdim. Ben marketin dar reyonları arasında kasaya doğru yürürken, 3-4 yaşlarında bir çocuk da önümde sağa sola yalpalayarak bebek arabasını sürüyordu.  Uygun bir yerde yanından geçmeye çalışırken, sağa sola yalpalayan bebek arabasının tekeri ayağıma dokundu.

Küçük çocuk kendisinden beklenmeyen bir tepki ile bana “ooop” deyince arkama döndüm. Bu arada annesi de çocuğunun yanına gelmişti. Annesi ile göz göze gelince “Küçük beyle küçük bir çarpışma yaşadık.” dedim.

Küçük bey, gayet net bir şekilde “Ama sen benim arabama dokunamazsın!” dedi. Çocuğun bu tepkisi üzerine çarpışmaya şahit olan anne “Oğlum, sen de arabanı düzgün sürsene.” dedi.

Annesinin bu uyarısından hoşlanmayan küçük bey, “Ama onun benim arabama dokunma hakkı yok.” deyiverdi. Ben bir taraftan kasada ödememi yaparken bir taraftan da “Haklısın küçük bey, kusura bakma!” diyerek marketten çıktım.

Daha 3-4 yaşlarında, hâlâ bebek arabasına binerek sokakta dolaşabilen, bebek arabasını ancak sağa sola yalpalayarak sürebilen bir çocuğa nasıl bir şeyler öğretilmişti ki; kendisinin ve kendisine ait eşyaların dokunulmaz olduğunu öğrenmiş ve kendisinden kaynaklanan bir nedenle yaşanan küçük bir çarpışmada “ooop” diye bir tepki verebiliyordu.

Çocuklarımızın bu tür davranışlarının altında, anne-baba ve çocuk ilişkilerindeki kopukluğun, hoyratlığın ve korkunun olduğuna inanıyorum.

Akrabalık bağlarını zihninde oturtamayan, akrabalık ifadelerini bilmeyen, herkesi “kuzen” olarak gören, büyüğüne “abi”, “abla” diye hitap etmesini bilmeyen, herkese ismiyle hitap eden, anne-babalarını “kanka” olarak gören, birbirine kabalığın en zarif diliyle hitap eden, misafir karşılama ve uğurlamayı, selam vermeyi, “hoş geldiniz” demeyi bilmeyen modern çocuklarımız var.

El bebek, gül bebek, pamuklar içinde yetiştirilen, parayı verenin düdüğü çalacağına inandırılan, özgürlük adına eskilerin tabiri ile “harımsız” ve hadsiz yetiştirilen modern çocuklarımız var.

İnsan onuru ile egosunu ayırt edemeyen, çocuğunun yaramazlıkları ile övünen, çocuğundan bahsederken “biz” diyen,  “Biz anne-evlat gibi değiliz.” diyerek övünen ve olumsuz her şey için bir bahanesi olan modern anne-babalarımız var.

Dünyayı tehlikeli bir yer olarak tanımlayarak, çocuğunun başına bir şey gelmesin diye, etrafında bir güvenlik! çemberi oluşturan, onları korumak adına çocuklarını tamamen korumasız bırakan, çocuğunun denemesine, deneyerek öğrenmesine ve kendi ayakları üzerinde durmasına fırsat vermeyen modern anne-babalarımız var.

Gençlerin yarın derdi yok, onlar her şeyi hazır buluyor. Her şey onlar adına yapılıyor, planlanıyor; sorumluluk, fedakarlık ve beklemek yok.

Gençlerin bilgisi de yaşam bilgisi değil, davranış bilgisi değil, dönüştürücü bilgi değil; yalnızca bir genel kültür bilgisi…

Oysa denememek, daha baştan kaybetmektir. Denemek, direnç kazanmaktır. Ayakta durabilmek için de maddi ve manevi direnç lazım. Denemeyen, kaygısı ve derdi olmayan, dolayısıyla da direnci gelişmeyen çocuklarımız ve gençlerimiz; mutsuz, anti-depresan kullanıcısı, intihara meyilli… Ve insan ilişkilerinde çok hoyratlar; sabır, anlayış, hoşgörü ve görgüden uzaklar.

Çocuklarımıza dünyayı tehlikeli, etrafımızdaki her insanı da güvenilmez olarak tanıtmak; onları korumanın aksine tamamen güvensizliğe, yalnızlığa ve mutsuzluğa sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır.

Çocuklarımızı hayatın tehlikelerinden, insan sınıfından olmayanların her türlü müdahalelerinden korumak isterken yanlış bilgilendirmek ya da yanlış bir tutum ve davranış kazanmalarına ortam hazırlamak; doğru bir anne-baba tutumu değil.

3-4 yaşındaki bir çocuğun, babası yaşındaki bir insan “ooop” diye tepki vermesi hiç hayra alamet değil. 3-4 yaşındaki bir çocuğun, bir başkasına had ve hak bildirmeye çalışması hiç hayra alamet değil.

Çocuklarımızı korumak isterken, korku ve güven, ego ve özgüven arasındaki ince çizgiye dikkat etmek gerekiyor. Şefkatimiz çocuklarımızı şımartmasın.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.