O’nu biz unutsak dünya unutmayacak…

Bu haber 09 Kasım 2019 - 0:11 'de eklendi ve 854 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bir süre önce “TC Sevda Özlüm” paylaşmış. “İnşallah okumayı seven bi kaç takipcim vardır…” demiş.

Eh, üzücü tesbit, ama doğru. Okumuyoruz, yalan yanlış dinliyoruz.

Atatürk resmi kayıtlara göre, yaşamı boyunca 3 bin 997 kitap okumuş. Neredeyse 4 bin kitap

Bir hesab edin bakalım, yaşamınıza 4 bini bırakın, 3 bin kitap sığdırabilecek misiniz. Ben bugüne kadar okuduğum kitap sayısı ile bir oranlama yaptım, sığdıramıyorum.

E tabi boşuna Atatürk olunmuyor.

Okumalıyız, çok okumalıyız. O treni kaçırdıysak, ki çoğumuz kaçırdı; bari çocuklarımızı teşvik etmeliyiz.

En son hangi kitabı okudunuz?” diye salakça bir soru vardır. Sanki herkes harıl harıl kitap okuyormuş gibi.. Artık kitap değil, sosyal medya okuru olduk. “TC Sevda Özlüm” ile “kütüphanede” veya “kitapçıda” değil, sosyal medyada karşılaştık…

xx      xx      xx

Aklıma geldi 2011 yılında Manavgat Halk Kütüphanesi Müdürlüğü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün ebediyete intikalinin 73. yıldönümü anısına Cumhuriyet Meydanı‘nda kitap sergisi açmıştı.

Halk Kütüphanesi‘nin açtığı sergide, Atatürk üzerine yazılan kitaplarla okuduğu kitapların 24 ciltlik değerlendirmesi eser bulunuyordu.

Atatürk‘ün ebediyete intikalinin bu sene 81. yıldönümü. Bugün 9 Kasım, yarın 10 Kasım. Muğla İl Halk Kütüphanesi de keşke böyle bir şey yapabilmiş olsaydı. Hala yapılabilir de…

İl Halk Kütüphanesi bunu Menteşe Belediyesi işbirliğinda yapabilir. Sergi, Sınırsızlık Meydanı’nda bir hafta açık kalabilir.

İl Halk Kütüphanesi‘nde Atatürk‘ün yazdığı “Geometri” kitabı var mıdır bilmiyoruz, ama “Nutuk” vardır herhalde. Onunla birlikte okuduğu 3 bin 997 kitabın sergilenmesini istemek te vicdansızlık olur. Muhtemelen o kadarı da olmayabilir..

Olanlarla bir sergi yakışır. Hem İl Halk Kütüphanesi’nin varlığı hissedilir…

xx      xx      xx

TC Sevda Özlüm”ün paylaşımının altında “Ahmet Dirican” yazıyordu. Araştırdım, Muğlalı bir tıp doktoru. Metin ona mı ait, yoksa oda mı alıntı ypmıştı bilmiyorum, ama yarına, bugüne, her güne yakışıyor. T.C. Sevda Özlüm takipçilerinin okuma seven kişiler olmasını temenni etmesi kadar varmış. Uzun bir metin… Sizlerle elimden geldiğince kısaltarak paylaşacağım:

Yıl 1971 ...

Amerika’nın Phıladelphia Limanı‘na 10 bin ton tütün götürmüştük. Şehri dolaşmış gemiye dönüyorduk. Yanımıza bir araba yaklaştı ve nereye gittiğimizi sordu. Limana deyince bizi götürebileceğini söyledi. 3 arkadaş bindik ve geminin bordasına kadar getirdi.

Bu kibar AmerikalıyıTürk kahvesi’ ikram etmek için gemiye davet ettim. Zabitan salonuna geçtik. Kaptanımız da oradaydı. Misafirimiz salonu inceledıkten sonra; “Bu geminin Türk gemisi olduğunu söylediniz. Ancak, salonda Atatürk resmi yok” dedi ve hemen ilave etti;

Önce Atatürk’ün resmini koymalıydınız

Kahveyi içmeden gemiden ayrıldı. Hepimiz şaşırıp kalmıştık. Karşılaştığımız olaya bir anlam veremiyorduk. Bu olayı çok düşündüm. Sanırım bu kibar Amerikalı, varlık nedenimiz olan Atatürk’e kayıtsız kaldığımızı düşünmüş ve tavrımızı vefasızlık olarak değerlendirerek bizi protesto etmişti.

Karşılaştığımız bu sıradışı olaya başka açıklama bulamamıştım…

Yıl 1985 …

İzmir’e yük getiren Yunan bandralı gemide baş mühendis mide kanaması geçirdiği için hastahaneye kaldırılmış.

İşe davet ettikleri için görev aldım. Gemide tek Türk, baş mühendis benim. Bir sohbet esnasında, gemi kaptanı (adı Kosta’ydı) gümrükte fotoğraf makinesinin mühürlü kamaraya kilitlendiğini ve bu duruma çok üzüldüğünü söyledi. Makine ile ne yapacaktın diye sordum. Oğlu istediği için, Kordon’daki Atatürk Anıtı’nın resmini çekeceğini söyledi. Şaşırmıştım. “Atatürk size tarihinizin en büyük darbesini vuran komutandı, neden onun resmini çekmeyi düşünüyorsunuz” dedim. Şu cevabı verdi;

Biz, emperyalizmin emrinde haksız ve işgalci olarak Anadolu’ya geldik. Uçurumdan aşağı yuvarlanırken Atatürk sizi uçurumun kenarından alıp, özgür uluslar arasına modern bir ulus olarak kattı. Bunu yaparken, insanlık tarihine ezilen ulusların kurtuluşuna örnek olan, yeni bir deneyim kazandırdı. Onlara, özgürlükleri için mücadele ederlerse kazanacaklarını öğretti. Atatürk, bu nedenle bizim için de değerlidir.

Bu cevap nedeniyle, etkisini hayatım boyunca taşıdığım bir duygu yoğunlaşması yaşamıştım…

Yıl 1988 …

Ekvador’un Guayaquil şehri. Gemide işim bitince, çevreyi tanımak için dolaşmaya çıktım. Bir okula rastladım. Girişindeki alanda 5 tane büst gördüm. Birinci büst Simon Bolivar’a aitti. İkincisi Che Guavera,

üçüncüsü Fidel Castro, Dördüncüsü Emiliyano Zapata ve Beşinci büst GMK Atatürk’e aitti.

Büstleri inceleyip İspanyolca açıklamaları anlamaya çalışırken, öğretmen olduğunu düzgün İngilizcesi ile söyleyen bir kişi geldi. Nereli olduğumu sordu. Türk olduğumu söyleyince, içtenlikli bir ilgi gösterdi.

Atatürk hakkında konuşmaya başladık. Türk devrimi konusundaki bilgisi yüksekti.

Atatürk’ü, saygı duyduğu diğer 4 devrimciden ayrı tuttuğunu söyledi. “O yalnızca ülkesini kurtarıp modern bir ulus yaratmakla kalmadı, ezilen uluslara evrensel bir örnek yarattı. İnsanlık tarihinde hiçbir lider bunu başaramamıştır” dedi. O an duyduğum övünç ve mutluluğu unutmam mümkün değildir.

YIL 1999…

Hindistan’ın Visakapatman Limanındayız.

Şehri dolaşırken büyük bir kitapçı dükkanına girdim. Çocuklar için kısaltılmış İngilizce dünya klasikleri dizisi olduğunu gördüm. İncelediğim listede ‘Atatürk’ün Hayatı ve Devrimleri’ isimli bir kitap bulunuyordu. Ama raflarda yoktu. Görevliye bu kitabı istediğimi söyledim. Görevli, okulların yeni açıldığını, ilginin fazla olması nedeniyle kitabın kalmadığını, ısmarladıklarını ve bir hafta sonra uğramamı söyledi.

Ertesi gün limandan hareket edeceğimiz için zamanım olmadığından bu kitabı alamadım.

Bir yandan bütün kitabevi benim olmuş gibi mutlu oldum, diğer yandan, derin bir acı ve üzüntü duydum. Dünyanın öbür ucunda, çocuklara öğretilen Atatürk kendi ülkesinde üstü örtülmüş, yetkili yerlere gelen kişiler Onu bu ülke gençliğine öğretmemek için her şeyi yapmışlardı.

Üzüntümün nedeni buydu…

Yıl 2003 …

Kamerun’un Douala Limanındayız.

Kütük kereste yüklenecek. Yükün sahibi, gemiye yüklemeye nezaret edecek bir kaptan göndermişti. Kaptan Hırvattı. Zabitan odasına geldiğinde, gelenin karşısına düşen duvardaki Atatürk resmini görünce duraladı. Bir süre durduktan sonra resme doğru yürüdü. Saygı ifade eden davranışlarla resmi nazikçe düzeltti ve hepimizin yüreğine bir ok gibi saplanan şu sözleri söyledi;

Siz bu insanı ve ideallerini anlayamadınız. Anlamış olsaydınız bugün Avrupa kapılarında sürünmez, Avrupalılar sizin kapıların ızda bekleşirlerdi”…

Yıl 2017 …

Bangladeşin Chittgong Limanındayız.

Gemiden inmiş limanın çıkış kapısına doğru gidiyordum. Takkeli, entari ya da şalvar giyimli, yaşlı birisi ile hafifçe çarpıştık. Nedeni o olmamasına karşın özür diledi ve konuşmaya başladık. Nereli olduğumu sordu. Türk olduğumu söyledim. Hiç beklemediğim bir cevap verdi;

Atatürk’ün çocuğusun yani

Heyecanlanmıştım. Sohbeti sürdürdüm. İnanılmaz gelebilir ama bana şunları söyledi;

En büyük Müslüman Atatürk’tür. Biz Bangaldeş olarak onun öğrettiği yoldan gittik ve özgürlüğümüze kavuştuk. Fakiriz ama onun yaptıklarını yaparsak fakirlikten de kurtulabiliriz. O sadece Türklerin değil tüm Doğu halkları için de büyük bir liderdirAhmet Dirican

xx      xx      xx

Neyse ki O’nu biz unutsak dünya unutmayacak…

——————————                                                        ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, onun bakışı ile cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik. Muhammed İkbal

ÇİVİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan “esefle” kınayınca, Bülent Arınç “faciadır” sözünden çark etti. Arkadaşım “Çarkıfelek” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
muhlis karakaya 09 Kasım 2019 / 13:09

Çok güzelmiş teşekkür ederim. Atatürk’le ilgili söylenenlerin anlatılanların ancak böyle anılarda ve yaşanmışlıklarda olanlarına ve anlatanlara inanırım ve duygulanırım. Memleketimizdekilere değil. Çünkü onlar yaşamıyorlar sadece anlatıyorlar.