Önce İnsan, Sonra Gazeteci Olmalı

Bu haber 22 Mart 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.236 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Gazetecilik mesleğini edinmeye çalıştığım ilk yıllardı. O yıllarda ne bilgisayar, ne dijital makineler ve ne de cep telefonları var…

Muhabirliğini yaptığımız gazetenin İzmir’deki bürosuna haberlerimizi ya telefonla yazdırır, ya da daktilo ile yazıp, haberin filmi ile birlikte içine koyduğumuz zarfı İzmir otobüsünün şoförüne verirdik. Karşı taraf zarfı Basmane terminalinden alırdı.

Telefonlar manyetoluydu. Sağda bir kol, onu çevirip postaneyi düşürüyorsunuz. Şehirlerarası görüşme için karşınızdaki bayana karşı tarafın numarasını yazdırıyorsunuz. Sonra da aranmayı bekliyorsunuz.

xx        xx        xx

Bütün gazeteciler İzmir’deki gazete merkezimizi ödemeli arardık. Haber önemli ise “acele ödemeli” derdik.

Eğer yazdırmak istediğimiz haber karşı tarafta önemli bulunmadı ise, “Telefonun para yazdığını biliyorsun değil mi?” diye fırça yerdik. Haberi almazlar, telefonu yüzünüze kapatırlardı! Yani bir kişinin öldüğü veya iki, üç yaralının olduğu trafik kazası haberi ve ölümle sonuçlansa da bir intihar haberi telefonla yazdırılmazdı.

Bir gün trafik kazası olmuş ve kazada bir kişi ölürken birisi ağır üç kişi de yaralanmıştı. O yılların yerel gazetelerinden İlkadım’da birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızdan birisi sık sık Acil’i arayıp, hemşireye “O ağır yaralı daha ölmedi mi?” diye soruyordu.

O ağır yaralı da ölürse, arkadaşımız ‘iki ölümlü’ diye haberini telefonla hemen yazdıracak!

xx        xx        xx

Önceki gün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi bahçesinde yaşanan intihar girişimi beni İlkadım Gazetesi’nde gazetecilik mesleğini edinmeye çalıştığımız yıllara götürdü.

O yıllarda ağabeylerimiz vardı.

Şimdi biz ağabey olduk, ama ben hala gazetecilik mesleğini edinmeye çalışıyorum!

Bilirsiniz bazı meslektaşlarımız “objektifliğini” ortaya koyabilmek için söze “Ben önce gazeteciyim” diye başlarlar.

Oysa doğrusu “Ben önce insanım” olması gerekmez mi?

Tabi yeni kuşakların (Muğla’da) önce gazeteci olmaları da tartışma götürür… Ve tabi bunun kabahatlileri de biz ağabeyleriyiz!!!

xx        xx        xx

Önceki gün hastane bahçesinde yaşanan intihar olayı internet sitelerine şu başlıklarla düştü:

İşsiz kalınca, kendini yakmak istedi

Üzerine benzin dökerek kendini yakmak istedi

Hamle’de bizim çocuklar da “Hastaneyi birbirine kattı” başlığı atmışlar. İlk başlığa benzer bir başlık atmış olsalardı çok üzülürdüm…

Ama ben biziim çocuklara değil, ama yine de üzüldüm… Hem “Gazeteci” olarak, hem de “İnsan” olarak!

xx        xx        xx

İntihar girişiminde bulunan 28 yaşındaki C.İ. işsiz filan değil…

Ona hastanede iş verilmiş, ama O Haziran ayından beri işe gelmiyormuş. Mesai saatlerini iddia bayilerinde çay içerek filan geçiriyormuş. Bunun üzerine işten çıkarılmış. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Gürsoy Doğan şöyle anlatıyor:

İşe gelmemesine rağmen arkadaşımıza yardımcı olmak amacıyla sabah 8’de gel kartını bas akşam 5’te gel kartını bas denilmiş. Fakat o kart basma işlemi de olmamış. Yani kendisi kart basmaya bile gelmemiş. Bu tür durumlar da mecburen işe gelmediği için tutanak tutuluyor. Yönetmelik gereği hakkında 3 tutanak bulunan kişi çalıştığı şirketten çıkarılıyor. Kendisine yardımcı olunmasına rağmen işe gelmeyince, işten çıkartılma olmuş.

Bu açıklamaya rağmen bir meslektaşımız kalkıyor, “İşsiz kalınca, kendini yakmak istedi” başlığı atıyor.

xx        xx        xx

C.İ. engelliliğini istismar edip Devleti kullanmak istediği gibi, basını da kullanıyor!

Yaklaşık üç yıl önce yine işsizlik gerekçesiyle, üç katlı bir binanın çatısından atlayarak, intihar girişiminde bulunan ve iki ayağı da kırılıp, sağ ayağı, geçirdiği 9 ameliyata rağmen iyileşmeyince, diz altından kesilen C.İ. bu defa kendisine iş verilen hastanenin bahçesinde yine işsizlik gerekçesi ile intihar girişiminde bulunuyor.

Elindeki bir pet şişe benzin ile Acil Servis önüne gelen C.İ. önce iki gazeteci arkadaşımızı telefonla arıyor. C. İ. Onlar gelince pet şişedeki benzini başından boca ediyor. O iki “gazeteciden” birisi o anı haberine şöyle yansıtıyor:

Bugün saat 15.30 sıralarında Acil Servis önüne gelen C.İ., çevredekilerin şaşkın bakışları arasında elindeki pet şişedeki benzini üzerine boşaltıp, ‘İşten çıkarıldım. Kimse benimle ilgilenmiyor’ diye bağırmaya başladı. Etrafındakileri, elindeki çakmağı ateşleyeceğini söyleyerek, yanına yaklaştırmadı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine gelen polis ekipleri, yaklaşık 15 dakika süreyle C.İ.’yi, ‘Lütfen yapma. Sıkıntılarını çözüme kovuşturacağız’ diyerek, ikna etmeye çalıştı. Bir itfaiye aracının da hazır bekletildiği eylemde elindeki çakmağı bırakmayan C.İ.’yi bir anlık dalgınlığından faydalanan bir polis memuru üzerine atlayarak etkisiz hale getirdi.

xx        xx        xx

Habere dikkat edilirse polise intihar girişimini “çevredekiler” haber veriyor.

Adamın niyeti belli “şov” yapmak… Bunun için de önceden iki gazeteci çağırıyor. Ama bizim gazeteciler aldıkları çağrıya koşarken bir yandan da polise haber vermiyorlar. Şova ortak oluyorlar!

Peki ya C.İ. çevredekilerin haber vermesi ile yola çıkan polis gelinceye kadar bilerek veya dalgınlık ya da yanlışlıkla elindeki çakmağı çaksa ne olacaktı?

Güzel haber olurdu… (!)

O yanan adam görüntüleri “gazetecilik ödülü” bile alırdı alimallah…

İyi bir gazeteci olmak elbette önemli, ama önce iyi bir insan olmak önemsiz mi?

xx        xx        xx

Muğla’da 8 yıl önce Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim üyelerinden, o zaman “Doç. Dr.” olan Prof. Dr. Nurgün OktikMuğla’da intihar ve intihar girişimleri” başlıklı bir çalışma yapmıştı. Dönemin Muğla Valisi Hüseyin Aksoy’un makamında çalışma ve sonucu basınla paylaşılırken, önlemler arasında “Valilikte bir merkez kurulmasına” ve “Basının intihar haberleri yapmamasına” yer vermişti…

Vali Aksoy merkezi hemen kurmuş ve Muğla basını da “intihar haberi” yapmama

kararı almıştı…

O merkez hala faal mi bilmiyoruz. Ama Muğla Basını kararını 8 yılda unuttu.

Gelin bu kararı yenileyelim ve bu “zor” mesleği insanlığımızdan çıkarak yapmayalım!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hüseyin canel 22 Mart 2014 / 05:57

Saygıdeğer Üstadım, yerel basında 40 yıldır yazan doğru yazan ve özgürce yazan kaleminizden dolayı haklı olarak saygıyı hak eden bir gazetecisiniz. Her türlü yalan haberin uçuştuğu ..yazılı ve görsel basının sansasyon haberciliği yeğlediği .bir dönemde önce insan ve vicdanı olan kaç gazeteci kaldı sorusu akıllara geliyor.
Sizin de bildiğiniz; 1994 yılında açlıktan ölmekte üzere olan afrikalı kız çocuğun yanına tüneyen akbaba fotoğrafını çeken gazeteci Kevin Carter’ in İntihar öyküsü oldukça dramatiktir.
Düşünüyorum da bugün kaç gazeteci kevin gibi vicdan azabına dayanamayarak intihar eder..
Hastane bahçesinde İntihar girişiminde bulunan engelli kardeşimizle yazdıklarınızın gerçekliğinden hiç kuşku duymam..Mutlaka araştırmış sağlam veriler elde ettikten sonra yazmışsınızdır.
Ancak Muğla’da işsizlik sorunu olduğu, hem de eğitimli gençlerimizin işsizliği gerçeğini görmek gerekiyor.
Yıllar önce Muğla da yer talebinde bulunan dünya şirketi Vestel’in Talebinin karşılanmadığı bu nedenle Manisa’ya gittiği söylentilerinin gerçekliğini ..
Tıp Fakultesi’nin yılan hikayesine dönen öyküsü,hizmete geçmesi durumunda kaç yöre insanımıza iş aş ekmek sağlayacağı gerçeklerinin araştırılması sanıyorum yöre insanlarımızın bilme ,öğrenme hakkı vardır. Bunu da sağlayacak olan cesur, özgür, vicdanı olan, kalemini halkından yana kullanan gazeteciler olacaktır. Sevgiyle sağlıkla…

Reşat Öztepe 22 Mart 2014 / 08:51

Değerli Ağabeyim;Özcan Ağam,yazınızı sabah namazından sonra okumaya başladım,vaktim kısıtlı olmasından dolayı her yazınıza da yorum yapmak istemiyporum.Amma,yukarıdaki yazınıza bir kaç kelime ile de olsa hem tebrik hemde teşekkür etmek istiyorum.Çoktandır “İnsanlık” diye başlayan kelimenin ne anlama geldiğini ve insan olmanın özelliklerini saymaya devam ediyorsunuz.Teebrik ediyorum.Teşekkür ediyorum.Her makam geçicidir.Amma “İnsan”lık asla geçmez.İnsanlık kalıcıdır.kalıcı olmalıdır.Ağam,öz eliştiri yi de nükte ile bizlere adeta ders veriyorsunuz.Ne çare bu toplum seni çok geç anladı.hatta biraz daha ileri gideyim,ne çare hep tu kaka edildiniz.anlaşılamadınız.lütfen biraz daha yaşayınız.kendinize ve vücudunuza yidiğinize ve içtiğinize dikkat ediniz de biraz daha yaşayınız.Birileri bana yağcılık yapıyorsunuz çıkarın ne diyecekler amma,insandan insanlık ve ustalık öğrenmek niyetindeyim.dua ve sevgi ile.

günaydın 22 Mart 2014 / 10:05

BURASI ÇOK GÜZEL ”Adamın niyeti belli “şov” yapmak… Bunun için de önceden iki gazeteci çağırıyor. Ama bizim gazeteciler aldıkları çağrıya koşarken bir yandan da polise haber vermiyorlar. Şova ortak oluyorlar! -” ZATEN HERŞEYİN TEMELİDE BU!!!!!!Tesbitiniz için tebrik ediyorum