Ölümüne Sahiplenme

Bu haber 29 Ekim 2016 - 0:00 'de eklendi ve 761 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Atasever

Acaba diyorum!

Acaba, dünyada konuşlanan 200’ün üzerinde bağımsız ülkeler arasında, Türkiye benzeri bir devlet var mıdır?

Özellikle halkın Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığı ve vatan sevgisi bağlamında.

Ülkesini sahiplenme itibariyle.

Sahip olduğu rejim dolayısıyla.

Sanmıyorum.

Elbette ülkesini seven, her vesileyle bağlılığını belirten kitleler vardır.

Değilse, ait olduğu ülke onlar için ne ifade eder ki!

Kuşkusuz asıl olan, gönülden devletine bağlı olmaktır.

Ülkesine yönelik muhtemel bir saldırı karşısında, her şeyiyle dikilebilmektir.

Yoksa, kuru kuruya ben ülkemi seviyorum demekle, ülke sevdalısı olunmaz.

Bu nedenle, dünyada yer eden ülkeler arasında Türkiye’nin istisna teşkil ettiği yadsınamaz.

Aksi olsaydı, bunca ülkeler içerisinde Türk halkının gösterdiği fedakarlık benzerini sergileyenler olurdu.

Bugüne kadar hiçbir halk, ülkemiz insanının kurtuluş mücadelesinde sergilediği fedakarlığı gösteremediğine göre, aradan geçen yüzyıla yakın süreçte bir gerçek tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.

Dünyada yer eden bunca ülkeler arasında, Türk insanının yeri ayrıcalıklıdır.

Değil mi ki onlar, kurtuluş mücadelesinde ülkenin selameti, halkın bağımsızlığı diyerek, canını dişine taktılar.

Kendisinden katbekat güçlü emperyalist ülkelere karşı, dünyada emsali görülmeyen bir mücadele örneği gösterdiler.

Türk insanı için tek gerçek vatandır.

Gerisi teferruattır.

***

İşte böylesine hasletlere sahip Türk insanına bir armağan verilmesi gerekiyordu.

Değil mi ki bu ülke insanı, vatanın selameti için canını hiçe saydı.

Ülkesinde emperyalist güçlerin egemen olmasına canı ve kanı pahasına izin vermedi.

Onlara verilecek bir armağan olmalıydı.

Bu da halkın kendi kendine idaresini öngören bir yönetim şekli Cumhuriyet’ti.

Bunun hayalini kurmuştu Atatürk.

Üstelik çok yıllar öncesinden.

Kurtuluş mücadelesine atılmadan önce.

Ona göre ülkede, mutlak surette Cumhuriyet egemen olmalıydı.

Buna karşın kolay olmadığını biliyordu.

Ülke yıllarca koyu bir taassup altında kalmıştı.

Hal böyle iken bir kalemde, halk iradesinin egemen olduğu bir rejimin kabulü ve yürürlüğe konması kolay olmazdı.

***

O süreçte, yeni bir yönetim şeklini kendisine bile söylemekten çekinen Ulu Önder, uzun uzadıya düşündükten sonra, daha fazla beklemeye gerek olmadığına karar verir.

Bunun üzerine, en yakınında olanlardan Rauf Orbay olmak üzere fikrini açar.

Sonrası malûm.

İlk millet meclisi oturumunda, “bundan böyle Türkiye’nin yönetim şekli Cumhuriyet olacaktır” der.

İlk anda bir sessizlik oluşur.

Ardından Cumhuriyet istemeyen bazıların homurdanması.

Derken salonda, yavaş yavaş bir heyecan yankılanır.

Bunun anlamı, Türkiye’nin yeni yönetim şekli Cumhuriyetin benimsendiğidir.

Ve bu heyecan dalga dalga yurt sathına yayılır.

Artık herkes tarafından benimsenmiştir.

Dolayısıyla TBMM tarafından kabul edilen bir yasa gereğince, 29 Ekim 1923 tarihinden itibaren o gün bugün bayram olarak kutlanmaktadır.

Hem de çoluk çoluk, büyük küçük herkes tarafından.

Ve de coşkuyla.

Sonra nasıl kutlanmasın!

Dünyada emsali görülmeyen bir mücadele sonrasında ülke egemen güçlerden temizlenmiş.

Akabinde, ülke için en iyi yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu her kesim tarafından benimsendiği için bayrama dönüştürülmüştür.

Bunun üzerine ülke olarak yıllarca gurur ve heyecan içerisinde Cumhuriyet Bayramı kutlandı.

Her ne kadar günümüzde, bayramların mevcut hükümet tarafından daha sade bir şekilde kutlanması ön görülse de, halk aynı heyecanı yaşamaktadır.

Zira millet, ülkenin düşman güçleri tarafından nasıl temizlendiğini, 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Cumhuriyetin hangi koşullar altında kabul edildiğinin idrakindedir.

Cumhuriyeti ölümüne sahiplendiği için doyasıya yaşamak istemektedir.

Hele 15 Temmuz gecesinde deli saçması girişimde bulunan bazıların eylemleri üzerine.

Kuşkusuz bugünde aynı heyecan dalgası egemen olacaktır.

Herkesin bayramını yürekten kutluyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.