Ölümün Yaşı Var Mı?

Bu haber 22 Aralık 2015 - 22:46 'de eklendi ve 1.230 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Hastanede penceresinden güneş giren bir odadayım.

O güneş giren pencerede kasımpatı çiçeğim var. Şehit babası Mehmet Pek getirmişti. Kapalı bir mekanda olsam da sabahları odaya giren günışığının sıcaklığı ve penceredeki kasımpatı ben de açık havadaymışım hissi uyandırıyor. O kadarda değil… Hatta güneş ve kasımpatı bende hastaneye yetiştirildiğim ilk günkü gibi bahar havası uyandırıyor…

Şehit babası Mehmet Pek’in beklemediğim ziyareti üzerine 19 Aralık Cumartesi günü “Şehit Babasının Ziyareti” başlığı ile yayımlanan yazıma “Allah kimseyi gelenden gidenden etmesin” diye başlamıştım.

O gün Vali Amir Çiçek, “Hadi kalk artık ta Akçapınar’a tost yemeye gidelim” dedi. “İnşallah” dedim. O sırada Hasan Hüseyin KorkmazgilÖyle Bir Yerdeyim Ki” şiirinden şu iki dize aklıma geliverdi;

Yaprak döker bir yanım

Bir yanım bahar bahçe

 

xx           xx           xx

O gün iki yaprak düştü Muğla’da toprağa… Biri genç, biri yaşlı…

Ölümün yaşı var mı?

Akıl alacak gibi değil. Düz yolda iki motosiklet çarpışıyor. Birisi hastanede, birisi olay yerinde iki sürücü yaşamını yitiriyor.

Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Mehmet Uslu 25 yaşında, stajyer avukatmış.

Onu yetiştiren ailenin yerinde olmayı kim ister? Böyle de soru olmaz tabi… Doğru soruyu bulamadım…

Diyarbakır’da şehit düşen Altuğ Pek kaç yaşındaydı ki? 24… Hukuk okumak isterken, matematik okumak zorunda kalıyor. Gerisi malumunuz.

Allah kullarına evlat acısı göstermesin. Elbette anne baba acısı da… Ama emir Allah’ın…

Acının da yaşı yok.

 

xx           xx           xx

Vali Çiçek hastaneye şehit babası Mehmet Pek’e yapılan müdahaleyi ve stajyer avukat Mehmet Uslu’nun durumunu öğrenmek için gelmişti. Gelmişken sağ olsunlar beni de çiğneyip geçmemişlerdi…

Mehmet Uslu için yapılacak bir şey kalmamıştı.

Son yolculuğunda yanında ailesi ile birlikte Bodrumlular ve mesleğini birlikte icra edemediği meslektaşları vardı.

Stajyer avukat Mehmet Uslu hafta sonunda Bodrum’da Adliye Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından sevenleri tarafından Bitez’de toprağa verildi.

Allah rahmetini esirgemesin, acılı ailesine sabırlar versin.

Nedense basınımızın bir bölümünde, iki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasının bu yanı yer almadı. Onlar adına Uslu ailesinden ben özür dilerim…

 

xx           xx           xx

Atatürk’ün ölüm yıldönümünün ertesi günü 11 Kasım’da çatışmada can veren şehidimiz Altuğ Pek ertesi gün 12 Kasım’da Muğla Şehitliği’nde toprağa verildi. Daha 52’si olmadı, bu defa acılı babası Mehmet Pek yaşamını yitirdi.

Herkes gibi elbette O da vakitsiz toprağa verdiği yavrusunu çok seviyordu, canı yanıyordu. Kim bilir belki Allah ta Mehmet Pek’i seviyordu da oğlunun yanına aldı…

Bu düşüncemi ziyaretinde Vali Çiçek ile paylaştım. “Bu da bir bakış” dedi. Öyle, “teselli” de denebilir. Geride ağabeylerinin acısı ile kalan ve şimdi babalarının acısı ile bir kere daha yanan iki kız, bir erkek kardeş ile acısı ve sorumluluğu bir kat daha artan anneyi kim teselli edecek?

 

xx           xx           xx

Rahmetli Mehmet Pek o şaşırtıcı motosiklet kazasından bir kaç gün önce hastaneye ziyaretime geldiğinde beni hem rusilanlar.com şaşırtmış, hem de mutlu etmişti. Kapıdan içeri süzülüp, iki eliyle Kasımpatı çiçeği saksısını göbeğine bastırmış olarak karşımda dikili duruşunu ve “Senin mutlaka ayağa kalkıp gazetende olman lazım” deyişini unutamıyorum.

O gece uzun uzun sohbet ettik. Kendisiyle hiç öyle uzun uzadıya sohbetimiz olmamıştı. Ayaküstü hal hatır soruşlarımız ve karşıdan karşıya merhabalaşmalarımız olmuştu…

Görüşmek dileğiyle ayrılırken bana sarılıp helalleşmiştik. Sanki birkaç gün sonra başına geleceği biliyormuş gibi…

 

xx           xx           xx

Muhtemelen o gün gece Salihpaşalar’dan motosiklet ile gelip, yine gece vakti motosiklet ile geri dönmüş olmalı… O’nu o gecede kaybedebilirdik, kahrolurdum…

Gitti güpegündüz o ölümüne neden olan kazayı yaşadı.

Şehit acısı kolay değil. Her ne şekilde ve neden olursa olsun evlat acısı kolay değil… Benzer acıları yaşayanlara en az bir yıl motorlu araç kullanma yasağı getirilmeli diyeceğim, ama böyle bir yasaklama mümkün olmaz sanıyorum. Ayağa kalkanlar olur!

Yine de hiç değilse telkin edilebilirler.

Rahmetlinin kazanın yaşandığı gün ne kadar dalgın olup olmadığını bilmiyoruz…

 

xx           xx           xx

Mehmet Pek, ziyaretime geldiği gün bir de en büyük hayalini, son arzusunu paylaşmıştık. Oğlunun şehit olduğu yerleri görmek istediğini belirtirken, “Oğlumun şehit düştüğü topraklara kadar yürümek, yolculuk sırasında güzergahta yer alan il ve ilçelerdeki jandarma karakollarında konaklamak istiyorum. Bu düşüncemi Kavaklıdere ve Yatağan Jandarma Komutanları paylaştım. Cevap bekliyorum.” demişti.

Olmadı…

Bu hayali belki küçük oğlu gerçekleştirir.

Oğlunun adını bilmiyorum. Biz artık gazeteciliğinde acemisi olduk. O gece rahmetliye çocuklarının adını sormayı akıl etmemişim. Gerekmemişti de, ama ne Mehmet Pek’in ne de şehit oğlunun cenaze törenlerinden sonra yazılan haberlerde bir erkek, iki kız kardeşin veya evlatların adları yoktu!

 

xx           xx           xx

O evlatlar veya kardeşler ağabeysiz kalırken, şimdi de babasızlar…

Allah annelerine kolaylık ve sabır versin.

“Şehit Babasının Ziyareti” başlıklı yazımı “Annesi, babası (Şahan) Gökbakar’ın dediği gibi hep (Diyarbakır Sur’da şehit düşen Haydar Çetin’in evladı) minik Eymenlerin yanında olacaktır. Biz de olmalıyız. Bizim onlara olan borcumuz ödenir borç değil!” diye noktalamıştım.

Kazanın yaşandığı gün ziyaretime gelen Vali Amir Çiçek’e o gün çıkan yazımdaki bu satırları anımsatıp “Artık geride kalanların babası yerel yöneticilerimiz ve sizsiniz” dedim. “Sen merak etme” dercesine gülümseyerek karşılık verdi.

O gülümsemenin “evet” anlamına geldiğinin farkındayım…

O çocuklar okuyacaklarsa okumalılar, okumayacaklarsa iş, güç sahibi yapılmalılar…

xx           xx           xx

Şehit babası Mehmet Pek’in cenazesi de Kurşunlu Cami’den kaldırıldı.

Vali Amir Çiçek trafik kazasının yaşandığı olay yerinde “Sözün bittiği yerdeyiz.” derken, Camideki törende İl Müftüsü Abdurrahman Koçak, “Aziz şehidimizi 12 Kasım da rahmetli babası ile birlikte buradan uğurladık. Dün geçirdiği bir trafik kazası ile şehidimizin babası merhum Mehmet Pek ağabeyimiz bugün aramızdan ayrılıyor. Merhumun evladı şehidimiz sırayı bozdu bir mana da babasından önce gitti. Ama babası da onun arkasından gidiyor. İnanıyorum ki baba oğul buluşacaktır.

İnşallah!

 

xx           xx           xx

Kasımpatı çiçeği bahçe çiçeğidir. Ziyaretçilerimden biri “burada kurutursunuz” demişti, ama mor kasımpatı çiçeği sıcakta, pencerenin önünde direniyor.

Belki de Mehmet Pek ve şehit oğlu Altuğ Pek’in üzerine bırakılacağı günü bekliyordur. Mekanları cennet olsun…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.