ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARIYORUZ

Bu haber 06 Ocak 2010 - 0:00 'de eklendi ve 674 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Dünyada konuşlanan ülkeler içerisinde, ölüme bizim kadar davetiye çıkaran bir başka ülke yok dense yeri.
İtiraz edemezsiniz.
Birbiri ardı sıra gelen akıl almaz olaylar her şeyi açıklıyor.
Bunlar arasında doğal olaylar da dahil.
Evet doğa olaylarının önüne geçmek elbette zordur.
Buna karşın bir takım tedbirler alırsanız, kaybınız o nispette az olur.
Ama siz, aşırı yağışların görüldüğü Karadeniz Bölgesinin nice yerleşim birimlerinde olduğu gibi dere yatağına ev yaparsanız.
Yanı sıra ülkemizin birçok yerlerinde gözlemlediğimiz kadarıyla aynı dere yataklarını iskan merkezi olarak tescil ederseniz.
Gün gelir doğa bir şekilde intikamını alır.
Nitekim, geçtiğimiz ay içerisinde Artvin ile İstanbul’da meydana gelen olaylar, bunun bariz kanıtı.
Ölüme yol açan olaylar sadece doğa olaylarıyla sınırlı değil.
Bizatihi kendi kendimize davetiye çıkardıklarımız var ki, akıl fikir erdirmek gerçekten güç.
Çok uzağa gitmeden son yıllarda uğradığımız felaketlere bakalım.
Yıllar boyu maden ocakları göçüklerinde yitirdiğimiz insanımızın sayısını hatırlamıyoruz.
Aynı süre içerisinde öylesine kayıplar verdik ki, yine de ders almadık.
İşletme sahiplerinin mutlak yerine getirmesi gerekenler belli olduğu halde, yeterli önlem alınamadığı için 19 kişinin hayatına mal olan  Bursa Kemalpaşa ilçesindeki göçük.
Buna karşın, müsebbiplerle ilgili nasıl bir cezai müeyyide uygulandığı şüphe uyandırıyor.
Aksi iddia edilemez, şayet bir caydırıcılık söz konusu olsaydı, işletme sahipleri yeterli önlemleri alır. Dolayısıyla bu denli kayıplar olmazdı.
Ya tren kazalarına ne buyrulur?
2 sene öncesindei defa hizmete giren hızlı tren faciası.
Yetmedi, 3 gün öncesinde meydana gelen bir başka tren kazası.
Neymiş efendim?
Yanlış makas değiştirilmiş!
İşte bu kadarını da pes.
Her halde bu ve benzer kazaların neden meydana geldiği hususunda, başka ülkeler gülmenin ötesinde, ayıplıyordur.
Bu zamanda, bu nedenle oluşan bir kaza!
Bir tarafta, küresel ısınmanın söz konusu olduğu süreçte yağışlardan mutlu oluyoruz.
Buna karşın, yağmurlar sonrası meydana gelen sel felaketiyle dövünüyoruz.
Demezler mi, demiyor muyuz.
Neden yeterli tedbirler alınmadı?
Aynı bölgede ve aynı zamanda benzer sel felaketleriyle yüz yüze gelince, tek bir şey söylemek mümkün.
Vurdumduymaz bir milletiz.
Aksi iddia edilemez.
Trakya bölgesinde 2 yıl üst üste oluşan seller sonrasındaki manzara her şeyi açıklıyor.
Orman yangınlarına ne buyrulur?
Özellikle kasıt unsuru inkar edilmez bir düzeyde olursa!
Yine de bir yaptırım söz konusu değilse!
Yapanın yanına kâr kalıyorsa!
Bu yüzden değil mi, yarım asırlık süreçte ormanlık alanlarının her geçen gün daralması.
Trafik kazalarıyla ilgili ne diyebiliriz ki?
Sanki sıradan olaylar haline geldi.
Mutat günler bir yana dini bayramlar sürecinde öylesine kayıplar veriyoruz ki, akıl fikir erdirmek güç.
Dolayısıyla sönen nice ocaklar.
Yetim kalan çocuklar, evladını yitiren anne ve babalar.
Hele bir aile toptan yok olmuşsa!
Velhasıl, ölümlere böylesine davetiye çıkaran hiçbir dünya ülkesi yok.
Sanki kendi elimizle ölümlere yol açıyoruz.
Bir kez daha altını çizmek gerekirse, dünya genelinde yer alan ülkeler içerisinde bizim kadar tedbirsiz, bile bile ölümü seçen bir başka ülke yok.
Yazık ki yazık!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.