Ölüm, Kayıp ve Yas

Bu haber 15 Ekim 2014 - 0:29 'de eklendi ve 869 kez görüntülendi.
Bahar Erdenbaharerden@hamlegazetesi.com.tr

Ölüm, kayıp ve yas yaşamda kaçınılmaz olan deneyimlerdir. Yakınlarımızı kaybettiğimizde nasıl yas tuttuğumuz ve bu süreci nasıl deneyimlediğimiz ise oldukça karmaşık ve kişisel bir süreçtir. Yas tutmak için uygun veya doğru bir yöntem yoktur. Ancak, kayıp üzerinde hiçbir kontrolümüz olmasa da yas süreci ile nasıl başa çıkacağımızı seçebiliriz. Aslında yas, yapmamız gereken bazı şeyleri içeren aktif bir süreçtir. Bunlar nelerdir?

Öncelikle kayıp gerçeğini ve bunun yaşamımızı bir şekilde etkileyeceğini kabullenmemiz gerekir. Daha sonra yaşayacağımız duygu karmaşası üzerinde çalışmalıyız; kayıp sonrası hissettiklerimizle yüzleşmek ve tüm duygularımızı ifade etmekte etkili yollar bulmak için.

Ölmüş olan kişinin ortamını yeniden düzenlemek ve onunla bağlarımızı gevşetmek bir diğer yapılması gerekendir. Ölmüş olan kişi ile bağlarımızı özgür bırakarak sosyal ağımızla yeniden meşgul olmaya başlarız. Bu, hoşçakal demek için de etkili bir yoldur.

Dışardan bakan için yas tutanın normale dönmesi birkaç hafta sürebilirmiş gibi gelir. Aslında, kayıp ve yas sırasında karşılaşılan karmaşık duygusal meseleleri çözmek daha uzun sürer. Araştırmacılar ve terapistlerin hemfikir olduğu da iyileşmeye başlamak için kişinin kaybın ardından en az bir yıla gerek duyduğudur. Bu süreci iki yılda atlatanların sayısı da azımsanmayacak kadardır. Ayrıca acısı ve yası olan kişi için “iyileşme/düzelme” terimini kullanmak yanlış olabilir. Kayıp sonrası iyileşmekten ziyade “kayıp ile yaşamayı öğrenmek” daha doğru bir söylem olur.

Sevilen bir kişiyi kaybetmenin etkisi çok uzun bir süre, belki de yaşam boyu devam eder. Bunu bilmek yas tutan kişiye ne söyleneceğini ve ne yapılacağını bilmeyi kolaylaştırır. En uygun olabileceklerden biri de diğer kişiye onun kaybı için üzgün olduğunuzu ve ona destek olmak için yanında olduğunuzu bilmesini sağlamak olacaktır.

Kayıp ve yas çoğu insanın yaşadığı bir deneyim olsa da ve eninde sonunda bu süreçle baş edebilseler de bir takım risk faktörleri vardır. Bunlardan bazıları ölüm biçimi, kişisel faktörler(kişilik, dindarlık, yaş, cinsiyet) ve kişilerarası bağlam(sosyal destek, akrabalık ilişkileri)dır.

Ölüm biçiminin yas sürecini etkilediğini biliyoruz. Aile üyelerinden birini trafik kazasında kaybetmiş birisinin, uzun süredir Alzheimer hastalığı ile mücadele sonrası kaybedenden daha farklı süreç yaşayabileceğini de. Uzun süren bir hastalık sebebiyle ölüm bekleniyorsa, zaten yas süreci de bekleme sürecine dahil oluyor ki bu da kaybın etkisi için bir tampon vazifesi görüyor ve yas sürecini kısaltıyor. Hayatta kalan için aniden ölmüş olan kişi ile aradaki bağ güçlü ve yakın ise yas daha yoğun ve uzun süreli olabiliyor. Ancak ölen kişi ile bitmemiş hesaplaşmalar, yüzleşmeler ve pişmanlık yoksa depresyon eğilimi daha düşük oluyor.

Maneviyatı güçlü olanların da kayıp ve yas süreci ile daha kolay baş ettiğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Fakat bu, maneviyatla birlikte sosyal desteğin olması ile de ilişkilidir. Cinsiyetle ilgili yapılan çalışmalarda ise kaybın ve yasın ardından erkeklerin kadınlardan daha fazla ölüm oranı saptanmış. Kadınlarda ise depresyon oranları erkeklerden fazla çıkmış.

Son olarak, hep deriz ya düğün ve cenazelerde yakınlarımızın yanımızda olması, verdikleri destek önemlidir diye. Çalışmalar gösteriyor ki kayıp ve yas sürecinde yakınlarımızdan, akrabalarımızdan aldığımız sosyal destek bu süreci atlatmakta en büyük yardımcımızdır. Yaşamın başlangıcının biyolojik, psikolojik, sosyokültürel, yaşam süreci faktörleri gibi karmaşık bir etkileşimi simgelemesi gibi ölüm de bu faktörlerin etkileşimidir. Yaşamda deneyimlediklerimiz asla tek bir perspektiften anlaşılamaz.

Kaynak

Cavanaugh, J. C., & Blanchard-Fields, F. (2011). Adult Development and Aging (6th ed.).Belmont, CA: Wadsworth, Cengage Learning.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.