Öldük, Öldük Dirildik

Bu haber 11 Nisan 2016 - 22:57 'de eklendi ve 769 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Hangi pozisyon ve koşulda olursa olsun bir kez daha gördük ki futbol, 3 neticeli bir oyun.

Bir takım, müsabaka öncesinde kesin favori olarak gösterilse de neticeyi tayin eden müsabaka.

90 dakikalık süreçte ortaya konan performans.

Siz ne denli mutlak 3 puan parolasıyla çıksanız da, istenilen oyunu ortaya koyamadığınız sürece, öngörüler alt üst olur.

Tıpkı geçtiğimiz Pazar günü Atatürk Stadyumunda oynan Muğlaspor-Utaş Uşakspor müsabakasında olduğu gibi.

Oysa, maç öncesinde yeşil-beyazlı takımın sahadan galip geleceği konusunda kimsenin en küçük şüphesi yoktu.

Aslında olamazdı.

Muğlaspor şampiyon olmak istiyorsa, ki tüm şehir buna inanmış ve de kenetlenmişti.

Maçtan 3 puanla ayrılmaktan başka seçenek yoktu.

Kaldı ki ipi göğüslemeye 2 maç kalmıştı.

Kendi evindeki müsabakadan galip geldiği takdirde, geride tek bir maçı vardı. Onu da geçtikten sonra 3. ligin kapısı aralandı demektir.

Aralandı diyorum.

Önce kendi evinde oynayacağı Utaş Uşakspor ve bir hafta sonra ligin son karşılaşması olan Denizli Yeşilköyspor’u geçtiği takdirde, bir başka grubun lideri Kütahyaspor’la Play-Of’da karşılaşacaktı.

Artık tünelin ucu görünmüştü.

Biz kez daha vurgulamak gerekirse, mutlu sona ulaşmak için önce Utaş Uşakspor, ardından Yeşilköyspor müsabakalarını geçmesi gerekiyordu.

İşte bu atmosfer içerisinde kendi evinde oynayacağı maçtan mutlak galip ayrılması kaçınılmazdı.

Nasılsa takım şampiyonluk yoluna girmişti.

Hem de tüm kent olarak.

İlişkin olarak Hamle Gazetesi büyük bir duyarlılık göstererek Muğlaspor’un posterini basarak, tüm şehre dağıtılmasını sağlamıştı.

Dedim ya şehir şampiyonluk havasına çoktan girmişti.

Şehrin neresine gitsek, yeşil-beyaz bayraklar, kaşkollar ve sırtına takımın formasını geçiren taraftarlar vardı.

Hem de çoluk çocuk, kadın erkek.

***

Maç öncesinde gazeteci arkadaşlarım Nejat Altınsoy, Tansel Coşkun ve Hüseyin Atılgan’la yeşil-beyaz lokalin önünde oturmuş, maçın havasını koklamaya başlamıştık.

Görünen, tahminlerin üzerinde bir kalabalığın olduğuydu.

Nitekim, rakip takım için ayrılan açık tribünün bir bölümü hariç, saha tıklım tıklım doluydu. Şeref tribünü dahil. Mülki amirlerden milletvekillerine, belediye başkanlarından kurum müdürlerine kadar herkes, Muğlaspor için sahadaydı.

Kısaca, Muğlaspor’un 2. ligde oynadığı yıllarda olduğu gibi bir hava oluşmuştu.

***

Artık tek beklenti, maçın başlaması ve de Muğlaspor’un mutlak galip gelmesiydi.

Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldiğimize göre başkaca hiçbir seçenek olamazdı.

İşte bu hava içerisinde maç başlamıştı.

Baktık, yeşil-beyazlı futbolcular kendinden emin. Son düzlüğe girildiği için beklentilerin aksine bir telaş yok. Demek ki işin bilincindeydiler.

İlerleyen dakikalarda aynı anlayış devam etse de bir türlü gol gelmiyordu.

Üstelik, geçen maçlarda olduğu gibi takımın en çalışkan futbolcularından Sani, adeta gol kaçırma yarışına girmişti. Birinci yarıda net yüzde yüzlük 2 pozisyonu harcayınca, seyircilerde bir homurdanma başlamıştı.

Derken devre 0-0 bitti.

Her halde 2.yarıda gol ve goller atarız derken, birde ne görelim.

Bir anda rakip takım 2-0 öne geçti. Ben dahil herkes buz kesmişti.

Birden şok olmuştum. Sıkıntı bastığı için kendimi zar zor sahanın dışına attım. Dedim ya çok fena olmuştum. Olamazdı, olmaması gerekirdi.

Tam ipi göğüslemeye ramak kala, kendi evinde hem de 2-0 geriye düşmek olamazdı.

Buna karşın kulağım, Muğlaspor adına tribünlerden gelecek gol haberi bekliyordu.

Evim hemen stadın karşısında olduğu için ilk golün atıldığını seyircilerin bağırmalarından anladım. Çok geçmeden aynı tezahürat olunca galiba beraberliği yakaladık dedim,

O sırada birden aklıma maçı çektiği için Fethiye TV’yi açmak geldi.

Açtım 2-2. Uzatma dakikaları oynanıyordu. 6 dakika uzatmanın tam sonuna doğru gelinmişti ki mucize denebilecek bir pozisyonda Coşkun çok güzel bir vuruşla golü atmıştı. Hemen hakeme baktım. Golü verecek miydi! Zira ilk yarıda bariz bir golü saymamıştı.

Ve goldü. Muğlaspor zorda olsa 3.golü atarak sahadan galip gelmesini bilmişti.

İşte asıl görülmeye değer olan bundan sonraki sahneydi. Her kim olursa olsun sarmaş dolaş, sahanın içindeydi. Aynı anda kulüp başkanı Haluk Beyimoğlu olmak üzere ayılan ve bayılanlar.

Sahanın içi adeta bayram yerine dönmüştü.

Dönmüştü ya bizlerde ölüp, ölüp dirildik.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.