OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH!

Bu haber 26 Kasım 2012 - 0:00 'de eklendi ve 928 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Bu yazı yayınlandığında Büyükşehir Yasa Tasarısı Meclis’te oylanmış olacak. Bundan sonrası boş laf, artık neyi tartışıyoruz ki, diyebilirsiniz. Her ne kadar yasa da olsa, sonuçta Allah kelamı değil. Kanaatim odur ki;  uygulama aşamasında ekonomik ve bölgesel faktörlerle örtüşmeyen, ülke çıkarlarına zarar verecek bir durum ortaya çıkarsa elbette ki, yasal düzenlemelerle veya kanun hükmündeki kararnamelerle telafi yoluna gidilecektir.
Büyükşehir yasa tasarısına muhalefet tarafından top yekün karşı çıkıldı. İki yıldır gündemde olan bu konu ile ilgili hiçbir muhalefet partisi ciddi öneriler getirmedi, bilimsel araştırmalar yapmadı. Hadi diyelim ki, her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Peki, bu yasanın hiç mi iyi veya faydalı yanı yok? Ayrıca kapanacak belediyelerin çoğu Ak Partili, iktidar durduk yerde seçimlere bir yıl kala niye kendi topuğuna sıksın? Niçin oy kaybetme riskini göze alsın? Bir başka deyişle bu köklü ve cesur reform hareketinin gerekçeleri nelerdi? Hangi ihtiyaçtan doğdu? Muhalefetin biraz da bu sorulara kafa yorması gerekmez miydi? Ama olmadı.
Çünkü muhalefet, idari sistemi tamamen değiştirecek ve Cumhuriyet tarihinin en radikal yerel reformu olan Büyükşehir Yasa Tasarısı’nda yine hazırlıksız yakalandı. Ak Parti’nin muhtemel oy kaybı riskini göze alacağını hesap edemediler. Son dakikaya kadar bu yasanın meclise geleceğine ihtimal vermediler.
Halbuki, iktidarı vatan haini ilan etmeye kadar varan suçlamalarla tribünlere oynamak yerine bu tasarının getireceği yeni sistem AB normları ve Avrupa belgeleri açısından ele alınabilirdi. Mesela, 1993 yılında yürürlüğe giren Maastricht Anlaşması’ndaki “subsidiarite/yerindelik” ilkesi ile “uyum” sorunu tartışılabilirdi. Şöyle ki, bu anlaşmada kamu hizmetlerinin halka en yakın birim tarafından sunulması şartı var. Muğla’ da Bodrum’un batı ucundan Fethiye’nin doğu ucuna uzaklık ortalama 350 km’yi bulmakta. Bu kadar geniş ve dağınık alanda hizmet sunarken yaşanacak muhtemel sorunlar hangi yönetsel önlemlerle ve nasıl aşılacağı konusunda muhalefet dersine çalışmalı değil miydi?
Türkiye’nin 1988’de imzaladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki 4. madde şöyle der; “Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihen vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır.” Yine aynı şartın 5.maddesinde “Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz” der. Maalesef tasarı hazırlanırken bu iki husus da yeterince dikkate alınmamıştır.
Diğer yandan AVRUPA KENTSEL ŞARTI II ‘nin 13.Maddesi’nde der ki; “Avrupa’nın kent ve kasabalarının, özellikle katılım açısından, demokrasinin yeni taleplerini dikkate alan bir kentsel yönetim modeli inşa etmek sorumluluğu vardır.” Görülüyor ki, Yeni Büyükşehir Yasası Avrupa belgelerinin bazı maddelerine aykırı gibi görünse de, aynı Avrupa Kentsel Şartı’nın “Sürdürülebilir Kentler ve Kasabalar”, “Uyumlu Kentler ve Kasabalar” ve “Bilgi Temelli Kentler ve Kasabalar” bölümlerindeki beklenti ve önerilere cevap niteliğindedir.
Ayrıca bu yasa, işletmelerde üretim arttıkça birim maliyetinin düşmesine dayalı tasarrufları kapsayan Ölçek Ekonomisi’ne dayandırılmış gibi görünüyor. Böylece kamu hizmetlerinde daha çok etkinlik hatta “bölgesel yerel”in etkinleştirilmesi ve tasarruf beklenmektedir. İnşallah öngörüldüğü gibi olur.
Peki daha birçok pozitif beklenti ve amaçlarla çıkarılan bu yasaya karşı mecliste gösterilen şiddete dayalı sert tepkinin nedeni neydi? Muhalefetin seçmene selam babından uyguladığı engelleme taktiğinin ana nedeni aslında değişime direnç değil, KATILIMCI, DİYALOJİK VE MÜZAKERECİ süreçlerin yeterince işletilmemesidir. Ama bu haklı tepki sert muhalefetin gölgesinde anlaşılamadı bile.
Bir hususa daha dikkat çekmek istiyorum. Her ne kadar mahalli seçimler Mart 2014’de yapılacak olsa da, bu yasa resmi gazetede yayınlandığı günden itibaren yürürlüğe girmiş olacak ve kapatılacak belde belediyeleri seçimlere kadar birçok icraatlar için ilçe belediyesinden onay almak zorunda kalacaklar. O nedenle, belde belediyelerinin yarım kalma ihtimali olan yatırım ve icraatlarını hızlı bir şekilde bağlanacağı ilçe belediye başkanından icazet alma zorunda kalmadan bitirmeleri önem arz etmektedir.
Ne diyelim, bekleyip göreceğiz. Sonuçta göçebe-çadır medeniyetinin mirasçıları olarak, “kervan yolda düzülür” mantığı ile yaşanacak muhtemel sorunlar süreç içinde ve beklenti ve talepler doğrultusunda yasal ek düzenlemelerle telafi edilecek. Durum bundan ibaret.
Hoşçakalın..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.