OLAYLAR MAÇIN ÖNÜNE GEÇTİ

Bu haber 25 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 620 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz Pazar Günü Beşiktaş-Galatasaray arasında oynanan derby müsabakası için tek söylenebilecek, olayların maçın önüne geçtiğidir.

Aksi söylenemez.

Bir futbol müsabakasında bu tür olaylara yer yoktur.

Eğer, hiçte istenmeyen gelişmeler müsabakanın önüne geçmiş, dolayısıyla maçı yorumlamak yerine o eylemler konuşulur hale gelmişse, başkaca söylenecek söz yoktur.

Dahası, bugüne kadar nadiren gözlenen gelişmeler kendini göstermişse, tekrar altını çiziyorum.

Müsabakanın bitimine birkaç dakika kala, görmek istemediğimiz provokatif eylemler ön plana çıkmışsa, maç geri plana itilmiştir.

Oysa asıl olan müsabakanın seyridir.

Zira Atatürk Stadyumuna gelen rekor düzeydeki seyircinin tek amacı, seyri güzel bir müsabaka görmekti.

Ama olmadı.

Maçın bitimine yakın süre provokatörler iş başına geçti.

Hem de zihinlerde çok sayıda soru işareti bırakarak.

Spora siyaset mi karışmıştı?

Eğer aynı stadın 4 ayrı tribününde maçla alakası olmayan arbede yaşanmışsa, demek ki birileri oyun oynamak istiyordu.

Türkiye’nin 2 güzide kulübü Beşiktaş ve Galatasaray’ın başına çorap örülmek isteniyordu?

Kim ne derse desin, nasıl bir yorum getirse de, hiç kimse gelişmeleri sıradan bir maç atmosferinden kaynaklandığını iddia edemez.

Aksi olsaydı, yetkililerin yaptığı açıklamaya göre 11 bin civarında seyirci fazlalığı olmazdı.

Demek ki ortada bir şeyler dönüyordu.

Her şeye karşın umulur ki, bizler yanılmış olalım.

Derby müsabakasının seyirciler üzerinde yarattığı stresten kaynaklanan heyecan fırtınası olsun.

***

Aynı olaylara ilişkin ortaya sürülen bir gerekçe daha var ki, inandırıcı olmaktan uzak.

Güya, maçın 2.uzatma dakikasında rakibine sert girdiği için hakem tarafından oyundan atılan Melo’nun olayların başlamasına neden olduğu.

Oysa, olaylar değişik tribünlerde çok önceden başlamıştı.

Sonra, aynı futbolcunun oyundan çıkarken formasını tribünlere göstermesi, seyircileri kışkırtma olabilir mi?

Elbette aynı futbolcu tabir yerindeyse sütten çıkmış ak kaşık değil.

Oldukça kabarık vukuatları var.

Ne var ki, Galatasaray formasını öperek seyircilere göstermesi, olayları fitilleyen davranış olacağını sanmıyorum.

Eğer bir suçlu aranıyorsa, önce bu sayıda fazla seyircinin sahaya nasıl girdiği araştırılmalı.

Kaldı ki aynı kişilerin giriş kapılarını tahrip etmenin ötesinde onca kabloyu keserek iletişini engellemek isteği, ne yapılmak istendiğini açıkça ortaya koymaktadır.

***

Olaylar müsabakanın önüne geçtiği için oyunun seyri geri planda kalsa da birkaç ayrıntı üzerinde durmak gerekir diye düşünüyorum.

Maç öncesinde kesin favori olarak gösterilen takım Beşiktaş idi.

Siyah-beyazlılar geride kalan 4 maçını kazanmalarına karşın sarı-kırmızılı takım 1 galibiyet ve 3 beraberlik almıştı.

Üstelik Galatasaray, Şampiyonlar ligi maçında Real Madrid takımına 6-1 gibi bir skorla ağır mağlubiyet almıştı.

Bu arada, futbolcular aynı maçın psikolojisinden zor kurtulur kanaati egemen olmasına karşın önemli bir ayrıntıyı unutmamak gerekir.

Derby maçlarının havası başkadır.

Sarı-kırmızılı takımın İspanyol temsilcisi karşısında aldığı farklı mağlubiyet ölçü olamaz dense de siyah-beyazlı takım istim üstünde olduğu için kağıt üzerinde avantajlıydı.

Nitekim, müsabakanın başlamasıyla birlikte Galatasaraylı futbolcular eline geçirdiği 2 önemli fırsatı gole çeviremeyince, oyun üstünlüğü Beşiktaş’a geçti.

Zaten 1-0 öne geçmeleri bunun sonucuydu.

Ne var ki, müsabakanın 2.yarısında oyunun rengi değişti.

Beşiktaş, kendinden beklenmeyen bir oyunla, adeta rakibine teslim oldu.

Bu defa daha üstün futbol sergileyen sarı-kırmızılı takım oldu.

Akabinde 1-0 mağlubiyetten 2-1 galip duruma geldiler.

Maçın bu şekilde biteceği beklenirken, belirttiğim istenmeyen olaylar kendini gösterdi.

Kısaca, taraflı tarafsız herkesi derin üzüntüye sürükleyen olaylar maçın önüne geçti.

Yazık ki ne yazık!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.