OLACAĞI BUYDU

Bu haber 27 Ekim 2009 - 0:00 'de eklendi ve 583 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İster doğmadan öldü deyin, isterse başka ne bekleniyordu ki.
Olayı bu noktaya getirirseniz, olacağı buydu.
Şu aşamada başkaca söylenecek söz yok.
Hükümetin öne sürdüğü Kürt Açılımı ve sonrasında oluşan gelişmelerin geldiği nokta itibariyle, gerçekten söylenecek söz bulamıyorum.
Siz hükümet olarak ne denli iyi niyetle hareket etmiş olsanız da değimli ki paketin içi doldurulmadan yola çıkıldı.
Muhalif muktedir kesimin görüşlerinden öte, halkın eğilimine itibar edilmedi.
Başka türlüsünü beklemek, fazlaca iyimserlik olurdu.
Oysa, kabul edilsin, edilmesin, yıllardır onca insanımızın hayatına mal olan PKK terörünün önlenmesi adına fırsat olabilirdi.
Madem ki iş bu noktaya geldi.
Hükümet, en ince ayrıntıya yer veren bir programla yola çıkar.
Tek başına üstesinden gelinecek mesele değil diyerek, önce parlamentoyu oluşturan CHP ve MHP’nin görüşlerini alır.
Mesele, mecliste enine boyuna tartışılır.
Acaba ne diyorlar? diyerek halkın nabzı tutulur.
Ortaya her kesimin kabul edeceği bir açılım projesi çıkarsa, harekete geçilebilirdi.
Ama AKP iktidarı olarak siz ne yaptınız?
Sanki basit bir olaymış gibi tek başıma götürürüm! benzeri bir yola girdiniz.
Girdiniz ya önünüzde, sonuç alınabilecek yol haritası yoktu.
Bir taraftan Başbakan, diğer yandan İç İşleri Bakanının kişisel çabalarından medet umuldu.
Sanıldı ki onlar tek başına olayı kotarır.
Aslında onları bu düşünceye iten, 7 den 70’e her kesimin terör bitsin demesiydi.
Elbette terör bitmeliydi.
Bunu istemeyen tek bir kişi dahi yoktu.
Ama bir farkla.
Söz konusu yol haritası istenen boyutta ise.
Açılım projesinde, şüphe uyandıran en küçük dahi olsun ayrıntı yok ise.
Ancak bu takdirde bir sonuç alınabilirdi.
Bu tür bir yol izlenmediği için ne yazık ki ay akşamdan doğdu.
İzlenen yanlış politika, meseleyi içinden çıkılmaz hale getirdi.
Göç yolda düzelir gibi bir düşünceyle hareket edildiği için, daha karmaşık bir hale geldi dayandı.
***
Denebilir ki ne yapılmalıydı?
Ne yapılmalıydı da sonuç alınabilsin?
He halde ne yapılmalı konusu bilinmeyenli denklem değildi.
Olay 70 milyonluk bir ülkeyi temelden ilgilendirdiği için hükümet kanadı her kesimle diyalog içerisine girer.
Tam bir mutabakat sağlandıktan sonra harekete geçerdi.
Ancak o zaman şimdi olduğu gibi ne başta muhalefet kanadı olmak üzere karşı çıkar.
Ne de yüreği evlat acısıyla yanan anne ve babalar ayaklanır.
Ne de Gaziler, Kuzey Irak’tan bir zafer edasıyla dönen PKK’lıların haddini aşan hal ve tavırları karşısında çileden çıkardı.
Eğer, yıllarca verilen mücadele sonucu elini, ayağını ve gözünü kaybetmiş nice gaziler, göğsünde onurla taşıdığı madalyasını yerlere atıyor.
Yurdun dört bir yanında takdir beratları yırtılıyorsa, hükümet yanlış yaptığını kabul etmeli.
Kaldı ki, olaylar tüm çıplaklığıyla gözler önünde sergilendikten sonra kabul etmese ne yazar!
Siz 34 kişiyi göstermelik sorguya tabir tutar.
Yetmezmiş gibi özel yetkiyle donatılmış yargıçlardan oluşan mahkeme heyetini zanlıların ayağına götürürseniz, zaten tartışılır olmaktan kurtulamayan yargıyı, daha da şüphe düşüren bir konuma sürüklersiniz demektir.
Dolayısıyla izlenen yolun su götürür tarafı yoktur.
Şimdi, Avrupa’dan geleceği açıklanan diğer PKK’lıların şova dönüştüren eylemlerde bulunmamalarını engelleseniz bile iş işten geçmiştir.
Türkiye istemediği için değil biz gelmiyoruz! gibi hüsnü kuruntuya kapılmaları dahi zül’dür.
Neticede, pek fazla iyimser olmasam bile terörün önü alınması adına hükümetin başlattığı açılım projesi, ne yazık ki hüsranla sonuçlanmıştır.
Bunun müsebbibi de iş başındaki AKP hükümetidir.
İzlenen tek taraflı ve de tutarsız politika, olacağı buydu noktasına getirip dayamıştır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.