Okuyucumuza Cevap

Bu haber 02 Ekim 2014 - 6:16 'de eklendi ve 1.112 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

10 Nisan 2014 Perşembe günkü yazımı istek ve internet sitesinden eleştiren Mehmet Korkmaz’ı okurlarımıza tanıtmak maksadı ile tekrar yayınlıyoruz.

SEÇİMLERDE NEDEN HEP AK PARTİ BİRİNCİ OLUYOR?
Ak Parti; Menderes’in, Demirel’in ve Özal’ın hizmet bakımından devamı olduğunu kurulurken hissettirdiğinden, seçimsiz iktidar arayanların korkulu rüyası olduğu için,
1961 Anayasası ile getirilen, özerk adı verilen kuruluşların yetkilerini TBM Meclisine iade ettiği için…
Suç hatta milli suç işleyen, Ergenekon terör örgütünün üyeleri hakkında verilen cezalardan anlaşılacağı gibi, Ordu’da, Hukuk’ta, Üniversitelerde kısmen temizlik yapıldığı halde aşırı uç basın,
27 Mayıs’ta alkış tutan ayni basın, CHP’de hiç değişmedi.
27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta ihtilalin hazırlayıcısı olarak hala devam ediyor.
SAĞ İLE SOL’UN İLK BİRLEŞMESİ 1987 MAHALLİ SEÇİMİ İLE BAŞLADI
Ülkemizde, 1983 seçiminde tek başına iktidar olan Özal hükümeti, çok değişik ve yeni görüş getirmiştir. Türk parasının dünyanın her yerinde beynelminel para hüviyeti gelmiştir. Müteahhitlerimiz dış ülkelere açılmıştı. Merhum Özal, dış ülkelere geziler tertip ettiğinde, Türk işadamlarını yanında götürerek iş bağlantıları yapılmasına zemin hazırlamıştır.
Özal zamanında enflasyon düşmedi amma, bol para kazanma imkanları yaratılmıştı. Millet, hayatından fazlası ile memnun bir halde iken, eski siyasilerin af edilmesini gündeme getirmesi, kendisinin sonu olmuştu. Süleyman Demirel’in Doğru Yol Partisi ile Erdal İnönü’nün SHP’si, 1987 mahalli seçiminde birlikte hareket ederek seçimi ikili kazanmış idi. Tabi birliktelik. 1991 seçiminde devam edince iktidar oldular.
Demirel 17 yıl iktidarı süresinde, CHP liderleri ile hiç açıktan görüşmezdi. Hep kavgalı olarak geçirdi. CHP’nin bir sağcı parti ile ortak olması, ülkede her şeyin tersine gitmesi demek olmuştur. Demirel Çankaya’ya çıkınca, partisinin yeni genel başkanı seçilecekti. Aday olanların içinde yalnız Çiller, Demirel’in adamı değildi. Ama öfkeli Doğru Yol Partisi delegeleri Demirel’in inadına Çilleri Genel Başkan seçmişti. Aynı sıralarda da CHP yeniden açılarak, lideri de Deniz Baykal olmuştu. Bu durumda her iki partinin yeni liderleri hükümeti devam ettirecekti. Nitekim 1995 seçimine kadar bu hükümet devan etmiştir. 1995 seçiminde en büyük olan Merhum Erbakan Hocanın partisi idi. Artık ülkede düzen bozulmuştu. Hazır çoğunluk varken, Çiller Başbakan olacağı yerde, azınlık olan Mesut Yılmaz Başbakan oldu.
Artık her emir askerde idi. Cumhurbaşkanı korkuluk gibiydi. Mesut Yılmaz’ın eceli Deniz Baykal’ın elinde idi. Nitekim erken seçim için zorlayan Deniz Baykal ilk seçimde baraja takıldı ve ikinci sol parti olan merhum Ecevit’in partisi beş sağ partiye rağmen beş fark yapabildi. Ortakları Mesut Yılmaz ile Bahçeli tam uyum sağladılar.
Üçlü koalisyon hükümetinin ikisi sağ biliniyordu. Hatta, bizler tam olarak Bahçeli’ye destek olmuştuk. Bu ortaklığa şiddetle karşı olmamız dikkate alınmadı.
Bu dönem de iyice anladık ki bu ülkede sol parti ile ortaklık yürümez.
ÜLKEDE TEK ÜMİT AK PARTİ OLARAK BEYİNLERE YERLEŞTİ
Nitekim ilk yapılan seçimde (3 Kasım 2002 ) Bu üç partinin üçü birden baraja takılarak sandıktan çıkamadılar. Ak Parti tek başına iktidar oldu. Hukuk, Sol Basın ve CHP birlik oldular. Bu ekibe 2007’den itibaren MHP de katıldı. 2010’lardan itibaren din adına yerli Humeyni de katılınca ekibin tamam olduğunu sandılar.
Ancak Hoca takımı ortaya çıktığı tarihte asker kökenli ihtilalciler ortada yoktu.
NEDEN AK PARTİ BU KADAR DESTEK BULDU
Çünkü yıllardan beri Türkiye’yi boğan Askeri vesayetten Ak Parti kurtardığı için, 2007 muhtırasına karşı Ak Parti dik durduğu için, Ergenekon örgütüne hukuk yolu ile hesap sorduğu için, dinsizliğe takıntılı laikliğe son verip, dindarların horlanmasına mani olduğu için, TL’den altı sıfırın atılması, 40 yıllık enflasyonu tek rakamlı hale getirdiği için, TOKİ kanalı ile milyonlarla dar gelirliyi ev sahibi yaptığı için…
Kıyamete kadar ödenme ümidi olmayan IMF borçlarını sıfırladı, ihracat ve Merkez Bankasındaki döviz miktarını zirve yaptığı için, öğrencilere bedava kitap verdi, sağlık konusunda büyük reform yaptı. Marmaray gibi büyük ve pahalı deniz altı geçidini, Avrupa’nın en büyük hava alanını ve meşhur kanal projesi ile üçüncü boğaz köprüsünü cesaretle başladığı için Milletinin sevgisini kazanmış olan Ak Parti için kimler ne gibi iftira atsa ancak kendilerine zarar verecekleri belliydi. Nitekim, ülkede yok olan muhalefet liderleri yerine umarız, yeni fikirlerle yüklü liderler ortaya çıkar ve ülkenin Demokratik Hukuk rayına oturmasını arzu ediyoruz.
Bu yazıma internetten yorum yapan MEHMET KORKMAZ neler diyor?
İnternetten yazımızı ve bizi tenkit eden insanlar, yandaş oldukları fikirleri özgürce yazabildikleri gibi, yorumları da yazmak ve yayınlamak zorundadır, diye düşünüyorum. Biz ne dersek diyelim bal tutan parmağını yalar zihniyetinden vazgeçmediğimiz sürece bu böyle gelmiş böyle gider mi diyelim?
Öyle yazılar yazıyorsunuz ki, tarafsız bile olamıyorsunuz. Camide içki içildi mi, içilmedi mi? Kamera görüntüleri nerede kaldı? Bir de başörtülü kızımızı saldıran, üzeri açık 40-50 kişilik guruba ne oldu?
Dış borç nerelerde, satılan onca milli değerler nerede!..
Yollardan bahsediyorsunuz, yolların hali içler acısı, gezip görün bakalım.
Bankaları CHP zihniyetimi hortumladı? Engel olmak istedi de neler geldi başına!
Önce kendi başımızı kesmeyi bilmeliyiz. Sayın Hüseyin Bey… Her şeyin suçlusu CHP zihniyeti mi?
Yoksa, Menderes’ten bu yana ülkeyi yöneten zihniyet mi? Bunları yazabilir misiniz acaba…
Bu yorumu yayınlamazsınız ama neyse… İşte gördünüz Mehmet Bey onları yazdım. Benim de size söyleyeceklerim var.
Mehmet Korkmaz ülkücü iken 24 Mart 1999’da yazdığı mektubu okuyalım.
ADAM OLACAK ÇOÇUK
İlkokulu Muğla Atatürk İlkokulunda bitirdim. Evimiz Kızıldağ eteklerinde olduğu için yolum Muğlalıların değimiyle “Tabane”den geçerdi. Okul gidiş gelişlerinde köşe başındaki bir dükkan hep dikkatimi çekerdi.
Terzi dükkânı olmasına rağmen camında ve içerideki duvarlarda afişler olurdu ve bu dükkanda sıradan bir terzi dükkanın da rastlanmayan bir kalabalık olurdu hep.
Rahmetli babam köylülerden veya tanıdıklarından birinin bir sorunu olsa “Terzi Hüseyin halleder” derdi.
Tabii ben o zamanlar Terzi Hüseyin namlı şahsın Hüseyin Nizamoğlu olduğunu (O zamanlar Adalet Partisi Merkez İlçe Başkanı) ve vatandaşların sorunlarını niye kendine sorun ettiğini, işini gücünü bırakıp niye başkalarının sorunlarıyla ilgilendiğini pek anlayamıyordum.
Ama anladığım bildiğim bir şey vardı, terzi Hüseyin’in büyük oğlu benim arkadaşımdı. Halil İbrahim’le can ciğer dost olmasak bile bol bol oynadığımızı, zaman zaman, ders çalıştığımızı hatırlarım.
Hayati’yi hayal mayal hatırlarım. Küçük yaşına rağmen babasının yanından pek ayrılmazdı.
Yıllar geçse de Nizamoğlu ailesiyle ilişkim hiç bitmedi. Ne zaman yanlarına uğrasam Hayati hep babasının yanında olurdu. Ve ona yardım ederdi.
Nizamoğulları gösterişsiz sade yaşamları ve dürüst, karınca gibi çalışkanlıklarıyla; merdivenleri bir bir sabırla çıkarak şu anki Hamle grubunun sahibi oldular.
Muğla İlinin ekonomik potansiyelini düşünürsek küçümsenecek bir başarı değildir bu.
Elbette ki bu noktaya gelişte babanın ve abinin katkısı büyüktü. Ama Hamle grubunun bu noktaya gelişinde en önemli insan Hayati Nizamoğludur. Zekası, atılımcılığı ve sabrıyla Hamle grubunun mimarı oldu.
Hayati Nizamoğlu hayatının en önemli kararını verdi ve Muğla Belediye Başkanlığına, Anavatan Partisinden aday oldu, işinde sağladığı başarıları Muğla belediyesine taşımayı hedefliyor.
Eski bir Muğla lı olması sebebiyle bu iş ucundan kenarından beni de ilgilendiriyor.
Dünya çok hızlı değişiyor. Türkiye’de az çok buna ayak uyduruyor. Özellikle yerel yönetimlerde tercihlerini doğru yapan yönetim birimleri kendi kentlerinin sorunlarım daha kolay hallediyorlar. Ve hızlı değişen dünyaya ayak uyduruyorlar.
Galiba Muğla halkı nedense bu konuda hep hata yaptı. Özellikle seçtikleri CHP’li Belediye başkanları Muğla’nın sorunlarına çağdaş çözümler üretip Muğla’yı çağdaş bir kent yapamadılar.
Hayati Nizamoğlu dersine iyi çalışmış, özellikle altını çizdiği bir iki konu Muğla için hayati önem taşıyor.
★Üniversitelerin açılışıyla birlikte yaşanan konut sorunu.
★Sit Mevzuatında ki, kargaşanın halledilmesi.
★Muğla’nın kanalizasyon sorunu.
Genç, girişimci, başarılı bir insan Hayati Nizamoğlu özellikle Muğla arka mahallelerinde yaşayan dar gelirli kesim için şanstır. Özellikle de evsizler için. Çünkü Hayati Nizamoğlu kafaya takmış bir kere “Dar gelirli, ev sahibi olma umudunu kaybetmiş ev sahibi yapacağım” diyor, başka bir şey demiyor.
1999’da bizleri pembe gözlükle bakarken 2014’de neden acaba bu kadar değişti? Şimdide eleştirilere zorunlu cevabımı veriyorum
SEÇİMLERİ NEDEN HEP AKP KAZANIYOR
Yukarıdaki yorumun yapıldığı günkü yazımın başlığı böyle idi. Seçimleri AKP’nin neden kazandığını anlatan yazım Mehmet Korkmaz ı neden bu kadar etkiledi, neden CHP’yi savundu diye düşünenler olacaktır. Aslında bende şaşırmadım değil… Tereddüt içinde olduğum fikir birliğinin, kesin olarak gerçek olduğunu öğrenmiş bulunuyorum ve bundan böyle hiç bir surette üzülmeme gerek olmayacak.
Camide içki içildi mi diye bana neye soruyorsun? Ben ilk defa duyuyorum. Bakıyorum da benden hesap soruyorsun, Camiler i ben savunuyorum ve bu konuyu araştıracağım. Camide böyle rezalet olmuşsa ne diye susuyorsun?
Kapalı kıza saldıran çıplak gurup varsa bunun hesabını ne diye benden soruyorsun? Bu rezaleti yapanlar Müslümanlar mı? Yoksa aslını neslini kaybetmiş ve yalnız midesine çalışanlar mı?
Dış borç olan bir ülkenin borcu evvela IMF ye olur, IMF ye borç yoksa üstelik merkez bankasında nakit milyarları olan bir ülkenin dış borcu ancak karşılıklı alış verişten dolayı olur. Sanırım eski dönemdeki gibi hesap kitap bilmeyen siyasiler iktidar sanılıyor, Çok yanlıştır. Bazılarına göre Marmaray tesisi yanlıştır.
Oysa o kadar doğru bir hizmetmiş ki, şimdi ikinci Marmaray yapılıyor. Hiç kimse acaba demesin.
Çünkü çoktan ihaleye hazırlanıyor. Boğazlardan şu anda her türlü savaş gemileri izinsiz geçebiliyor, çünkü Lozan anlaşması böyledir. İstanbul’a yeni yapılacak kanal açılınca eski çamlar da bardak olacaktır. Bu gelişmede devletin geliri ne olacak? Bunu her Türkün bilmesi lazım. Menderesten bu yana ülkeyi yöneten zihniyet; ÖNEMLİ CEVAP: Menderesten sonra ilk Başbakan ismet İnönü idi. 61 Anayasasını ve özerk kuruluşları milletin başına bela edenlerin içinde 11 kişi o günün Millet partisi de var. Egemenlik kaşarlanmış solculara verilmiş oldu. 29 sene Cumhurbaşkanları hep askerlerden tayin edildi. Tayin mercii ise CHP ile temelli senatörler idi. Danıştay her icraatın cellat’ı idi. Banka batıran 2000’li yılların iktidarıdır. IMF den para almak için şeker pancarını yasak eden Bunlardır. Daha neler desem… Bu doğrular her hafta köşemde zaten çıkıyor. Cevap vermiş olmak için yazıyorum. Bana bazı konuları tekrar hatırlattığın için teşekkür ediyorum.
10 Nisan Perşembe günü çıkan yazım sizin sorularınızın zaten cevabıdır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.