Okumanın Saati Yoktur

Bu haber 21 Kasım 2017 - 1:50 'de eklendi ve 1.041 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

“Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar.”

Cemil Meriç

 

Kitapsız bir hayat düşünemiyorum. Hava gibi, su gibi, ekmek gibi yaşamın can damarı. Günlerce yemesem içmesem de olur; ama okumadan bir gün geçirsem sudan çıkmış balığa dönerim. Biraz tuhaf mı kaçıyor bu söylediklerim. Tuhaflık varsa kesin benden kaynaklanıyordur. Kitapların olmadığı bir hayatta nefes alamıyorum. Yaşadığım evrenin dışında kendime ait başka bir evrende yaşıyorum kitaplarımla.

Kitaplar sadece kelimeler, cümleler, paragraflar, metinler demek değil benim için. Her biri ayrı bir insan, ayrı bir dost!. Teklifsiz, şeksiz, şüphesiz, hep veren en fedakar dostlarım.

Onlara hayat veren yazarlar, şairler hakeza ayrı bir yerde. Her biri yollarımıza çiçekler deriyor, köprüler yapıyor, ışıklar saçıyorlar. Karanlık köşelerimizden kurtuluyoruz. Bir mısra, bir cümle, bir kitap yeni bir soluk, yeni bir muştu oluyor. Her kitap hayatımıza akmış mektuplara dönüyor. Gurbet elden gelen türküler misali okudukça yanıyoruz, okudukça pişiyoruz, okudukça olmaya duruyoruz.

Ev, okul, araba bütün köşeleri kitaplar kapatınca dergilere yer kalmadı. Kitaphanemde ayrı kitaplar sıraya girmiş okunmayı bekler. Mutfak dahil evin her köşesinde yirmi dört saatin çeşitli zamanlarına göre okunmayı bekleyen kitaplar. Bir de okulda okunmayı bekleyen kitaplar. Arabadaki kitaplar doğayla iç içe hayat bulduğum kendime ait zamanlarda okunmayı bekler.

Okumanın saati yok. Ama saatine, zamanına göre okunmayı bekleyen kitaplar var. Sabaha karşı şiir kitapları, kahvaltı sonrası denemeler, öğle arası hikayeler, akşamüstleri ikindi çayıyla gezi yazıları, ve gece yıldızlar altında uykuya hazırlık romanlar. Tabiki mevsimlere göre okunan kitaplar da var. Kışın tarih ağırlıklı romanlar, hikayeler, incelemeler; baharın şiir başlı başına kuşatır zamanı; yazın denemeler, gezi yazıları, klasikler kavrulduğumuz sıcaklarda nefes aldırır; sonbahara dönünce tasavvufi eserlere akar ruhum.

Okumanın saati yok. Saati saatine uymazken insan; kabına sığamaz tüm söylemler alt üst olur. Başka başka ruh halleri sokaklar, adresler değişir. Halet-i ruhiyeye göre okuma zamanları da değişir. Hal dilince yeni dostlar girer hayatımıza. Kabuklarımızdan kurtulup deri değiştirir gibi yenilenir, yenileniriz. Kitaplar dünyasında hayat; değişimin, dirilişin adıdır.

Hal böyle olunca kitaplar başrolü kimseye kaptırmayınca dergileri gurbete düşürmüşüz farkında olmadan. Genç bir dostum uyandırdı gaflet uykumdan. Öyle güzel güzel anlatıyordu ki okuduğu dergileri “Hür tefekkürün kale”sinden bakmaya hasret kaldığımı fark ettim. Dergi burçlarından bakmak insanı özgürleştirir, gençleştirir, diriltir. Her dergi yeni nefes, yeni heyecanlar, yeni dünyaları keşfediştir.

Hele okul dergileri okuma halkalarının, yeni keşiflerin merkezidir, birer fidanlıktır. Kaç seneler geçmiş bir okul dergisi içerisinde yer almayalı. Oysa gözümün nuru evlatlarımın yazıları, şiirleri körpecik dallarında ışığı seçmek istiyor. Kendi fidanlığında serpilip boy vermesi lazım.

Haydi bir besmele ile kolları sıvadık. Öğrencilerimin yazıları, şiirleri geldikçe kendimde tazelendim, muştulandım. Ne güzel hayatın miladını kendinden başlatmak. Pergelin bir ucu bende istediğim yere kadar giderim. Dünya benim dünyam.

Umutlar, hayal kuşlarını uçurmayı bekliyor. Bak, bir çocuğun elindeki balon ağacın dalına takılmış. Bir umut; kanat takarız o çocuğa uçar, alır balonunu. Dünya, benim dünyam. Gençlerin dünyalarında boy verecek geleceğin ufukları. Aşka hiç girmeyeyim. Orası bir okyanus. Sadece seyredelim. Sonsuz bir huzur.

Okumaya doyulmuyor, okudukça okuyorsun. Farkında mıyız? Okudukça daha iyi bir insan oluyoruz.  Biraz tuhaflaşıyoruz. Tuhaflaştıkça hafifliyoruz. Dünyaya ait gereksiz yüklerden, ağırlıklardan kurtuluyoruz. Kendi kanatlarımız takıp uçmaya az kaldı. Haydi gökyüzünün sonsuz ufuklarına uçalım. Nerede kalmıştık. Yine bir okuma zamanında!..Dedik ya okumanın saati yoktur.

Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.”

Cemil Meriç

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Erdal Çil 22 Kasım 2017 / 15:36

“Gece gündüz okurdu. Bu yüzden gözlerinin gücünü her geçen gün biraz daha yitirirdi. Ne var ki o buna hiç aldırmazdı. Odasından masanın üstüne sandalyesini koyar, kendisi de sandalyeye çıkar ve kitabını ampule 30 cm uzaklıkta okurdu. Bunu, elektrik ampulünü aşağı kadar iletecek kordona verecek parası olmadığı için yapardı. Parasız oluşunun sebebi, eline geçen parayı kitaplara yatırmasıydı.” der Cemil Meriç için Salah BİRSEL. Okumayı, okuma aşkı olan birinden okumak da ayrı bir keyif oluyor. Kalemine, yüreğine sağlık hocam.