Oktay’ı, Sabahat’ı, Nail Çakırhan’ı unuttuk mu?

Bu haber 16 Ekim 2019 - 0:03 'de eklendi ve 1.065 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Hayati Nizamoğlu, “Hazan Mevsimi” başlıklı son yazısında “Her yıl Eylül ve Mart aylarında büyük bir yaprak dökümü yaşıyoruz. Her birinin bende büyük hatıraları olan çok sayıda sevdiğimiz insanı toprağa veriyoruz.” demişti.

Mimarlar Odası Eski Genel Başkanı, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı, Muğlamızın ve Akyakamızın doğal ve tarihi çevresi ile yaşatılması ve korunmasında öncülerden olan, ülkemiz ve Muğlamız için yeri kolay kolay doldurulamayacak değerli aydınımız, ağabeyim Araştırmacı-Gazeteci Yazar, Y. Mimar Oktay Ekinci 7 yıl önce dün, 15 Ekim‘de erkenden aramızdan ayrılmıştı.

Nazım Hikmet‘in hapishane arkadaşı, Halet Çambel‘in yoldaşı, ‘ahşap yapı sanatçısı‘, Ağahan Mimarlık Ödülü sahibi, o ödülle tarihi Hacılar Hanı‘nı Oktay Ekinci ve Zehra Ekinci ile elele verip (Konakaltı Kültür Merkezi) restore ederek Muğla‘nın kültürel sosyal yaşamına hediye eden, Muğla Mimarları Ekincilerin, Ertuğrul Aladağ‘ın, Eniz Tunca‘nın alaylı hocası Nail Çakırhan‘ı da 11 yıl önce 11 Ekim‘de uğurladık.

Hayati Nizamoğlu’nun bir bildiği varmış… Hiç böyle bakmamıştım. Hazan mevsimindeyiz…

xx      xx      xx

Nail Çakırhan‘da tek parti döneminde (1936) şairlik ve komünistlik yoldaşı Nazım Hikmet gibi çok sevdiği memleketinden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği‘ne kaçmak ve orada da evlenmek zorunda kalmıştı.

Bunu “Fabrikada dört bin kadar kız çalışıyor, hepsi de 18-20 yaşlarında. On kadar da erkek… Nasıl kurtulursun dört bin kızdan? Evlendim.” diye anlatırdı, rahmetli Çakırhan…

Evlenmek zorunda kaldığı gibi, yurda dönmek zorunda da kaldı.

Sekiz ay sonra İkinci Dünya Savaşı çıkmak üzeredir. Yabancılar yurt dışı edilir. 27 Nisan 1937 tarihinde sekiz aylık hamile karısından apar topar ayrılıp Türkiye‘ye döner. Gelir gelmez Ula‘da tutuklanan Nail Çakıhan, Hitit Dilini çözen ilk Türk Arkeoloğu Halet Çambel ile 1938 yılında evlenir. Çocukları olmaz, ama Halet Çambel sayesinde bir oğlu olduğunu öğrenir.

Halet Çambel gider Rusya‘da Nail Çakırhan‘ın mecburiyetten evlendiği Taisa‘yı bulur. Rudik adında oğlu olduğunu öğrenir. Sonra Nail Çakırhan‘ı da alır Rusya‘ya götürür ve ailesi ile buluşturur. Böyle bir hafiyeliği ve sürprizi kaç kadın yapar?

Nail Çakırhan adına şiirler yazdığı tek kadın olan Halet Çambel sayesinde 42 yıl sonra oğlu Rudik’i görebilmiştir…

xx      xx      xx

Nail Çakırhan‘ın bu seneki 11’nci seneyi devriyesine Hamdi Yücel Gürsoy‘un daveti ile torun ve torunun oğlu da geldi. 15 gündür Akyaka‘da Yücelen Otel‘de Gürsoy Ailesi tarafından ağırlanıyorlar. Hamdi Yücel GürsoyBir torunum daha oldu. Torunun oğlu Sergey Yani ‘Size dede diyebilir miyim?’ dedi. Ben de mutlu olurum dedim.” diyor. Ardından da “Onlar bana Nail ağabeyimin emanetleri.” diye ekliyor…

Ama başka üzüntüleri var.

Nail Çakırhan & Halet Cambel Kültür ve Sanat Evi‘ni de kullanan “Akyaka Kültür ve Sanat Derneği” ile yolları ayrılmış. Bu senenin anma etkinliği programında anlaşamamışlar. Hamdi Yücel Gürsoy, “Bugüne kadar Nail ağabeyi birlikte anmıştık. Bu sene nedense beni içlerine katmadılar. Yolları açık olsun.” dedi. Bu durum O‘nu çok üzmüş. Fazla konuşmak istemedi.

Nail Çakırhan hafta sonunda Halet Çambel ile yanyana mezarı başında Hamdi Yücel Gürsoy ve Yücelen Gurubu çalışanları tarafından sessizce anılınca “Ne olup bitiyor?” diye şaşırmış, ama anlayamamıştım…

xx      xx      xx

İşin arka planı bizi çok ilgilendirmiyor tabi… Bu yılki Anma töreninde ise bir ilk yaşandı. Nail Çakırhan‘ın Rusya‘daki torunu Galina Yani ve Galina‘nın oğlu Sergey Yani de katıldı.

Duygu dolu anların yaşandığı törende Hamdi Yücel Gürsoy; 40 Yıllık dostu Nail Çakırhan ile yaşadıkları anılarını, Çakırhan‘ın eserlerini, hayatını ve savunduğu fikirlerini anlattı.

Törende söz alan Çakırhan‘ın torunu Galina Yani, Dedesi Nail Çakırhan‘ı kabri başında ziyaret etmenin kendisini ne kadar duygulandırdığını anlattı. Nail Çakırhan‘ın genç bir devrimciyken Rusya‘da tanışıp evlendiği annesi Taisa ile anılarını da anlatan Yani, 2. Dünya Savaşının başlaması ve Komüntern tarafından kendi ülkesine gönderilmesiyle Rusya‘dan ayrılmak zorunda kalan dedesi Çakırhan‘ın savaştan yıllar sonra Türkiye’de evlendiği Prof. Dr. Halet Çambel ile Rusya‘ya gelerek kendilerini ziyaret ettiklerini ve sürekli olarak haberleştiklerini ifade etti.

Burada Nail Çakırhan’ın Ulalı çırağı Yönetmen Yüksel Aksu’ya oskarlık bir hikaye yatıyor…

xx      xx      xx

Gerçek olan şu ki, sevdiklerimizin, saydıklarımızın ardından “Unutmayacağız”, “Unutturmayacağız”, “Yaşatacağız” sözleri aslında sözden ibaret…

Belki de acımızın, hüznümüzün ardından bu bir avuntu…

Hayati Nizamoğlu da haklı… Bizim Hamle Grubu‘nun da avukatlarından (Şimdi oğlu Emre Aykın avukatımız) olan rahmetli Sabahat Aykın‘ı da Kasım ayında, 1 Kasım 2012‘de yitirmiştik.

Bugün 16 Ekim… 1 Kasım’a 15 gün var… Aradan 7 yıl geçti. 2’nci yılında bir etkinlik yapıldı, sanki sonra unutuldu..

İnsan hakları mücadelesi”nin Muğla‘daki öncülerinden Av. Sabahat Aykın‘ı Genel Başkanlığı’nı Emine Ülker Tarhan’ın yaptığı Anadolu Partisi’nin Muğla İl Başkanlığı tarafından ilki düzenlenen (ikincisi olmayan) ‘Direnen Kadın’ etkinliğinde 5 yıl önce, aramızdan ayrılışının ikinci yılında Konakaltı Kültür Merkezi‘nde anmıştık.

Gaye Cön’ün moderatörlüğünü yaptığı söyleşiye konuşmacı olarak benimle birlikte TEMA Temsilcisi Y. Mimar Meral Oğuz, Dr. Nuriye Bakan, aktivist Nahide Uçar, Av. Erol Yumuk, çevreci Reşat Uygun katılmıştı. Ben o zaman konuşmamda, İnsan Hakları Derneği Muğla Şubesi’nin Kurucu Başkanlığı’nı yaptığı yıllarda Kocahan’ın eski yerindeki “İnsan Hakları Parkı”nın yapılmasını sağladığını anımsatıp, o parkın adının “Sabahat Aykın İnsan Hakları Parkı” olarak değiştirilmesini önermiştim. Baro Başkanı Cumhur Uzun da oradaki konuşmasında öneriye sahip çıkacaklarını belirterek, “Bu konuda Baro Yönetimi’nde kararımızı alıp, Belediye Başkanlığımıza gerekli öneriyi yapacağız.” demişti. Unuttuk..!

xx      xx      xx

Önceki gün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi‘nin hamisi Sıtkı Davut Koçman‘ı andık. Muğla Sıtkı Koçman Vakfı‘nın üniversite yerleşkesinde ve Kurşunlu Cami Meydanı‘nda lokma döktürdüğü o gün Üniversite‘nin Atatürk Kültür Merkezi B Salonunda yapılan anma toplantısına Vakıf Yöneticileri ile Koçman Ailesi fertleri de katıldı. O gün manzara beni üzdü… Muhtemelen Koçman ailesi de üzülmüştür.

O gün yayınlanan “Sıtkı Koçman önce ‘Kız Yurdu’ demişti…” başlıklı yazımda “Vefatının 14. yılında vefasızız…” demiştim.

Senelerdir A Salonunda yapılan etkinlik “salonun doldurulamayacağı” kaygısıyla bir kaç yıldır B Salonunda yapılıyor. Aynı şekilde başlangıçta “Sıtkı Koçman Günleri” adı altında 2 gün yapılan etkinlik, artık “Anma Programı” olarak bir güne sığdırılmış durumda…

Bu Sıtkı Koçman ki, üniversitemizde 85 milyon dolar harcama ile içinde yurtların, öğrenci sarayının, lojmanların ve yurtların olduğu 100 bin m2 kapalı alan yaratmakla kalmayıp, “kesintisiz enerji kaynağını” düşünmenin yanında üniversite ve öğrenciler için “para harcayacak” bir de vakıf kurmayı akıl etmiş bir “insan”…

Etkinlik sonunda ayaküstü konuştuğumuz Rektör Prof. Dr. Hüseyin Çiçek, “Hamimiz Koçman adına yıl içinde başka etkinlikler de yapmaya başlayacağız. Daha önce ilimiz sınırlarında yapılmış olan akademik başarı ödüllendirmesini ‘ulusal bir ödüllendirme’ olarak başlatıyoruz.” dedi. Çok sevindim. Rektör hoca bunu yapacaktır…

xx      xx      xx

1 Kasım‘a 15 gün var. Sabahat Aykın konusunda bakarsınız bilgisiz kalmışızdır. 15 gün sonra bir şeyler yapanlar çıkar veya İnsan Hakları Parkı‘nda vaat edilen yapılır da şaşırır, seviniriz. Umut işte…

Önceki gün Oktay Ekinci‘den kimsenin haberi yoktu… Dünde öyle… Üzülerek dün Mimarlar Odası‘ndan Funda Dural‘ı aradım. Derin bir soluk almamı sağladı… Mimarlar Odası‘nın 22 Ekim‘de bir anma programı varmış. Sevindim.

Yerel yönetimlerimizin aklına gelmemiş olmasını artık bunca yıl sonra anlayabiliyorum…

Yarın devam ederiz.

——————————                                                                          ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: “Sürekli olarak kendini yönetebilmek insanın sahip olabileceği en değerli yeteneklerden birisidir.” Bertrand Russell.

ÇİVİ

Önceki günkü yağış Bodrum’a yine “su baskınları” getirdi. Arkadaşım, “Bodrum Belediye değişti. Sorun değişmediğine göre, demek ki değişmesi gereken değişmmemiş.” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nabide Kılınç 16 Ekim 2019 / 23:31

Bir solukta okudum, ben bu yazıyı sahi bizim Muğla’nın görkemli kimlikli değerleri. Oktay Ekinci gelip geçti bu dünyadan .Mevsimden bir kızıl renk gibi, ışıyıp alıp giden ölüm.
YERİN DOLDURULAMAZ
OKTAY EKİNCİ,
Oktay ağabey 15 Ekim ve 6. yılın ölüm yıldönümün geldi, IŞIK İÇİNDE YAT. SENİ ÖZLEDİK. O ÖZLEM BİTMEYECEK.

Tarihi Kentler Birliği’nin kalbini Muğla yaptın.
Dünyanın gündemine Muğla’yı aldığın gibi.
Muğla’ya kim nasıl bakarsa baksın!. Yaptıklarına kim nasıl bakarsa baksın!. Biliyorum ki, Muğla’yı o görkemli değerleriyle çıkardın, taşıdın, korudun, yaşattın.
“İnsanlığı yaşattın, çevreyi yaşattın, tarihi, geçmişi yaşattın.Kültürel mirası yaşattın.”
Korumacılığı var ettin.
Muğla’yı dünyanın gündeminde var ettin.
Muğla şu ana dek kendine özgü durabildi.. Özledik Oktay EKİNCİ, insanlık, mimarlık seni özledi. Uygarlıklar
Kalbi hep sendin.
Işıklar içinde yat. Hiç dinlenmedin, uyumadın hep çalıştın, hep çalıştın.
Tanrı şahit , ben şahidim.
O nedenle erken gittin bilirim.
Çalışmaların ve güzelliklerinle, seni özledik!!!

Nabide Kılınç 16 Ekim 2019 / 23:43

Bizim Muğla’nın görkemli kimlikli değerleri dedik. Değerli büyüğümüz Hamdi ağabeyin öyle ilgi çekici anıları dostlukları var ki eksik olan şu. Bunlar bir kitapta toplanmalı. Nail Çakırhan ile ilgili veya hepsi ile ilgili. Mesela Letonya’daki tatil köyü anısı. Proje hazırlanır. O projeyi o kadar uğraşılar bir türlü gerek yapıcı ustaları, gerekse mimar ekibi bir türlü uygulayamazlar. En sonunda bu projeyi kim uygulayabilir Nail amcayı düşünürler. Hamdi ağabeye telefon ederler Nail Çakırhan’ı isterler. Nail amca kabul eder gider. Gider gitmesine de akşamları Nail amcayı kilitliyorlar. Hep devam edince Nail amca endişeye kapılır. Hamdi beyi arar der ki dostum beni al götür buradan. Hamdi ağabey telefon açar niçin Nail amcayı kilitliyorsunuz diye. Derler ki projeyi bırakıp gitmesin diye.
Her gittiğimde letonya tatil köyünü gördüğümde hayran olurum, ne de güzel devrim yaratmış orada.
Halet Hanımın Karatepe aslantaşınn gördüğümde her yerini gezdiğimde hayran kaldım. Ne yıllar ne hayat verdiği o Karatepe. İyi ki gördüm hissettim o yıllarını adadığı yere.
Nail amcanın çıplak beton uygulamasını. Barajdan katırla taşıdıkları su ile.
Karatepe’den Akyaka’ya bir samanyolu yıldızıydı sulara saldılar ışıklarını.

Nabide Kılınç 16 Ekim 2019 / 23:48

Sabahat Aykın’ın yeri doldurulur mu? Muğla’nın ve insanlığın hukukun üstün savunucusu.
Sabahat ablayı çok erken kaybettik. Yeri gerçekten boş kaldı.
Muğla’nın o yılları o değerleri Muğla’yı Muğla yapan değerler bir daha bulunmuyor özlüyoruz. Şöyle düşünün; Mesela artık şöyle sohbet edeceğiniz dost yürekli insanlarla olabilmeyi özlüyoruz.
İnsan hakları derneğinin nasıl harıl harıl çalıştırdılar. Ansıyorum o yılları o çalışmaların görkemini şu anda bu konuda hissedeceğimiz bir şey yok.Ebedi yerinde Işıklar içinde uyusun.