Oktay Ekinci ve Kanuni Yolu

Bu haber 24 Kasım 2015 - 22:40 'de eklendi ve 1.116 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

“Vefa İstanbul’da bir semtin adı değildir”

Böyle bir söz var. Nedense bu sözü tutmadım. Bana arabesk ve söyleyenin samimi olmadığı izlenimi veren hamasi bir söylem gibi geliyor.

Ama giderek vefasızlaşıyor ve duyarsızlaşıyoruz. Toplumsal vefasızlık ve duyarsızlık ise beni geleceğe dair umutsuzluğa itiyor.

Bizden alacaklı olanlara borcumuzu “vefalılık” içinde “dostça ödemek” yerine, ele güne karşı “Hadi bu görevimizi de savuşturalım” anlayışı içinde ödeme yapıyoruz!

 

xx           xx           xx

Ağahan Mimarlık Ödülü sahibi Nail Çakırhan’ı kaybettiğimizde kaç kişi neyi, kimi kaybettiğimizin farkında idi?

Cenaze törenine gelenlerin çoğunun orada olmak için değil de orada görünmek için geldiklerini biliyorum. İsim isim sayabilirim, ama yakışık almaz!

Merak ediyorsanız kolay… Cenaze törenine katılanlardan ilk anma toplantısına katılanları veya ilk anma toplantısına katılanlardan ikinci anma toplantısına katılanları çıkardınız mı onları tanırsınız…

 

xx           xx           xx

Rahmetli Nail Çakırhan’ı kaybettiğimizde neyi, kimi kaybettiğimizin en çok farkında olan rahmetli Oktay Ekinci idi… O’nun ve farkında olanlardan Ozan Y. Mimar Cengiz Bektaş’ın varlıklarıyla Çakırhan anmaları birer “Şiir, Şehircilik, Mimarlık, Çevre, Ekoloji ve Koruma” atölyelerine dönüşe gelmişti…

Ekinci yok. Allah geçinden versin, ya Bektaş’ı da yitirirsek…

O zaman Muğla’da doğal ve tarihi çevrenin ve korumacılığın bitmiş olması ihtimali beni ürkütüyor, üzüyor…

 

xx           xx           xx

Oktay Ekinci’yi 15 Ekim 2013’te yitirdik.

Yusuf Kalyoncuoğlu 18 Ekim Çarşamba günü telefonla aradı. Ağır bir hastalık geçiriyor. Ortaca’da kızının yanında. Telefonda “Oktay’ın anmasına gidemedim” derken üzüntülüydü. “Üzülme” dedim, “Ben de gidemedim. Hastanede yatıyorum.

Aynı gün sabah Menteşe Belediyesi’nden cep telefonlarına mesaj gelmişti. Aynı gün saat 17.00 de Ekinci’nin anılacağı duyurulmuştu. Hastanede olmasam gidebilir miydim bilmiyorum. Gitmeye çalışırdım… Acaba herkes gidebilmiş, genç mimarlar gelebilmiş, Ekinci’ye, Muğla’ya yakışır bir şekilde salon dolmuş mudur?

Bu tür duyurular birkaç gün önceden yapılamaz, duyurunun basında yer alması sağlanamaz mıydı?

Oysa Oktay Ekinci bütün özelliklerinin yanında Muğla (Menteşe) Belediyesi’nin ilk İmar Müdürlerindendi de!

 

xx           xx           xx  

Büyükşehir Belediyesi’nden duyuru yapılmamış olmamasına da üzüldüm.

İlçelerden de duyup gelenler olabilirdi…

Ekinci sadece Muğla’ya (Menteşe) münhasır bir insan da değildir. O tüm Muğla iline münhasır bir Muğla sevdalısı idi…

O “Dostluk KöyüKayaköy’de, Göcek Koyları’nda vardı. Ortaca Pisilis’te, Dalyan İztuzu Kumsalı’nda vardı. Menteşe gibi Bodrum’un her yanında vardı. Güllük Lagünü’nde, Bafa Gölü’nde, Latmos ta vardı. Çomakdağ’da, Milas Arastası’nda, Kavaklıdere Bakırcılar Çarşısı’nda, Marmaris Kalesi Evlerinde, Eski Fethiye Evleri’nde vardı. Ören’de, Yatağan’da termiklere karşı vardı. Yatağan Bozüyük’te, Eskihisar’da (Stratonikeia), Lagina’da vardı. Marmaris’in Padişah Tapusu kavgasında, Can Yücel’in Datça’sında, Halikarnas Balıkçısı’nın koylarında, Nail Çakırhan’ın Akyaka’sında vardı…

 

xx           xx           xx

Nail Çakırhan ile birlikte Oktay Ekinci’nin anmaları Mimarlar Odası Muğla Şubesi ile birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne yakışırdı…

Onların zamanındaki Mimarlar Odası da yok ama Onların anısına çalıştaylar, sempozyumlar düzenlenebilir. Ulusal ve Uluslararası isimler çağrılabilir.

Sözlerini Vedat Türkali’nin yazdığı “İstanbul” şarkısını bilirsiniz. Orada iki dize şöyledir;

Ey sen ne güzelsin kavgamızın şehri İstanbul

Sen bize layıksın bizde sana İstanbul

Bu dizelerden uyarlarsak, “Sen bize layıksın bizde sana kavgamızın şehri Muğla” başlığı altında Ekinci ve Çakırhan üzerinden pek çok etkinlik yapılabilir.

 

xx           xx           xx

Tabi önce layık olmak lazım…

Muğla Nail Çakırhan’a ve Oktay Ekinci’ye layıktı. Nail Çakırhan ve Oktay Ekinci de Muğla’ya layık. Biz onlara layık olabildik mi, olabilecek miyiz?

Halikarnas Balıkçısı’na, Kemal Nehrozoğlu’na, Özer Türk’e, Lale Aytaman’a, Hüseyin Aksoy’a, Saynur Gelendost’a, Can Yücel’e, Sadun Boro’ya, Can Pulak’a, Melih Cevdet’e, Cengiz Bektaş’a, Metin Sözen’e, İlhan Selçuk’a, Filiz Ersan’a, Kaptan June (Haimoff) a, Cengiz Işık’a, Bilal Söğüt’e, Yüksel Aksu’ya ve yakın zamanda yitirdiğimiz Oktay Akbal’a layık olabilecek miyiz?

Yüksel Aksu dışında hepsi “yabancı”, hepsi bizden Muğlalı… Çoğu Akbal gibi rahmetli oldu. Sağ olanlara Allah uzun ömürler versin. Akbal deyince aklıma geldi. Rahmetlinin en ünlü öykü kitabının adı “Önce Ekmekler Bozuldu” idi.

Ya sonra?

 

xx           xx           xx

Bu sene konuşmacılar arasında Oktay Ekinci’nin büyük oğlu Kerem ile küçük oğlu Esat ta varmış. Kerem’i en son Muğla Valiliği’nde Özer Türk Salonu’nda Mimarlık Fakültesi öğrencisi arkadaşları ile hazırladıkları “Kanuni ve Sakartepe” projesini anlatırken görmüştüm. Bundan yarın söz ederiz.

Kerem Doğu konuşmasının bir yerinde “Ben küçük bir çocukken babamların masasında otururdum. Kendi ailemde dahil birkaç ailenin birlikte oturduğu masada, yüksek sesli kahkahalar, çok sert geçen tartışmaları hatırlıyorum. Duygular çok yoğun yaşanıyordu. Ailem ve çevresinin Muğla’ya sonradan gelmiş politik göçmenler olduğunu fark ettim…” demiş…

Tamamen politik göçmen denilemez. Kerem öyle algılamış olabilir.

 

xx           xx           xx

O masada oturanlar; Dr. Bedriye & Av. Mustafa İlker Gürkan, Av. Sabahat & Mühendis Murat Aykın, Mimar Rukiye & Mühendis Süleyman çiftleri ile Vet. Hekim Necati Demirel, Gazeteci Naim Kılıç gibi isimlerdi. Yukarıdaki isimler gibi yabancı ama Muğlalı

Birde Muğla’dan ben ve Dr. Mustafa Ulusoy vardı.

Gerçekten masalarımız kahkahalı ve kavgalı olurdu. O yıllarda Muğla, Kerem’in dediği gibi bugünkü kadar turistik değildi. O nedenle Muğla’dan almadan Muğla’ya veren o insanlar için kendini isteyerek Muğla’ya sürgün edenler diyebiliriz. “Politik göçmen” sıfatı biraz fazla gelir.

Bir de söyleşide Ozan, Y. Mimar Cengiz Bektaş’ın altını çizdiği gibi Oktay’ın sevgili eşi Zehra Muğlalı idi… Yine Bektaş’ın söylediği gibi Oktay’ın sürgünlüğü için “aşk sürgünü” de denilebilir. Ki Oktay sonra da Muğla aşık ı olmuştu…

 

xx           xx           xx

Söyleşide, Muğla Mimarlar Odası Başkanı Osman Köseoğlu da “Bizim yapmamız gereken Oktay Ekinci’nin çalışmalarını devam ettirmek ve gerçekleştirmek, özellikle Muğla’ya kazandırmak olmalı. Oktay abi araştırmacı, bilgili ve bilgiyi paylaşmayı seven bir kişiliğe sahipti. Burada toplanmamızın asıl amacı; bundan sonra hem Oktay Ekinci’yi anmak, hem de onun yolunda Muğla’ya bir şeyler kazandırmaktır.” demiş.

Güzel demiş… Geçen anmada da benzer şeyler söylenmişti. Bizse daha adını bir yere yakıştıramadık.

En iyisi yarın devam edelim…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 25 Kasım 2015 / 12:34

Gocuman; tümü ile haklısınız. Fakat; Adı akıllı evler olan, sratdyumun yanındaki evlere ruhsat verenlerden nasıl oktay ekinci ve değerlilerine vefa isteyebilirisn. önce kendimize dönmemiz gerekmezmi. o evler ortada duruduğu mü,ddtçe erkinci de akbalda çalkırhan da anılsa ne olacak anılmasa ne olacak. lütfen başta söylemişsin hamasi yada geçiştirmne diye. sevgi ve saygı.