Oktay Ekinci Muğla’da Yaşıyor

Bu haber 15 Ekim 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.181 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozcanozgur@hamlegazetesi.com.tr
Özgürce

Özcan Özgür

Oktay Ekinci aramızdan ayrılalı bugün bir yıl oldu.

Bana hep Saburhane’deki evlerine ailecek gelmişlerde, O daha Muğla uyanmadan kahvaltıda yenilecek taze ekmek ile gazetelerini almak için evden çıkmış, yolda karşılaşıverecekmişiz gibi geliyor…

İnanmak zor. Çok erkendi. Belki böylesi iyi demekten de insan kendini alamıyor.

Laf mı şimdi?

xx        xx        xx

Ben bu lafı önceki gün ettim.

Bu gün İstanbul’da Mimarlar Odası Büyük Kent Şubesi tarafından düzenlenen bir etkinlikle Oktay Ekinci için anma yapılıyor.

Yüksek Mimar Meral Oğuz bu gün saat 10.00’da Saburhane Meydanı’nda gerçekleştirilmek üzere bir “Anma Toplantısı” düzenlemiş. Bu gün orada olacağız.

Dün Konakaltı Kültür Merkezi’nde idik. Kenan Gürbüz arkadaşımız avluda Ekinci’nin Muğlalı dostları ile çekim yaptı. Fikir Meral Oğuz’un… İyi ki düşünmüş. Yapılan çekim bu gün İstanbul anmasında “Oktay Ekinci’nin Muğla’daki dostlarından selam var” adı altında gösterilecek.

O çekimde bir iki lafta ben ettim. Aşağı yukarı şöyle dedim:

Kızacaksınız, ama insanın Oktay Ekinci’nin erken ölümüne sevinesi geliyor. Korumacılıkta, şehircilikte gelişme göstereceğimize, ülkemizde, Muğla’da kahredici gelişmeler yaşanıyor. Yaşıyor olsaydı, Ekinci kahrından giderdi…

xx        xx        xx

Bu günlerde Muğla Matbuatı ve Basını üzerine bir çalışma yapıyorum. Muğla’ya son gelişlerinden birinde Gökhan Çağlav’ın oğlu Began ile restore edip, “Muğla Sanat Evi” olarak yaşamımıza kazandırdığı “Hafız Gürün Evi”nin bahçesinde buluştuğumuzda “Bu çalışmayı sen yapmalısın.” demişti…

Önceki gün öğleden önce bu çalışma çerçevesinde belediyemizin Muğla Kültür Evi’nde (Şerefliler Evi) buluştuk. Kuzulu kapıdan geçemedim. Kapının her iki kanadının ardına kadar açık tutulmasının bir sakıncası mı var anlayamadım…

Mimarlar Odası Muğla Şubesi yol kapısı da hep kapalıdır. Kapı sağına soluna açık tutulsa da avluda restore edilmiş güzelim Muğla Evi sokaktan görülse olmaz mı?

xx        xx        xx

Tarihi Muğla Evlerinden birini restore edip, “Burada yaşayacağım” diyen ilk Muğlalı mimar Oktay Ekinci’dir. Muğlalı mimar olarak ikincisi olmadı daha… Belediye Parkı yakınında Muğla Evlerinden birinin Mimar Enis Tunca tarafından restore edilmekte olduğunu duydum. Umarım kendisi oturacaktır…

Mimar olarak ikinci Muğla Evi sahibi mimar ise Şair Cengiz Bektaş olmuştu. O’nu rahmetli İlhan Selçuk izlemişti. Saburhane’de “Kültür sanat gettosu oluşacak” umuduna kapılmıştık… Olmadı… (!) Olmadı, onları Saburhane’de tutamadık. İlhan Selçuk’u küstürdük. Sevgili eşi rahmetli Handan abla ile hevesle restore ettirip sürekli yaşamayı düşündükleri evde üç yaz kalabildiler. Cengiz Bektaş’a ne yaptık bilmiyorum, O evini Eczacılar Odası’na sattı. Kim bilir belki bir zaman Zehra abla (Ekinci), oğulları Kerem, Esat yazları gelir olurlar…

Yeri gelmişken rahmetli Sabahat Aykın’ı da yad edelim… O da tarihi Muğla Evi’nde yaşamayı tercih eden ilk avukatımız olmuştu… İkincisi yok!

xx        xx        xx

Muğla Belediyesi’nin (Erman Şahin döneminde) ilk İmar Müdürü olan Oktay Ekinci, Mimarlar Odası Muğla Temsilciliği Başkanlığı da yapmıştı. Oda’nın hep tarihi bir yapıda faaliyet göstermesini arzulamıştı. Bunu gerçekleştirmek emek verdiği, kendisinden sonraki kuşak genç mimarlardan Ertuğrul Aladağ’a nasip olmuştu. Bu gün Elektrik Mühendisleri Odası Muğla Şubesi de bir Muğla Evi’nde…

Bu gün Valiliğimiz, belediye başkanlıklarımız tarihi yapılarda ise; Kentsel SİT Alanıçöküntü alanına” dönüşmediyse; hanlarımız, hamamlarımız, Özbekler Evi, Şerefliler Evi, Apostol Hanı ve elbette Arasta ayağa kaldırıldı ise Valilerimiz Lale Aytaman ve Hüseyin Aksoy ile Ahmet Altıparmak’a, eski turizm bakanları Fikri Sağlar ve Ertuğrul Günay’a, rektörlerimize, Orhan Çakır ve Osman Gürün’e, Cengiz Bektaş’tan Metin Sözen’e pek çok bilim-sanat-kültür insanına bu şehrin minnet borcu var…

xx        xx        xx

En büyük minnet borcumuz ise dönemin Belediye Başkanı Erman Şahin ile Oktay Ekinci’ye…

Şimdi bu yazımı okuyup bana da küfredenler olacaktır. Biliyorum. Yaşamın gerçeği bu… AVM’ler yaygınlaşırken, SİT alanları daraltılırken, beton yeşili tüketirken; Muğla’da eski Garaj Alanı hala tartışılırken bu yazının alemi var mı değil mi?!!

Bence var…

Oktay Ekinci ve eşi Zehra Ekinci Muğla’yı “kimlikli, kişilikli bir kent olarak koruma” derdine düştükleri, Muğla’nın doğal ve tarihi çevresine sahip çıktıkları için Muğla’da mimarlık yapamaz hale gelmişlerdi…

Bu yüzden Muğla’dan ayrılmak zorunda kalmışlardı. İsteseler kalıp, Muğla’nın zengin mimarlarından da olabilirlerdi!

xx        xx        xx

Önceki gün öğleden önce gittiğim Kültür Evi’nin kuzulu kapısından orayı işleten hanımlardan birinin yardımı ile geçebildim. Geldi mi üst üste geliyor. O gün öğleden sonra çekim için gittiğim Konakaltı Kültür Merkezi’nde de aynı sorun… Oradaki kuzulu kapıdan Kenan Gürbüz arkadaşımın yardığı ile geçebildim. Kenan’a “İstersen burada kapıdan geçmeye çalışırken yapalım çekimi. Oktay Ekinci bu durumu görseydi, Cumhuriyet’teki ÇED Köşesi’ne ‘Engelleri kaldırın’ başlığı atardı…” dedim.

Geleneksel Muğla, Ekinci’nin deyişi ile “Yaşayan Muğla” engelli bir şehir değildi…

xx        xx        xx

Saburhane Meydanı’ndaki Mimar Sinan heykeli sanırım Ekinci’nin Mimarlar Odası Muğla Şube Başkanlığı döneminde dikilmişti. O yıllarda En İyi Korunan Muğla Evi sahibine oda tarafından ödüllendirme yapılıyordu. Muğla’da Mimar Sinan’ın eseri yoktu, heykelinin ne işi vardı? Bu soru sorulduğunda Ekinci, “Muğla’yı koruyan Muğlalıların, Saburhanelilerin ödüle de mimar Sinan” demişti…

Önceki gün Konakaltı Kültür Merkezi avlusunda kameraya konuşurken arkamda mimarlık okumamış mimarımız Nail Çakırhan’ın büstü duruyordu. Tarihi Konakaltı Hanı Nail Çakırhan’ın Ağahan Dünya Mimarlık Ödülü olarak aldığı para ile ayağa kaldırılmıştı. O ise ödülünü ölümünden birkaç gün sonra 27 Ekim 2008’de “Muğla Valiliği Hizmet Ödülü” olarak almıştı… (!)

O zaman Muğla Valiliği’nce Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde “Muğla Valiliği Hizmet Ödülü” uygulaması başlatılmıştı. İlkini Nail Çakırhan’ın aldığı ödülün ikincisi de Muğla Üniversitesi’nin hamisi Sıtkı Koçman’a ölümünden sonra verilmişti! Üçüncüsünü ise bu sene yitirdiğimiz eğitim sevdalısı Kazım Yılmaz almıştı. Bir daha da ödüllendirme olmadı galiba…

Nedense insanları yaşarken ödüllendirmeyi, yüceltmeyi bilemiyoruz. Sakın bu sözlerimle Oktay Ekinci’ye “Hizmet Ödülü” verilsin önerisi yaptığım sanılmasın. O Muğla’da Mimar Sinan ile yaşıyor…  Saburhane’den yolu geçenler “Mimar Sinan’ın işi ne burada” diye merak ediyorlardır. Heykele yakın, uygun bir yere orada “ne işinin olduğu” yazılsa yeterli olacaktır…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reşat öztepe 15 Ekim 2014 / 15:29

Gocaman; eğer düşmediyseniz Mimar merhum Oktay EKİNCİ’ye borçlumusunuz bilemem amma,senin de bu gadın moğlama ciddi şehircilik katkıların oldu. yazının son bölümündeki “Nedense” diye başlayan paragraf’ı ser levha yapmak lazım. Rahmetli Sıtkı Amcamıza vefatından çok önce (Rektör OKTİK idi) Sıtkı amcamızın adını Üniversiteye verelim bir de TBBM Ödülü verelim dedik. aman ha başımıza gelmedik kalmadıydı. sonradan yapıldı amma,Sıtkı Amcamız Rahmet-i Rahman’a göçmüş idi. nedense güzel insanları sağlığında değil de öldükten sonra ödüllendirmeyi nereden alıdğımızı! bir bilebilsem.sevgi ve saygı.

lale Aytaman 15 Ekim 2014 / 15:44

Oktay Ekincii’yi ölümünün birinci yılında ben derahmetle anıyorum. Muğla’nın kent kültürü ve mimarisi hakkında kendisinden çok değerli bilgiler almıştım. “hizmet ödülü” yakışır.

Ahmet selvi 15 Ekim 2014 / 20:42

Özcan hocam üniversiteyi hic yazmıyorsunuz artık yeni danışman yeni rektörümüz size telkinde mı bulundu acaba…ortaokul mezunu yeni basdanismanimizin Muğla’ya da büyük hizmetleri olacaktır . Üniversitedeki tüm atamalar kararlar artık yeni ve ulu basdanisman tarafından yapılıyor kendisi rektörümüzün secimdeki finansoru idi. Yaptıgı yatırımların karşılığını vermek gerek tabi .