Okluk Koyu’ndan Bokluk Koyu’na

Bu haber 16 Eylül 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.823 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Gün geliyor karşı çıktığınız savunduğunuz hale geliyor.

Gün geliyor sevinciniz üzüntüye nede oluyor.

Okluk Koyu bir ayda “Bokluk Koyu” olmuş.

Yıllar önce Okluk Koyu’nda Devlet Konuk Evi yapılmasına ve dolayısıyla çevresine insan sokulmamasına; Okluk Koyu’nun teknelere kapatılmasına isyan edenlerden biri olan Marmaris Turizm ve Çevre Gönüllüleri Başkanı Filiz Ersan, bu gün her türlü önlem ve yasağın kaldırılmış olduğu koyun yine insan ve tekne trafiğine kapatılmasını istemiş!

Hayat böyle bir şey işte…

xx        xx        xx

Türkiye’nin ilk kadın Valisi Muğla’ya yakıştırılmıştı.

Aslında bu Muğla için “onur nişanı” gibiydi. Çünkü dönemin Özal Hükümeti kadın valiye karar verildiğinde, bir kadının Türkiye’nin neresinde valilik yapabileceği tartışılmış. “Böyle bir şeyi her yer kaldırmaz” denilmiş. Sonunda Muğla’ya karar verilmiş.

Daha sonra Muğla Valiliği de yapan Muğla Valisi Lale Aytaman doğal ve tarihi çevrenin korunmasını savunan, el sanatları ve benzeri geleneksel el sanatlarının ve geleneksel yaşamın yaşatılmasından yana bin insandı.

Ki bu sayede O’nun zamanında Muğla Turizmi önemli ivme kazandı.

xx        xx        xx

Muğla o yıllarda parlayan turizmi ile öne çıkarken, bir de çevre kavgaları ile öne çıkıyordu.

Bu gün nasıl Dünya’nın her yerinde Greenpeace Örgütü’nden söz ediliyorsa, o yıllarda Türkiye’de “Gökova Sürekli Eylem Kurulu”ndan ve hareketin başını çeken rahmetli Saynur Gelendost’tan söz ediyordu.

O Eylem Kurulu’nca naçizane bende vardım. Gaye Cön, Av. Şafak Ahmet Deniz, Reşat Uygun, Milas’tan Olcay Akdeniz, Mimar Rukiye Uslu, Şehir Plancısı Çiğdem Başarır, rahmetli Av. Sabahat Aykın, Marmaris’ten rahmetli Biyke Şoran ve Filiz Ersan öne çıkan isimlerdik.

Bir bakıma Türkiye’nin ilk çevre eylemini yapan Milas’ın Türkevleri Köyü kadınlarının yaktığı meşaleyi taşıyorduk. Bizi bir araya getiren termik santrallar ve özellikle Gökova (Kemerköy) Termik Santralı idi.

xx        xx        xx

Gökova Sürekli Eylem Kurulu’nun kuruluşuna her ne kadar termik santraller neden olmuş olsa da, o yıllarda burnumuzu sokmadığımız yer kalmamıştı. Ortaca Sarıgerme’de antik Pisilis Antik Kenti üzerine İber Otel’in yapımını engelleyemedik, ama Güllük Lagünü’ndeki balıkların doğal yaşamının korunabilmesi için Milas-Bodrum Hava Limanı’nın 2.5 km içeriye çekilmesini sağlamıştık.

Santral dışı eylemlerde Mimarlar Odası Muğla Şubesi ve dolayısıyla rahmetli Oktay Ekinci, Bodrum Yeşillerinden Bilge Contepe, Makine Mühendisleri Odası’ndan Ertan Serdönmez, dönemin Tabip Odası Başkanı Dr. Mustafa Uslu ve daha pek çok kişi ile mücadele halkası genişlerdi. Ki o genişleme ortaya “Muğla Demokrasi Platformu”nu çıkarmıştı. Bu platformdan belki bir başka yazıda söz ederiz.

O geniş katılımlı, mücadele halkası geniş eylemlerimizden biri de “Okluk Koyu’na Çıkartma” olmuştu…

xx        xx        xx                     

Bu gün Muğla’da o yıllardakinden çok fazla çevre hareketi ve “derneği” var.

Ne yazık ki bu gün artık o yıllardaki eylemler gibi ses getiren çevre eyleminden, uzun soluklu çevre hareketlerinden söz etmek mümkün değil. Tabi Fethiye’de Oktay Tirli, Bodrum’da Filiz Dizdar ve Marmaris’te Filiz Ersan hariç…

Rahmetli Saynur Gelendost’un ardından bu gün gerçek anlamda Gökova Sürekli Eylem Kurulu’ndan söz etmek mümkün değil. Hareketin ruhu yok… Ama o günden bu güne bir Filiz Ersan var. Fenomen haline geldi. Bodrum’da çevreden nasibini almamış rantçıların nasıl Saynur Gelendost korkulu rüyası haline geldi ise ben bu gün Filiz Ersan’ı Marmaris’in Saynur Gelendost’u gibi görüyorum.

xx        xx        xx

Okluk Koyu’na yapılan çıkartmada Filiz Ersan da vardı. Biz teknemizle koya yaklaşırken, Devlet Konukevi’nin bulunduğu alanda hareketlenme; yamaçlardan köpek havlamaları ve askerlerin düdük sesleri gelmeye başlamıştı…

İşte o sırada teknenin önüne doğru gidip Filiz Ersan’ın elini sallayarak “Validen iznimiz var, validen iznimiz var…!” diye bağırışını hiç unutamam.

Karşımızdakiler Filiz hanımı duymuşlar mıydı bilmiyoruz, bildiğimiz Vali Lale Aytaman’dan iznimiz yoktu. İçimizde korkuya kapılanlar için ben iznimizin olduğunu söylemiştim!

Ancak Vali Lale Aytaman’ın bizim böyle bir halt (!) yiyeceğimizden haberi vardı. Belki de Konuk Evi’ndeki görevleri uyarmıştı. İskeleye çıktık. Bizi içeriye aldılar. Evi gördük. Tek katlı mütevazı bir evdi. Öyle köşk, villa filan değil, evdi işte…

Asker bizi içeriye almasa Türkiye gündemine oturacaktık. Evi gördük, tekneye bindiğimiz Akyaka’ya geri döndük.

Biz “Bu Koyu halka açın” demeye gitmiştik, ama jandarma müdahalesi ve engellemesi olmayınca eylemimiz şovdan öteye geçememişti!

xx        xx        xx

Rahmetli Turgut Özal’dan sonraki Cumhurbaşkanları Süleyman Demirel, Necdet Sezer ve Abdullah Gül o evci kullanmadılar. Ev de koyda unutulmuştu…

Biz unutmamıştık tabi. Madem orada o ev vardı, kullanılmalıydı. Rahmetli Özal’ın ardından gelen cumhurbaşkanlarının buradan yararlanmaları için bu köşede az davetkar yazı yazmadık…

Doğan Haber Ajansı’nın geçenlerde “Okluk yasakları kalktı” başlığı ile medyaya servis ettiği haber ile Türkiye olarak anımsadık. Haber şöyleydi:

Muğla’nın Marmaris İlçesi’nde büyükşehirden önce köy olan Karacasöğüt’ün Okluk Koyu’nda, 21 yıl önce dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu olarak inşa ettirilen köşk, ‘sıkı koruma’ statüsünden çıkarıldı. Genel Koruma statüsüne geçirilen bölgede jandarma karakolu kurulmasından sonra fotoğraf çekmenin bile yasak olduğu ve teknelerin demirleyemediği koy, tatilcilerin uğrak yeri haline geldi.

xx        xx        xx

Hafta sonunda yine Doğan Haber Ajansı mahreçli “Bir ayda çöplük oldu” başlıklı haber geldi. Şöyle:

Okluk Koyu’nda geceleyen tekneler katı atıklarını koylarda orman içine bırakmaya başladı. Pikniğe gelenlerin de sayısı artınca çevre tam anlamıyla çöplüğe döndü. Ağaçlara bağlanan tekneler yüzünden çok sayıda çam ağacı kurudu. Bazı genç ağaçlar kökünden söküldü.

Marmaris Turizm ve Çevre Gönüllüleri Başkanı Filiz Ersan, bir ay içinde koya gelen tekne sayısındaki artışın ağaçların kurumasına neden olduğunu ve koyların adeta çöplüğe döndüğünü ileri sürerek “Çevre katliamına izin vermeyiz” dedi. Okluk Koyu’ndaki son durumun gerçekten içler acısı olduğunu belirten Ersan, Okluk Koyu’nun yeniden giriş kontrolüne alınarak bazı bölümlere girişin yasaklanmasını istedi.

Nereden nereye?

xx        xx        xx

Rahmetli Saynur Gelendost’un her sene düzenli olarak gerçekleştirdiği Çöp Seferleri de vardı. Turizm sezonu sonunda çöp teknesi ile koyları dolaşır, teknelerin bıraktığı çöpleri toplardı. Sonra resmi kurumlarımız o koylara çöp konteynırları bırakıp, çöpleri düzenli olarak almaya başlamışlardı. Büyükşehir uygulaması ile bu uygulama unutuldu sanırım.

Sadece Okluk Koyu’nu değil, neredeyse bütün koylarımızı bok götürüyor! Nasıl olsa Saynur mu var?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI
ismet sahin 16 Eylül 2014 / 09:46

Sayın Ozcan Ozgur yazinizda bahsettiğiniz Cigdem hanım Şehir plancisi değildir. Kendisi cevre muhendisidir. Bilgilerinize, selamlar

reşat öztepe 16 Eylül 2014 / 19:18

Gocaman; gine döktürmüş hatta coşmuşsunuz. Kaylarımız da Okluk yada otluk yerine bokluk anlamındaki göndermeniz aynilye vaki. Akyaka da bu sene aşırı yoğunluk var idi. Tabii Akyakanın alt yapışımı desem kanalizasyon mu desem şu an da çalışıyormu bilemem amma,azmağa katı atık akıyor diyorlar.Ayrıca Dünya da eşi benzeri olmayan SEDİR adasında arkeolojik ve antik değerli olan kuyuya da fosseptik bağlı olduğuna dair bir takım söylentiler de ortalıkta dolaşıyor. Karga /atmaca nın sice ne gibi bir arkadaşlığı olur. sevgi ve saygı.

Veli Çelik 17 Eylül 2014 / 10:30

Gökova körfezine çevrenin yaptığı kirlilik baskısı ve bütünleştik alan yönetimi çalışması Muğla Üniversitesi ile yapıldı.bahsedilen problemlerin bazılar için çözüm planı yapıldı. O çalışma şimdi rafta. Bunlar niye yapıldı?