Öğretmenin Performansını Kim Değerlendirecek?

Bu haber 18 Nisan 2018 - 1:13 'de eklendi ve 811 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Öğretmenlerin performans değerlendirmesi tartışması bana şu hikâyeyi hatırlattı: Şehzade Mehmet, okulda zapt edilemeyen bir öğrencidir. Hocası Akşemsettin’i Bana bir şey diyemezsin, ben padişahın oğluyum.” diyerek tehdit eder. Durum dayanılmaz bir hal alınca Akşemsettin, II. Murat’ın huzuruna çıkar ve olanları anlatır.

Şehzade ertesi gün ders sırasında yine yaramazlık yapmaktadır. Bu sırada Padişah kapıdan giriverir. Bunu gören Akşemsettin hiddetle Padişah’a bağırır ve derhal çıkmasını ister. Padişah mahcup bir şekilde özür dileyerek odadan çıkar. Olaylar karşısında Şehzade’nin nutku tutulmuştur.

Az sonra kapı vurulur, Padişah nezaketle içeri girer ve Akşemsettin’den tekrar özür diler. Planları tutmuştur. O günden sonra Şehzade Mehmet asla Hoca’sına saygısızlık yapmaz.

Böyle bir baba (veli), böyle bir hoca (öğretmen) ve böyle bir Fatih (öğrenci)…

Eğitim sistemiyle ilgili arayışların sorunlara çare olamamasının birçok nedeni var: Eğitim politikaları, sistem, yönetim, öğretmen, materyal… Ancak düşüncem şu ki, eğitim sisteminin temel sorunlarından biri de veli sorunu.

İtirazları duyar gibiyim, ama denklem çok basit: Bir veli olarak “eğitim”e bakışımız neyse, eğitim sistemi de aslında o. Oysa çocuklarımızın gönülleri, işleri, projeleri, geleceği fethedebilmesi ve çağının Fatihleri olabilmesi için II. Murat gibi velilere ihtiyaç var.

Bulunduğu çevrede başarılı görülen bir sınıf öğretmeni artık eski şevkinin kalmadığını söyledi. “Hayırdır?” dedim. Şunları anlattı: Öğrencilerinden biri sürekli ders sırasında kalkıp arkadaşlarına vurmakta ve tükürmektedir. Öğretmenimiz bir eğitimci olarak öğrencisine bir şeyler söyler, nasihat eder; vazgeçmeyince onu ön sıraya alır.

Veli anne-baba (ikisi de eğitimli ve kariyer sahibi) ertesi sabah okuldadır. Çocuğunun özgürlüğü kısıtlanmış ve onuru kırılmıştır! Öğretmen yaşananları anlatır ama nafile. Velinin tepkisi ise evlere şenliktir: “Siz öğretmensiniz, öğretmekle yükümlüsünüz. Çocuğumuzun eğitimini bize bırakın. O evde de koltuğa, halıya tükürüyor. Ne var bunda?”

Yakın bir kasabamızda öğle arasında arkadaşlarıyla bira içip derse gelen kız öğrencilerin velisi okula çağrılır. Baba, okul müdürüne “Ne var bunda, beni bunun için mi çağırdınız?” diye tepki gösterir.

Böyle bir ortamda öğretmene veliler ve öğrenciler not verecek, öğretmenin performansını değerlendirecek öyle mi? Bu işin sonu nereye varır? Bu garip uygulama eğitimin ve öğretmenin itibarını ayaklar altına almaktan başka ne işe yarar?

Çocuğun egosu ile onurunu ayırt edemeyenler, neyin değerlendirmesini yapacak? Daha önce üniversitelerde uygulanan bu performans sisteminden sonuç alınamadığı için vazgeçilmedi mi?

Bürokratlarımız böyle fantezilerle uğraşmak yerine, öncelikle eğitime doğru bakışı sağlayacak politikalar üretmeli. Öğretmenleri başkalarının şamar oğlanı yapmanın yöntemleri ile uğraşacağına mesleğin itibarını yükseltmek için mesai harcamalı. Öğretmenler ve sendikalar bu lüzumsuz girişimlere itiraz etmek için harcadığı emeği, öğretmenin mesleki gelişimi için harcamalı.

Daha geçen hafta bir veli çocuğunun sınıfı değiştirildiği için iki yöneticiyi okulda silahla yaraladı. Her gün okul koridorlarında yaşanan sorunlar gösteriyor ki, veli öğretmen ile doğrudan muhatap olmamalı. Sınıfta yalnızca öğretmen ve öğrenci olmalı. Veliler sınıflarda, koridorlarda müfettişlik yapmayı bırakmalı. Veli, yalnızca okul yönetimi/rehberlik servisi ile muhatap olmalı. Söz konusu eğitim ise veli değil, öğretmen otorite olmalı. Veli öğretmene akıl vermek yerine, çocuğunun eğitimi noktasında öğretmene destek olmalı.

Sınıf içindeki terbiyesizliklere göz yummayan öğretmeni çocuğunun onurunu zedelemekle suçlayan, düşük notun hesabını öğretmene soran veliler; bırakın öğretmenlerimiz kendi işini yapsın. Öğretmen ile öğrencisi arasına girmeyin.

Küçücük meseleleri basına, sosyal medyaya taşıyıp öğretmenin onurunu kıran, öğretmenliği örseleyen, çocukların egolarını ve hadsizliklerini büyüten veliler; unutmayın onlar da ilk fırsatta bizim onurumuzu hatta kafamızı, gözümüzü kıracak. Bugün evde halıya, okulda arkadaşına tüküren çocuk, yarın bizim yüzümüze tükürecek.

Bırakın öğretmenler işini yapsın. Biz de veli olarak öğretmenin performansını sadece çocuğumuzun çıkardığı netlerle değil; sosyal ve mesleki yetenekleri, görgü ve nezaketleri ve sağlıklı iletişim becerileriyle ölçelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.