Öğretmeni Okulda Tutamayan Sistem…

Bu haber 22 Kasım 2017 - 0:02 'de eklendi ve 1.025 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

 

Geçmiş yıllarda Öğretmenler Günü yaklaşınca öğretmenin değeri konuşulur ve yazılırdı. O günler geride kaldı. Bu yıl 24 Kasım’ı sınav ve eğitim sistemi tartışmalarıyla geçirecek gibiyiz. Öncelikle bir öğretmen olarak, şunu belirterek başlamak isterim ki; gelinen bu noktanın bir sorumlusu da biz öğretmenleriz.

Sistem tartışmaları içinde önemli noktaların gözden kaçırıldığını düşünüyorum. Yazılı ve görsel basında ya da günlük yaşamda herkes yeni sistemin nasıl olması gerektiğini konuşuyor. Oysa yeni sistemin nasıl olması gerektiği tartışmalarından önce mevcut sistemin başarısızlığının nedenleri üzerinde durulmalı. Ama bunları konuşan, tartışan yok gibi.

Meslekte 15 yılını geride bırakmış ve eğitim sisteminin başarısızlığının ürünü bir kesimle çalışan bir eğitimci olarak, bu konuda birkaç kelam etmek isterim.

Eğitim nedir?

Öncelikle eğitimdeki başarısızlığın faturasının yalnızca öğretmene, okula ve milli eğitim politikalarına kesilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum.

Çocuğun eğitimi söz konusu olduğunda, ilk akla gelen kişilik ve karakter eğitimidir. Bu eğitimin yeri de ailedir. Sosyal uyum ve becerilerin kazanılması şeklindeki eğitim ise arkadaş ortamında, mahallede, toplum içinde çoğu zaman farkında olmadan alınan eğitimdir. Meslekî eğitim ise meslek eğitimi veren okullarda ve sahada usta-çırak ilişkisiyle verilen bir eğitimdir.

Dolayısıyla okullar öğretim kurumlarıdır. Standart programlar ve okullar, bugün birçok kişi tarafından eğitimin önündeki bir engel olarak görülmektedir. Bernard Shaw’ın “Eğitimime okul yüzünden uzunca bir süre ara vermek zorunda kaldım.” Ve Einstaine’ın “Eğitim, okulda aldığımız bilgilerin tamamını unuttuğumuzda geriye kalanlardır.” sözleri bunun en çarpıcı örnekleridir. Ahmet Şerif İzgören ise “İnsanlara belirli bilgileri empoze etmenin adı propagandadır. İnsanların hayal güçlerini büyüleyerek bilgi aktarmanın yolu ise eğitimdir.” diyor.

Bu nedenledir ki eğitim sorunun birinci ve en önemli ayağı, çocuğunun eğitimini yalnızca öğretmene ve okula bırakan ailelerdir.

Eğitim fakülteleri ve formasyon sistemi…

Sorununun ikinci ayağında ise öğretmen yetiştirme sistemi var. Prof. Dr. Namık Açıkgöz hocam geçen hafta “Pedagojik formasyon, baştan sona yanlış işleyen bir uygulama. İnşallah Sayın Cumhurbaşkanımız pedagojik formasyon saçmalığı konusuna da el atar.” diyerek bu soruna işaret etti. Bir diğer sorun da bir aldatmaca olan ve dosyalarda kalan meslek stajı…

Ne yazık ki eğitim fakülteleri öğretmen yetiştiremiyor. Kimse alınmasın, manzara ortada. Birçoğumuzun tecrübesiyle, göreve başladıktan on yıl sonra öğretmenliği öğreniyoruz.

Alakasız bölümlerden veya açıköğretim programlarından mezun olanlara, mesai sonrasına ya da hafta sonralarına sıkıştırılan bir kaç aylık formasyon eğitimi verilmesiyle öğretmen yetiştirdiğini düşünen bir sistemin eğitimi bu kadar olur.

Her gün sistemi tartışırken; öğretmen yetiştirme sistemini, öğretmen adaylarının eğitimin başında ve sonunda bir takım testlerden geçirilmesini hiç konuşmuyorsak; meslek stajının hakkını vererek yapılmasını sağlayamıyorsak, doğru yolu bulmanın zor olduğunu düşünüyorum. Tıp fakültesinde doktor yetiştirdiğimiz gibi öğretmen yetiştiremiyorsak, doğru sistemi bulmanın zor olduğunu düşünüyorum.

Ve tabi ki öğretmen…

Sorunun üçüncü ayağında öğretmenin kendisinin olduğunu düşünüyorum: Bir tarafta öğretmenin imaj ve itibarı, diğer tarafta ise çalışma düzeni…

Öğretmenliğin imajı ve itibarı ile öğretmenin mesleğine bakışı konusunda bir takım iyileştirmeler yapılmadan girişilen sistem arayışlarının soruna çare olamayacağını düşünüyorum.

Haftanın bir kaç gününü okul dışında geçiren, okullar arasında mekik dokuyan, okuluyla aidiyet ve öğrencisiyle gönül bağı oluşmayan öğretmenin başarısından söz edilebilir mi? Öğretmen, başarısıyla ve kazancıyla toplumda saygın bir yerde değilse hangi sistem başarılı olabilir?

Sonuç olarak öğretmenin çalışma düzenini yeniden gözden geçirmeden, mesaisini okulunda ve öğrencileriyle geçirmesini sağlamadan ve ek ders saçmalığına son vermeden girişilen sistem arayışlarının da soruna çare olamayacağını düşünüyorum.

Unutmayalım ki, öğretmeni okulda tutamayan sistem, öğrenciyi okulda hiç tutamaz.

“Eğitim kalbe dokunmaktır.” diyen tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
ISMAIL ZORBA 23 Kasım 2017 / 06:41

Güzel bir değerlendirme, yerinde tespitler.. Kaleminize teşekkürler..