ÖĞRENCİLERİ RAHAT BIRAKALIM

Bu haber 23 Ocak 2010 - 0:00 'de eklendi ve 607 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye genelinde konuşlanan tüm ilk ve orta dereceli okullar bugün yarıyıl tatiline girdi.
Bu demektir ki, öğrenciler 15 günlük süre içerisinde istirahat edecek.
Tabi edebilirlerse.
Ebeveynlerinin baskısından kurtulup, biraz olsun nefes alabilirlerse, yarı sömestre yorgunluğunu nispeten üzerlerinden atarlar.
Değilse, yine aile baskısı egemen olursa, aynı yorgunluk ve de bıkkınlık içerisinde 2.yarıyıl için okullarına koşacaklar.
***
Hal böyle olunca bazı önemli ayrıntıların altını çizmek istiyorum.
Bir yerde, değişik eğitim kurumlarında yönetici ve öğretmen olarak yıllarca çalışmanın gözlemleri.
Dolayısıyla aynı süre içerisinde edindiğim başarı kriterlerini, herkesle paylaşmak istiyorum.
Bir öğrencinin başarısında temel koşul, elbette ki çalışmaktır.
Öğrenci ne denli plan ve program dahilinde çalışmasını sürdürdü.
Başarılı olmaması için hiçbir sebep yoktur.
Yok eğer, sadece sınav günleri öncesinde çalıştı.
Bu şekilde yapılan çalışmadan istenilen sonucu alması mümkün değildir.
Yıllarca daha başarılı olan talebeler aynı yolu izledikleri için sonuç alabildiler.
Zaten ÖSS sonuçlarını baktığımızda, aynı tablo ile karşılaşıldığı görülür.
Kim daha bir plan ve program dahilinde çalıştı, her hangi bir yüksek öğretim kurumunu kazanmada zorluk çekmez.
Aksi takdirde beklentiler bir sonraki yılla sarkar.
***
Yukarıda belirttiğim ayrıntı, bir yerde rutin çalışma yöntemi.
Ancak…
Son yıllarda, öğrenciler öylesine bir yarışın içerisine sokuldu ki, asıl yöntem olduğu tartışmaya açıktır.
Günümüzde her bir öğrenci, özellikle imkanları elverişli olan ailelerin çocukları, yarışa hazırlanan atlardan farksız.
Mutat okulu dışında, her biri mutlaka bir dershaneye gidiyor.
Buda yetmiyor, özel öğretmenlerden ders alıyor.
Bu arada sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemem.
Asla öğrenci dershaneye gitmesin veya özel ders almasın gibi bir düşünce içerisinde değilim.
Bir eğitimci olarak olmam da mümkün değil.
Vurgulamak istediğim, çocukların dersler dışında zamanı olup olmadığı.
Daha açık bir ifade ile çocukluğunu yaşayıp yaşamadıkları.
Bir çocuğun, en az dersler kadar bir takım sosyal aktivitelere ihtiyacı olduğunu düşünürsek, onları bir cendere içerisine sokmak, zaman içerisinde fayda yerine zarar getirir.
Bu nedenle öğrenciler üzerinde aşırı derecede aile baskısı olmamalı.
Onlara telkinimiz, hem derslerine çalışması hem de eğlenceye vakit ayırması şeklinde olmalıdır.
Zaten ikisini birlikte yürütebilenlerin daha başarılı olduğu aşikardır.
***
Bir önemli ayrıntı sömestre tatili.
Ders yılının bu şekilde ikiye bölünmesi, öğrencilerin tatil yapmalarını sağlamak için olduğuna göre çocuklarımız aile baskısı olmadan hem gönlünce eğlenmeli hem de fırsat buldukça geçmiş derslere göz atmalıdır.
Aksi yapılırsa!..
Öğrenci nasılsa bu tatil bizim için diyerek, 15 gün boyunca yan gelip yatarsa!
Diğer halde, ailenin baskısıyla ders çalışmaya zorlanırsa, çocuklarda aşırı bir yorgunluk oluşur.
Bu durumda çocuklarda, ister istemez belirgin bir düşme görülür.
Bu nedenle bir eğitimci olarak yeniden altını çiziyorum.
Çocuklarımızı hem öğretim yılı içerisinde hem de yarıyıl tatili boyunca biraz olsun rahat bırakalım.
Bırakalım ki yeni döneme girerken diri ve zinde olsunlar.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.