ÖĞRENCİLER İNSANDIR, KAZ DEĞİL!…

Bu haber 02 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 876 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Sevgili Muğlalılar, bugün diyeceklerimi, herkes söylemez. Nasıl olsa benim Muğla ile ilgili, sevmekten başka bir beklentim yok. Hiçbir beklenti sınırlamasına hapsolmadan yazıyorum bu yazıyı.
1974’te Muğla İşletmecilik Yüksekokulu açıldığında da mı böyleydi, bilmiyorum. Yani o zaman da öğrenciler, bir gelir kapısı mı olarak görülmüştü acaba?… 1994’te Muğla’ya geldiğimden beri, şehirde kiminle konuştuysam, “öğrenci” dendi miydi, hemen laf “bacasız sanayi” denerek öğrenci sayısına getiriliyor.
Vaktiyle, yaz okulu birkaç yıl devam edip bir ara kapatıldığında, kasap bile yakınmıştı da, ona “Sana ne oluyor Allah aşkına? Öğrencinin alacağı, olsa olsa, ayda 1 kilo kıyma olur ancak.” demiştim. Kasap da, “Öyle deme hocam!… Misal… Öğrenci burada olduğunda, üniversite yılda 10 ton et alıyor… Yaz okulu olduğunda yarıya falan düşüyor ama gene de baya baya et satılıyor.” demişti. Benzer şikâyeti, lokantacılardan, pastanecilerden, kafecilerden de dinlemiştim.
18 yıldan beri görüp yaşadığım, duyup işittiğim, üniversite öğrencilerinin sadece “müşteri” olarak görülmesi…
Değerli Muğlalılar, üniversiteye gelen öğrenciler, elbette harçlıklarıyla bu şehrin ekonomisine katkıda bulunacaklar. Burada okuyup harçlıklarını Aydın veya Denizli’ye götürmüyorlar ki, kuruşuna kadar Muğla’da harcıyorlar. Yani, Muğla sermaye pastasını büyütüyorlar ama pastadan pay almıyorlar. Tüm yaptıkları, harçlıklarıyla Muğla ekonomisine katkıda bulunmak. Şu andaki durum, “Öğrenciysen ver ver ver; esnafsan, ev sahibiysen minibüsün varsa al al al!…
Tamam, bütün şehirlerde, bu hep böyle olur… Öğrenci harcar, esnaf, ev sahipleri ve şehir içi taşımacıları hep kazanır. Normal bir işleyiş olduğunda, bundan kimse şikâyetçi olmaz. İyi de, Muğla’da bazı konular normal gitmiyor. Öğrencilerin en çok yakındıkları şey, ev kiralarının yüksek olması.
2000 yılına kadar, mevcut evler yetiyordu; daha sonra yetmemeye başladı. Devlet, öğrenci kapasitesine yetecek kadar yurt da yapmadı. O yıllarda, ben her ortamda “stüdyo tipi daire” denen 40-50 metrekarelik evlerin yapılmasını tavsiye ettim. 10 yıldır, Kötekli’de pansiyonlar ve öğrenci evleri, maşallah pıtırak gibi bitiyor. 3 ayda bir binanın dikildiğini görüyoruz. Bu güzel bir gelişme ama sevgili Muğlalılar, muhterem ev sahipleri, evleri, pansiyonları çok pahalıya kiraya veriyorsunuz. Benzer ölçülerde ve hatta daha büyük evler, başka yerlerde, buradakinin neredeyse yarısı fiyatına kiraya verilirken, burada, 50 metrekarelik çıplak dairenin 550-600 Lira olması, biraz tuhaf gelmiyor mu sizlere? Laf aramızda, benim oğlum, İzmir’de dayalı-döşeli ve 3 oda bir salonu olan evde 550 Liraya oturuyor. Termalli kaloriferi de cabası.
2 sene önce, “Yaz Okulu mu Kaz okulu mu?” diye bir yaz okulu eleştirisi yazmıştım ve yaz okullarının amacından saptırılmasını ele almıştım o yazımda. İşte şimdi yaz okulu da yok… Bakalım, pahalı pahalı kiraya verdiğiniz evlerinizi nasıl sorunlar bekliyor?…
Ev kiralarının dengelenmesi için, gelen öğrencileri önce insan, ondan sonra da ailelerin bize birer emaneti olarak görmemiz gerekir; müşteri değil. Hele hele öğrencileri, insan olarak değil de, “yolunacak kaz” olarak görürsek, bu sorun yıllarca çözülmez.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.