Ocaklarımız Yangın Yeri!..

Bu haber 14 Eylül 2015 - 22:22 'de eklendi ve 866 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

Ey hüznüme ortak olan kara bulutlar!

Ey gümrah ırmaklara saldığım umutlar!
Ey yüreğimi göğsüne dayadığım dağlar!
Ey neşesini gül kokusundan aldığım bağlar!
Ey bağrını yarıp barındığım çağlar!
Ayrılık ateşiyle yüreğim kan ağlar!

Ahmet Sezgin

 

Bugün okuldan dönüyorum, baktım; bizim mahalledeki alışveriş merkezinde görevli genç yük inip bindiriyor. Her zamanki gibi seri çalışıyor, bütün yorgunluğuna yüzündeki gülümsemeyi eksik etmiyor, daha şehirleşmenin tamamlanmadığı yüzü hafif kızarıyor. Utanmanın verdiği ar perdesi üzerinden kalkmamış. Bakışlarındaki samimiyet “biz” havasında, “ben”in telaşında ve karmaşıklığında değil daha.

Neyse selâmlaşmak üzereyken bana ne oldu anlayamadım, bir evlat hasreti içindeymişim de o an yaşıyormuşçasına sarıldım delikanlıya. Günlerdir içimde sırladığım bütün duygularım ifşa oldu. Göz yaşlarıma engel olamıyordum, kendimi dizginlemesem haykıra haykıra dolu halinde yağacağım. Günlerdir içimi daraltan, elimden bir şey gelmemesinin verdiği acziyet içerisinde tıkanıp kaldığım çerçeveden dışarı taşıyorum. Şehit haberleri; evlatlarımızın televizyona ve gazeteye yansıyan masumiyet, saflık, vatan, bayrak, millet ve hepsinin ötesinde ahiret habercisi yüzleri ve de şehit cenazeleri, şehit aileleri. İçimdeki yara içten içe derinleşiyor. Elimden dua etmekten, Allah’a sığınmaktan başka bir şey gelmiyor.

İşte tayy-ı zamandan şimdiki zamana geçiş! İşte o an! Her şey o anda senaryodan filme yansıyor. Kendisine sarıldığım evladım şaşkın şaşkın yüzüme bakıyor. Günlerin getirdiği beraberinde cümleleri de akıtıyor benden izinsiz. Yola revan olmuş bir kere cümleler…

Delikanlı, dedim. Sen de gideceksin. Sen de yol almaktasın, bak. Milletin bütün evlatları bu kervanın yolcusu. Alnındaki terler verdiğin emeğin terleridir, bak! Sen de namusunla, onurunla yaşam mücadeleni vermektesin. Başın hep öne eğik, bakışların hep yerde. Zamanından önce başını eğen olgun başaklar gibi duruşunla Anadolu yiğitlerinin timsalisin. Emeğinin karşılığınla kıt kanaat geçiniyorsun, ocağında çorban kaynıyor ya, Allah’ım bugüne de şükür!

O saf alnında şükür secdesinin izleri var ne mutlu sana evladım! Sadece o mu resmin tamamlanması lazım. Her şey yüzüne emsal olmuş, sırlanmış işte!. Bak alnına Türklüğün o onurlu, nurlu, feragat ehli ışığı da yansımakta. Sen ve senin gibiler; evlatlarımız kurban olmaya durmuşlar gidiyor bak, vatan uğruna, millet uğruna, bayrak uğruna. Bak!.. Unutanlar çıkıyor kimliğini, geçmişini; Türk olduğunu, mümin olduğunu, iman dolu bir göğse sahip insan olduğunu.

Biz sizlerde yaşayacağız, sizlerde dalgalandıracağız bayrağımızı, sizlerin imanında okutacağız ezanlarımızı. Siz, var olun! Türklük var olsun, dedim delikanlıya. Siz, var olun! İnsanlık var olsun. Sanki o delikanlıda, o evladımda Anadolu’yu, Hak aşkını, şehadet ziyasını, maziyi, âtiyi, insanlığı gördüm. Onun kimliğinde şehitlerimizi andım. Ocaklar yangın yerinde. Anaların, babaların, eşlerin, yetimlerin yüreklerine düşen ateş, düştüğü yerdeki kadar olmasa da bizlerin de yüreklerini yaktı, dağladı. Ağladım, ağladım. Bağırmadan, sessizce, için için. Sessiz çığlıklarım yankılandı durdu. Dağlar seda verdi feryadıma; kuşlar, kurtlar tanıklık etti.

Tayy-ı mekandan, gerçek mekana dönüş. O gencin nazarında tüm şehitlerimizi selamladım. Sokaklara çıkıp bağırsam, evimin pencerelerini bayraklarla donatsam, arabama binip kornaya sonuna kadar bassam bir duadan, bir selamlayıştan üste çıkar mı? Sesimi benden başkası duymalı, sesim “ben”lerin sesinde değil “biz”lerin sesinde yanıtını bulmalı. Ne gelir elimden çaresizliğinden kurtulmalı. Elimizden bir şeyler gelmeli, gelecek de inşaallah! Bir uyanış, bir silkiniş ve de bir diriliş! Bu da sabırla, imanla duayla inşaallah!

Düş sonrası notlara gelince.. Hâlâ bitmedi sen, ben! Biz eylem yaptık, biz andık, biz ağladık. Bırakın biz, biz, biz özneli cümlelerin içindeki saklı “ben”leri. Tek yürek olun şartsız koşulsuz. Tek yürek olun insan olma davasında. Bir gövdede buluşturun, tamamlayın o yüreği. O yürekte tamamlanırsa eğer bütün hasletler, inancım sonsuz!.. O iman dolu yüreklerden çıkacaktır “Korkma!” diyecek bir ses!..

Yüreğiniz yetiyorsa haydi buyrun; alkış tutan eller, korna çalan eller, slogan atan diller!.. Dua etmenin, Allah’a yakarmanın yanında ortak akla, ortak irfana da ses vermeliyiz. O ortak akıl ve irfan aynadaki yüzümüz olur, belleğimiz olur, hafızamız olur, kökü mazide olan âti olur. Yüreklere ateş düşmüşken, ocaklar yangın yeriyken sustururuz zurnaları, kahkahaları!. Yüzümüze ar perdesi iner de kızarır, utanır haya çizgisinde. Anaların, babaların, eşlerin, yetimlerin ve de tüm şehit emanetlerinin yüreklerinde ateş olup yanalım, harlanalım, pişelim.

Ve son bir not bu duyguların eşliğinde!.. Basit olan basite indirgemek! Basite indirgemek de her türlü ayrıntıyı hafızanın bir noktasında tüketip ya da her zaman yaptığımız gibi unutup basit tarafından sorgulayıp, günahsız bir şekilde işin içinden sıyrılmak, kendini rahatlatmak. Karşılıklı anlayışın oluşumu için aklın yanında irfanın da var olması gerekir ki biz ikisini de kaybettik. Rollerimiz yardımcı oyunculuktan figüranlığa düşeli yıllar oldu. Hala farkında değiliz, birileri “BEN!!:” demeye devam etsin, nereye kadar!. Acılar olgunlaştırmadıktan, anlaşılmadıktan sonra ne fark eder?..

“Bulut ağlar, dağ ağlar, çağ ağlar, bağ ağlar!
Halimize ölüler ağlar, sağır oldu sağlar!
Gül ağlar, bülbül ağlar, su çağlar!
Hilale bakıp sessizce ağlıyor yıldızlar!
Annem, dualarıyla yüreğimize sabır bağlar.”

Ahmet Sezgin

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.