O Kızlar Ölmeyebilirlerdi…

Bu haber 21 Mayıs 2017 - 23:22 'de eklendi ve 1.147 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozcanozgur@hamlegazetesi.com.tr
Özgürce

Olayın üzerinden 4 gün geçti, ama hala şaşkınlık içindeyim, anlamlandırmaya çalışıyorum, ama anlamlandıramıyorum.

Hala çok üzgünüm.

Bir kız babası olarak kahroldum.

Rabbim ailelerine sabır versin.

Evet, Asar (Hisar) Dağı’ndan ölüme atlayan kızlarımızdan söz ediyorum.

Muğla’ya yakışmadı…

Elbette utanç verici bir şey değil, ama ben yakıştıramadım.

Bana da yakışmadı.

Çünkü ben “Gazeteler intihar haberleri yayınlamamalılar” diyenlerdenim. Ancak şimdi bende yazıyorum. Üstelik ele alınabilecek o kadar çok konu varken…

xx        xx        xx

Uzun zaman oldu.

Neredeyse 10 yıl oluyor. Dönemin Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nurgül OktikGazetelerin intihar haberi yapmamalarında yarar var. Çünkü intihar haberleri özendirici olabiliyor” demişti.

Muğla Valiliği’nde yapılan toplantıda biz gazetecilerde prensip kararı almış ve uzun zaman bir daha intihar haberi yapmamıştık.

Niyetim şimdi “Biz prensip kararımızı unuttuk. İntihar haberleri yapmaya başladık. O yüzden bu iki kızımızı kaybettik” deyip, mesleğimizi “günah keçisi” ilan etmek değil.

Bu abesle iştigal olur…

Ayrıca günah keçisi de aramıyorum, ama yıllar önce almış olduğumuz o kararı tazelememizde yarar görüyorum…

xx        xx        xx

Gazetelere haber servisi yapan Ajanslar haberi “Liseli İki Kız Öğmrenci El Ele Tutuşarak 100 Metrelik Uçurumda İntihar Etti” diye duyurdu.

Yatağan Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi son sınıf öğrencisi 18 yaşındaki iki genç kız geçen Perşembe günü 5 kız, 1 erkek olarak “Muğla manzarası seyretmek içinAsar Dağı’na çıkıyorlar ve iki genç kız saat 21.00 sıralarında el ele tutuşup uçurumdan ölüme atlıyorlar.

Muğla manzarası seyretmek için başka yer mi yok?

Karadağ’dan “Muğla panoraması” müthiş keyiflidir…

Kızlardan biri erkek arkadaşından ayrılmış, biride aşkına karşılık görememiş. Sonrada “Hadi intihar edelim” demişler.

Bu mu? Bu kadar basit mi?

xx        xx        xx

Yatağan’da, Muğla il merkezinde intihar edecek başka bir yer bulamamışlar mı?

Hem o anlamsız, hiçbir işe yaramayacak, cahilce yolculuklarında içlerinde birinin kardeşininde bulunduğu ötekilerini yanlarında neden götürdüler?

Kendilerine engel olsunlar diye mi?

Yoksa o gün intihar diye bir düşünceleri yoktu ve Asar Dağı’na şehri seyretmeye çıktılardı da orada “işte burası” mı dediler?

Anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum.

O kadar çok soru var ki beynimde…

İnsan sevgilisinden ayrıldı diye, sevgisi karşılık görmüyor diye yaşamına son verir mi?

Her arkadaşından ayrılanın, her aşkına karşılık bulamayanın intihara kalkıştığını düşünebiliyor musunuz?

xx        xx        xx

Perşembe günü akşam ezanı saat 20.19’da okundu.

Yani güneş batmış, karanlık basmıştı.

Neden 21.00?

Genç kızlarımız canlarına kıymadan önce ayrıldıkları, aşklarına karşılık bulamadıkları kişileri telefonla aradıklarına göre, vazgeçirilmek için 21.00’e kadar beklemiş olabilirler mi?

Anlamak istiyorum, anlamakta güçlük çekiyorum…

Derler ki; “Her intihar edenin, intihardan önce yardım isteyen bir feryadı vardır”… Bu çeşitli şekillerde olabilir.

Duyulmak, fark edilmek önemli…

Bu kızlar da feryat etmiş, ama duyulmamış, fark edilmemiş olabilirler.

Nitekim polis soruşturmasından her iki kızımızın da ilişkili veya ilgili oldukları erkekleri intihar etmeden önce telefonla aradıkları anlaşılıyor…

xx        xx        xx

Soruşturma da, talihsiz kızlarımızdan M. B.’nin erkek arkadaşıyla ayrıldığı, Y.K.’nin ise platonik aşkına karşılık bulamadığı için bunalımda olduğu öne sürülmüş.

Ayrıca Y.K.’nın platonik hisler beslediği kişiyle, intihardan kısa süre önce cep telefonundan görüntülü konuşma yaptığı belirtiliyor.

Muğla Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, M.B.’nin ayrıldığı eski erkek arkadaşı M.Ö.‘nün ifadesine başvuruyor.

Yatağan’da esnaflık yapan 21 yaşındaki M.Ö. ifadesinde M.B.’nin kendisini telefonla 16.00 da aradığını, yüksekten kendisini atacağını söyleyip telefonunu kapadığını, çıkıp yükseklerde onu aradığını söylüyor.

İlerleyen saatlerde ise kızlardan Y. K. aşkına karşılık bulamadığı kişiyi cep telefonundan görüntülü aramış. O kişi de M.Ö.’ yü arayarak, görüntüde M. ve Y.’nin Asar Dağı‘nda olduğunu tespit ettiğini söylüyor. M.Ö., M.B.’nin ablasıyla beraber dağa çıkıyor, iki kızı uçurumun kenarında oturur buluyorlar. Gelenleri gören iki kız ayağa kalkıp, ‘sakın yaklaşmayın’ diyerek el ele tutuşup atlıyorlar…

xx        xx        xx

O kızlar ölmeyebilirlerdi…

İlk telefon saat 16.00’da geliyor.

Saat 16.00’dan 21.00’e 5 saat var… Az zaman değil.

M.B.’den telefonun geldiği M.Ö. polisi aramış olsaydı belki kızlara ulaşılabilirdi.

İkinci telefonun geldiği saat belli değil, ama telefon görüşmesi görüntülü olduğu için intihar mahalli belli… Y.K.’nın aşkına yanıt vermeyen o ikinci telefonun muhatabı da “nedense” hemen polisi aramak varken, nereden tanıyorsa M.Ö.’yü arıyor…

M.Ö. Yatağan’dan Muğla’ya gelip, Asar Dağı’na çıkıncaya kadar polis çok daha erken kızlara ulaşabilirdi. Sonuç çok farklı olabilirdi…

Acaba polis neden aranmadı?

xx        xx        xx

Sorulabilecek o kadar çok soru var ki…

Kızlardan bir erkek arkadaşından ayrılmış. Diğerinin karşı cinse sevgisi karşılıksız kalmış.

Sonra da bunlar kafa kafaya verip yaşamlarına son vermeye karar veriyorlar.

Bu kadar kolay ve basit olmamalı. Daha başka bir neden olmalı…

Bilmiyorum, anlamıyorum, anlamlandıramıyorum…

Dönemin Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nurgül Oktik Muğla’daki intiharların genel olarak, aile baskısı, kuşak çatışması, aile içi şiddet, dağılan aileler ve ergenlik gibi nedenlerden meydana geldiğini söylemişti.

Oktik bunu söylerken “Muğla İli İntihar ve İntihar Girişimlerinin Sosyolojik Olarak İncelenmesi” başlığı altında Sosyoloji Bölümü’nün öğretim üyeleri Ünal Bozyer, Ayla Top, Sergender Sezer ile araştırma yapılmıştı.

O çalışma Muğla Valiliği imkanları ile de kitaplaştırılmıştı. O kitabı gazeteci olarak ben görmedim. Gören oldu mu bilmiyorum. Keşke bari il genelinde tüm orta öğretim kurumu yöneticilerimize, danışman öğretmenlerimize dağıtılmış olsaydı…

xx        xx        xx

Umarım bu aptalca intiharlar emniyet ve savcılığımız tarafından aydınlatılır.

Rabbim taksiratlarını affetsin.

Rabbim hiçbir anne, babaya, aileye böylesi acılar vermesin…

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
ayla ak 22 Mayıs 2017 / 08:25

Bu iki genç kızımızı intihara sürükleyecek kadar bu erkek arkadaşları bu kızlara ne yaptı? Erkek arkadaşları da sorgulanmalı. Silahla intihar olsa anlık bir şey hapla olsa oda kolay olabilir. Hisar dağına çıkmak zaman alır çünkü oraya minibüs servisi yok. Çıkması hayli meşakkatli ve zaman alıcı. Yani oraya varana kadar intihardan vazgeçebilirlerdi. Onlara bu kadar kararlı bir şekilde intihara sürükleyen olaylar zinciri mutlaka vardır. Hem sosyolojik olarak hemde polisiye olarak derin şekilde araştırılmalıdır. Muğlalı olarak yüreğimiz yanmıştır. Hisar dağı neler görmüştür de ama böylesine acı intihar olayı ile ilk karşılaşıyor olsa gerek. Bir hiç uğruna gençliklerinin baharında bu gençler niye intihar ederler. Allah’ın verdiği canı bu şekilde sonlandırmak dinen de caiz değil. Allah taksiratlarını affetsin. Anne ve babalarına dayanma gücü ve sabır versin. Dualarımız arasında “Allah sıralı ölüm versin” duası ilk sırada yer alır. Allah hiçbir ana babaya evlat acısı yaşatmasın.

efendi 22 Mayıs 2017 / 11:38

Evet Üstad, Çok Üzücü ve Üstünde hassasiyetle durulması gereken Sosyolojik bir yara..Duygularını paylaşıyorum..Giden bizim canlarımız..Ve karşılığı mutlaka Aile,Eğitim ve Toplumdur..!Umarım Aile, Kurum ve Topluma yön verecek Rehberlerin İlgisini Çeker..Başımız Sağolsun.