Ney’in Sinesinde

Bu haber 28 Kasım 2017 - 1:09 'de eklendi ve 894 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

 

Bir yanda ney sesi geliyor pikaptan, ruhumun üşüdüğü dar vakitlerde sözü mısralara döküyorum. Sözü mısralara döktüğünüzde bütün sıkıntılarınız sona eriyor. Cümlelerin sınırında mısraların derinliğine akıyorsunuz. Haydi hep beraber bir saatimizi mısralara bırakalım, mısralara eşlik edelim.

 

Sen bulutlar ardında bıraktığım sevgili

Rüzgâr bûselerini getiriyor her estiğinde

Ve hatıraların bir avuç dolusu çiçek bırakıyor kucağıma

Gece mehtaba kavuştuğunda mumlar eriyor

Ama beklenen hayâller rüyâlara girmiyor

Hüzün besteleniyor, figân oluyor sazlarda

Ve plaklar her bitişin başlangıcında sana dönüyor..

 

Sen rüzgârlar ardında bıraktığım sevgili

Okyanuslar giriyor aramıza kıt’alar aşıyoruz

Bir fağfûrun içinde sakladığımız emanet sana ağyar kesiliyor

Gözyaşlarını akıttığın mendil hâlâ göğsümü yakıyor

Fecrin aydınlığında sabah ezânları okunuyor

Ve duâlar sana kavuşmayı dilemekte..

Sabah yeli eserken çiğ damlaları arasından

Uyanıyor, uyarıyor hatıralar

Bir yanda sen, bir yanda   ………………………..

Hayâlin perde arkasında saklanmış doğan güneşe,  merhaba diyor

 

Sen bir ilkbahar çiğdemine bıraktığım sevgili

Gözyaşları akıyor usûl usûl, gökkuşağı oluyor yüreklerde

Yanmada gönül yanmada.. harmanları, anızları yakmada

Geride küller savruluyor, tozu dumana katıyor

Görünmeyen sabahların akşamları batıyor yüreğime

Belim bükülüyor bir korkuluğun ağırlığında

Kuşlar havada uçuşuyor, belli ki onların da haberi var

Sen beyazlar içinde sisli bir sabah geliyorsun

Elime göç çiçekleri bırakıyorsun

Vedâ sözleri ardından yine aynı beste çalıyor

“Gittin ey sevgili, ben seni ben nerede bulup yalvarayım?”

Bulutların ardından…

Rüzgârların ardından

Ve ilkbahar çiğdemlerinin ardından.

Geliyorsun!.

 

“Ben mâzide kalan bir çığlık oluyorum.”

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Nilgün Açık Önkaş 13 Ocak 2018 / 03:05

Ney sesi tekmil hava oldu ateş/ Hem yok olsun kimde yoksa bu ateş! Bu ateşin olması için Mevlana’nın “Hamdım, piştim, yandım” anlayışında, “bir hırka, bir lokma” tevazusu ile kamil insan felsefesini idrak etmek lazım. Neyin ulvi sesindeki feryadı duyan gönüllerdir işte o idrake erişenler.