NEYİN NE OLDUĞUNU ANLAMADAN

Bu haber 21 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 541 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

 Türkiye 12 Eylül
tarihinde Referanduma gidecek.

Her
halde, neden 12 Eylül? demeye gerek yok.

İtiraz
edilse de bu tarih bilerek tespit edilmiştir.

Referandum konusu, 1982
yılında gerçekleştirilen, dolayısıyla “İhtilal Anayasası” olarak nitelendirilen
yürürlükteki anayasanın değişikliğe uğraması olduğuna göre, kim nasıl bir yorum
getirse de, referandumun 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olması manidardır.

İş başındaki AKP Hükümeti;

Siz aynı tarihte
milletin önüne 1982 Anayasasını dayattınız ama biz bunu değiştiriyoruz.

Bizim yaptığımız, 12
Eylül tarihinde halkın onayına sunacağımız Yeni Anayasa sivil olacaktır.

Hükümetin
eğilimi, kesinlikle bu şekildedir.

***

Evet, 1982 Anayasası,
ülke şartlarıyla 100 de 100 örtüşen bir anayasa değildir.

Aksi olsaydı, aradan 18
yıl gibi bir süre geçtiği halde, hala bazı maddeleri tartışılmazdı.

O gün bugün eleştirilir
olmaktan kurtulamadığına göre Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğu kaçınılmazdı.

İşte bu düşünceden
hareket eden AKP hükümeti, yeni bir anaya için kolları sıvamış vaziyette.

Şayet kabul görürse,
yani 12 Eylül tarihinde yapılacak referandum sonucunda “evet” oylar sayısı
“hayır” oylarından fazla çıkarsa, Türkiye yeni bir anayasa ile tanışacak
demektir.

***

Aynı
tarihte yapılacak referandumun sonucu ne olur? şimdiden kestirmek o denli kolay
değil.

Nedeni
ise ortada.

Bir kere AKP, yeni
anayasa değişikliği ile ilgili olarak, tüm kurum ve kuruluşlarla, istenen
ölçüde diyalog kurmuş değil.

Bir
çok kesim dışında, özellikle muhalif partilerin esasta karşı çıktıkları temel
nokta bu.

Onlara göre AKP’nin
hazırladığı yeni anayasa, Türkiye gerçekleriyle bağdaşan müeyyidelerden oluşan
maddeler silsilesi olmaktan uzaktır.

Aksi olsaydı,
başlangıçtan itibaren işbirliği içerisine girerlerdi.

Bu olsa olsa AKP,
dolayısıyla bünyesinde konuşlanan kişilerin çıkarlarına yönelik anayasadır.

Halbuki, anayasa bir
ülkenin temel yasasıdır.

Bu nedenle, belirli bir
konsensüs sağlandıktan sonra halkın onayına sunulmalıydı.

Böyle yapılmadığı, bir
yerde dayatma olarak halkın karşısına çıkarılacağı için bizim oyumuz “hayır”
olacaktı.

Şu
aşamada bu eğilimde olanlar, muhalif partilerden CHP ve MHP başta olmak üzere
DP, DSP ve diğerleri.

BDP,
çekimser kalacağını beyan etmektedir.

Ülke
genelinde konuşlanan sivil topum örgütleri, iş çevreleri ve diğer kuruluşların
nasıl tavır takınacakları hususunda belirsizlik var.

***

Elbette
Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğu kaçınılmazdı.

Ancak…

Yeni anayasa içerimsinde
yer alan maddelerin neler olduğu konusunda, halkın tamamına yakın kesimin
bilgisi yok.

Halk 12 Eylül tarihinde
yapılacak referandum için neye oy vereceği bilincinde değildir.

Bu nedenle, AKP’nin
dayatması olarak nitelendiriliyor.

Şimdi sormak istiyorum.

Bu haliyle 1982
anayasasından ne farkı var?

Halbuki, Türkiye adına
olmazsa olmaz noktasına gelen yeni anayasa için isterdik ki her kesimle konsensüs
sağlansın.

Yeni anayasa paketi
içerisinde yer alan maddelerin neler olduğunu halk az çok bilsin.

Ne gezer?

Söz konusu tarihte
halkın önemli bir kesimi, neye oy verdiğini bilmeden evet veya hayır
diyecektir.

Öyle bir noktaya
getirildi ki, referandum bir yerde AKP’ye evet veya hayır şeklinde olacaktır.

12
Eylül tarihinde halk, yeni anayasa değişikliğinden çok AKP’ye güvenip
güvenmediğini gösterecektir.

Sözün
kısası, güven oylamasından farklı olmayacaktır.

Ardından
tam demokratik Türkiye Cumhuriyeti.

Hadi
canım sizde!..

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.