NERESİNİ DÜZELTELİM? « Hamle Gazetesi

NERESİNİ DÜZELTELİM?

Bu haber 02 Nisan 2013 - 0:05 'de eklendi ve 5.487 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Geçen hafta bir arkadaşımızın yazısına, çok iyi bildiğim ve sık sık da kullandığım Farsça “Men çi guyem” cümlesiyle başladığını görünce merak edip yazıyı açtım ve okumaya başladım. İnternet sayfasındaki ilk 4 cümleyi okuyup, 7 yanlışla karşılaşınca, şaşkınlıktan gözlerim fal taşı gibi açıldı. Başlıktan sonra yazı şu cümlelerle devam ediyor:
“Önce tamamını yazalım., Men çi guyem tanburam çi guyet
Türkçesi, ‘Ben ne diyorum davulum ne söylüyor?’
Bu tekerleme şimdi adını hatırlamadığım bir divan şairimize aittir.
Belki de hiç kullanmayacağınız bu tekerlemeyi niçin kullandım?”
İlk 4 cümleye 7 yanlış sığdırma başarısının şaşkınlığıyla “Dikkat!… Namık Açıkgöz çıkabilir!…” diyerek yazıyorum bu yazıyı.
Evet… Maalesef bu 4 cümlede 7 yanlış var.
İzah edelim.
1)Atasözünün doğrusu şudur: “Men çi gûyem, tanbûrem çi gûyed!…” Türkçe karşılığı: “Ben ne diyorum; tamburum ne diyor!…”
2)Alıntıdaki “tamburam”  Türkçe bir kullanımdır; oysa cümle Farsça bir cümledir. Özgün kullanımı “tanbûrem”dir.
3)Cümledeki kelime “guyet” şeklinde yazılamaz.  İngilizcedeki “and” yerine “ant” yazabilir misiniz? “gûyed”  kelimesinin sonundaki “d” harfi, üçüncü tekil şahıs ekidir; bunu “t” yaparsanız, ikinci telik şahıs yapmış olursunuz.
4)“Tambura” veya “Tenbûr”un anlamı “davul” değil, bildiğimiz ve Türkçe’de “tambur” dediğimiz telli bir enstrümandır.
5)Bu söz bir tekerleme değil, Farsça bir atasözüdür.
6)Bu Fars atasözü, bir divan şâirine ait değildir.
7)“Belki de hiç kullanmayacağınız…” hükmü yanlıştır. Bu atasözünü ben çok kullanırım ve birçok aydın da kullanır.
Bu Farsça atasözünü kelime kelime Türkçe’ye tercüme ederseniz, kimse bir şey anlamaz. Oysa Türkçe’de bunun tam karşılığı vardır. Biraz argodur ama şâyet söylediklerimizle dinleyenin anladığı farklıysa, biz Türkler bu durumda “Ben diyorum Çanakkale Boğazı…”  diye başlarız o meşhuuur söze.
Hani hep örnek verilir ya… Çok yağmur yağdığını belirtmek için İngilizler, “Kedi-köpek gibi yağıyor” derlermiş ama bunu Türkçe’ye tercüme ederken “Bardaktan boşanırcasına…” deriz ya… Onun gibi işte. Bir dilden öteki dile yapılan tercümelerde kelime kelime tercüme yapılmaz.
Başka bir örnek…
Yağmurlu havada güneş de çıkınca gökyüzünde renkli bir yay oluşur ya… Buna İngilizler “rainbow”; Araplar “Alâ’imüs-semâ”, Farslar “Alâ’im-i semâ biz de “gökkuşağı” deriz. Hatta bazı Anadolu ağızlarında, Arapça-Farsça söyleyişler biraz değiştirilip “Eleğimsağma” yapılmıştır. İngilizce bir metinde “rainbow” geçtiğinde bunu “yağmur yayı” olarak mı tercüme edersiniz, “gökkuşağı” olarak mı? Arapça-Farsça bir metinde geçen “Alâ’imüs-semâ, Alâ’im-i semâ”yı “gökyüzü işaretleri” diye tercüme edebilir misiniz?
***
Yıllar önce, güzel Muğla’mızın bir gazetesinde, Muğlamızın yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden biri olan Şâhidî’nin “Her kim fukarâ kalbine dokuna/Dokuna sînesi Allah okuna” beyti, Yunus Emre’ye mâl edilmişti de uyarmıştık.
Geçen ay, Nail Çakırhan’a ait güzelim bir şiirin Nazım Hikmet’e mâl edilmesini de sevgili Özcan düzeltmişti.
Tam da bu konuya uygun bi fıkra:
Baba Erenler, devamlı sarığı kirli gezermiş. Bir gün biri, “Baba, şu sarığını yıkasana…” demiş. Baba Erenler, “Gene kirlenecek nasıl olsa… Niye yıkayayım ki?…” demiş. Adam “Eeee… Gene yıkarsın…” demiş. Baba Erenler, “Eeee… Gene kirlenecek…” demiş… “Gene yıka-gene kirlenecek” derken Baba Erenler sonunda patlamış: “Erenler, biz bu dünyaya sarık yıkamaya mı geldik?…” demiş.
Bizimki de o hesap sevgili Özcan… Biz de bu dünyaya yanlış düzeltmeye mi geldik?
Görüyorsun… “Deveye sormuşlar hörgücün neye eğri?…” muhabbetine bile girmedim.
Boş veeer!….
Bak, bahar geldi…
Her yerden hayat ve güzellik fışkırıyor…
Sa’d-âbâdımız yok ama Gökovamız var; Karabağlar yaylamız var… Yalandan yanlıştan şeylerle uğraşmayalım sevgili Özcan… Bahardan kâm alalım…
İliklerine kadar baharı yaşa… Nemize gerek elin üç ayaklı beş keçisi!…
***
Son söz:
Demek ki neymiş?…
Sallamıycaan!…
Dikkat ediceen!…
Çünkü Namık Açıkgöz çıkabilir!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Neşet Vural 07 Ekim 2016 / 01:45

Bu sözü Hasan Pülümür bir köşe yazısında okumuştum, doğrusunu bilmiyorum ancak yazıda Ez çe guyem tanburem çe guyet yazmıştı buradaki kelimeler de farscadir yani ez ben demek çe ne anlamında guyem söylüyorum amlaminda sizin men kelimesini kullanmanız ilginç zira men türkçe veya Azerice olduğunu biliyorum kim yazmış orjinali nedir bulamadım. Selamlar

Vahapçepik 22 Aralık 2016 / 01:18

Çok teş kkür ederim…