Nerede O Eski Bayramlar?

Bu haber 15 Ağustos 2018 - 1:45 'de eklendi ve 964 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

Şükür ki, bir Kurban Bayramı’na daha kavuşuyoruz. Hayatımızdan yavaş yavaş çekilen onca şeye rağmen hâlâ bayram heyecanını kaybetmemiş olmamız güzel. Bayram kampanyaları, indirimleri, kredileri, aylar öncesinden hesaplanan bayram tatilleri, otogarlardan ve kurban pazarlarından yapılan canlı yayın haberlerle de olsa bayram coşkusunu yaşamak güzel.

Konu bayram olunca “Nerede o eski bayramlar!” diye başlayan muhabbetler uzadıkça uzuyor. Peki, bugün bizi eski bayramların coşkusunu yaşamaktan alıkoyan şey nedir? Neden komşuları, akrabaları ve yaşlıları ziyaret edemiyoruz? Neden kestiğimiz kurbanları konu komşu ve yoksullar ile paylaşmak yerine derin donduruculara dolduruyoruz? Yoksa eskiye göre sahip olduğumuz imkanlar mı azaldı?

Öncelikle; o yıllara göre çok daha zengin olduğumuz için önceliklerimiz değişti. Bayram günlerini bayramlaşmak için değil, dinlenmek için kullanıyoruz. Artık bayramı bir tatil olarak gören anlayışa sahibiz.

Diğer taraftan birçoğumuz çocuklarının ve eşlerinin kurbanı. Artık çocuklar internet yok diye köylere gitmek istemiyor. Eşler, bayramda gelip giden konu komşuya, akrabaya, misafire hizmet edip yorulmak istemiyor.

Dolayısıyla bayram tatili planlarımızda kurban, ikram, köy, akraba ziyareti pek yer almaz oldu. Ya da bayram tatilinin yalnızca bir günü bu işlere ayrılırken, diğer günler tatile ayrılır oldu.

Eskiden bayram günleri nasıl geçerdi? Çok eskileri bilmem, ama çocukluğumun geçtiği 70’li ve 80’li yıllarda bayramlar günümüz bayramlarından farklıydı. Bayram hazırlıkları haftalar öncesinden başlardı.

Öncelikle alışverişler yapılırdı. Haftalar öncesinden kurbanlıklar alınır, evde beslenmeye başlanırdı. İmkanı olanlar bayram kıyafetleri alır, yenilerini almaya imkanı olmayanlar ise sandıktaki/dolaptaki bayramlıklarını çıkararak yıkar, ütülerdi. Yine misafirler için ikramlıklar alınır, boşalan kolonya şişeleri doldurulurdu.

Bayram hazırlıklarının ikinci aşamasında temizlik vardı. Öncelikle evler badana edilirdi. Evin içi ve dışı bayram temizliği ile elden geçirilir; yazgılar, halılar çırpılır ve divan örtüleri değiştirilirdi. Evlerin etrafı çalı süpürgeler ile süpürülür, etrafa çeki düzen verilirdi.

Üçüncü aşamada ise baklava hazırlıkları vardı. Bayram sofralarının demirbaşlarından biri de baklavaydı. Önce cevizler, bademler kırılır ve susam kavurulurdu. Baklavalar bayram öncesinde evlerde açılır, odun ateşindeki bakır sinilerde pişirilirdi. Bir küçük tepsi de yaşlı komşular ya da yaşlı anne babalar için hazırlanırdı. Baklavaların şerbeti ise arife günü akşamında dökülürdü.

Son olarak da, bazı yörelerde buğday günü (arife gününden bir gün önce), bazı yörelerde ise arife günü toplu olarak mezarlıklar ziyaret edilir, merhum ve merhumeler için Yasinler okunurdu.

Arife günü dışarıda çalışan, yaşayan kardeş, oğul-uşak herkes baba ocağında toplanırdı. Bayram sabahı erkenden kalkılır, ailenin erkekleri hep birlikte Bayram namazına giderdi. Evin kadınları ise kahvaltı hazırlıkları yapardı. Namazdan dönen aile büyüklerinin elleri öpülür, herkes birbirinin bayramını kutlardı. Çocuklar harçlıklarını alır, ardından birlikte kahvaltı yapılırdı.

Kahvaltıların ardından kurban telaşı başlardı. Görev paylaşımında çocuklara getir-götür işleri ile kasabın eline su dökme işi verilirdi. Evin kızı veya kadını da kurban kesilirken meşe odunuyla ateş yakardı. Kesim işi bitince komşulara verilecek paylar ayrılırken herkes meşe közünde yapılan közlemeyi tatmak için sabırsızlanırdı.

Etler ateşe atılırken aile reisi iki rekat şükür namazını kılmaya giderdi. Birlikte oturulan bu ilk kurban sofrasından dua edilmeden kalkılmazdı.

Bayram gezmesine çıkan her misafire kolonya ve şeker tutulurdu. O yıllarda her evde kahve bulunmazdı, ama her misafire mutlaka baklava ikram edilirdi.

Bayram gezmesine komşulardan başlanır; önce çocuklar, sonra da aile büyükleri bütün köyü/mahalleyi dolaşarak herkesle bayramlaşırdı. İkinci, üçüncü gün ise komşu köylerdeki, ilçedeki akrabalar ziyaret edilir; bir bayramda bütün akrabalar birbiriyle görüşür ve bayramlaşırdı. Bayram ziyaretleri dört güne yayılırdı. Çünkü o yılarda dokuz günlük bayram tatilleri de yoktu.

Artık günümüz bayramlarında 70’li ve 80’li yılların coşkusunu bulmak mümkün değil. Bakalım bu bayram nasıl geçecek?

Ülke olarak zor günler geçiriyoruz. Bu bayram, sağlıkla ve huzurla geçirdiğimiz bir bayram olsun. Türk ve İslam coğrafyasının birlik ve beraberliğine vesile olsun. Bayramınız şimdiden mübarek olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.