Neden Yaptın? Yapma!

Bu haber 02 Mayıs 2019 - 0:41 'de eklendi ve 1.662 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

 13 Şubat 2014 günlü yazı.

Ülkenin değişmeyen kaderimi bu? Zincirleme ayrı ayrı menfaat gurupları ülke aleyhine olacağı kesin bilinen olaylarda birleşebilen kişi ve kuruluşlar, 1860’lı yıllardan beri hep devam eder. Sultan Aziz Han milletin ve dünyanın sevgisini kazanmış bir padişahtı. Kendisini askerler, sarayın yetkili sadrazamı, bakanlıklar, gazeteler ve fetva vermeye yetkili Şeyhül İslam’da (olaydan 15 gün önce bu göreve Sultan Aziz getirmiştir.) dahil birleşmişler, bu hıyanet çetesinin liderinin Mithat Paşa olduğunu kendi ifadelerinden anlıyoruz. Ali Osman yerine Ali Mithat olmaz mı? diyen bir kişinin zaman zaman sadrazam olduğu zamanlarda, devleti İngilizlere ve Fransızlara borçlandıran, Rus-Osmanlı Savaşını  (93 Harbi) inatla başlatan Mithat Paşa cepheye takviye etmemiştir. Pilevne’deki cephede Osman Paşa tek başına askersiz ve erzaksız kalmıştır. Buna rağmen kaçmayan büyük insanı Ruslar, esir almadı. Hayatını da bağışladı. Rus Komutan; Bu komutanı esir etmekten utanırım” demiştir.

Netice de, Tuna Nehri akmam diyor, Etrafımı yıkmam diyor, Ünü büyük Osman Paşa Pilevne’den çıkmam diyor, gibi ağıtlar yakılmıştır. Sultan Hamit Han’ın tahttan indirilişi ve Selanik’te hapis edilmesi de aynı fikir ve görüşlerin marifeti olmuştur. Bu olay 31 Mart Olayı olarak tarihe geçen ihtilali de Mithat Paşa’nın yetiştirdiği İttihat ve Terakki Cemiyeti becermiştir. Ancak, bu olayın gerisinde destek olanlardan bazıları şöyledir, Namık Kemal, Ziya Gökalp, Prens Sabahattin daha yüzlerce masonluğu kabul edenler bir araya gelmişler. Her gurubun ayrı bir beklentisi vardı. En samimi olanlar Cumhuriyet rejimi isteyenlerdi.  Bunlardan İngilizlerin emri ile önde gelenleri Yahudilere, Filistin bölgesini verdiler. Ve Orta Doğudaki Osmanlı hakimiyetinin son bulmasına sebep oldular. Cumhuriyet isteyenler birçok mücadeleden sonra Cumhuriyet’i ilan ettiler. Ancak, İttihatçı ve Terakkici fikirdeki kişiler Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında çoğunluk oluştular.

Bütün sıkıntıların sebebi olan bu ihtilalci ve tam anlamıyla Mason kişilerin Ata’nın kurduğu CHP’de toplanması sebebiyle, İstiklal Savaşında Atatürk’ün en yakın arkadaşları hep ezilmiştir. Onlardan,  parti kurmalarını isteyen Mustafa Kemal Paşa iç hizip yüzünden arkadaşlarını koruyamamıştır. Bu durumda tek partili ve İstiklal Mahkemeli Cumhuriyet, İkinci Cihan Savaşı sonuna kadar devam etmiştir. Atatürk’ün vefatından sonra Cumhurbaşkanı seçimini birinci Ordu Komutanı Fahrettin Altay,  aday olarak İnönü’yü ilan etmiş ve diğer adaylar bakıp kalmıştır. Yeni Cumhurbaşkanı kendisini Milli Şef ilan ettikten sonra, ilk işi Ata’nın para ve pullardan resmini silerek yerine kendi resmini koymak olmuştur. Zaten kendine göre laikliği, Atatürk hasta yatakta iken Anayasaya koymuş idi. Buna ilave partinin, ortanın solunda olduğunu da ilan edince Laik olanlar-Müslüman olanlar diye ülkeyi ikiye ayrılmıştır. 1945’den beri iki görüşteki siyasi partiler seçim mücadelesi etmişlerdir. 1950 seçiminde muhalefete düşen CHP çok acı muhalefet yapmış hatta zaman zaman askerleri kışkırtarak ihtilaller yaptırmış ve kendisini iktidar tayin ettirmiştir.

Her geldiğinde “Geldi İsmet Kesildi Kısmet” dedirtmiştir. İlk seçimlerde tekrar İslam’ı savunanlar kazandığı halde hiç rahat ve huzur vermemiştir. Çok hizmet ve eserler ortaya koyan iktidarları hırsız ilan etmişlerdir. Hortumlandığı yaygarasını hiç utanmadan hep yalan olan hayali edepsizlik ederlerdi. Şimdi başka formül bulundu. Adı Müslüman ama içi başka kuruluşlarla birlik olarak, Müslüman iktidarı içten vurma, masonluğun ilk başladığı gibi bir başlangıçla karşılaşıyoruz. Yüksek hakimlere bilinen bir tarikat hakim olmuş. Bunu çoktan beri bizim muhalefet biliyordu ama iktidar bilmiyordu. İşte kısa vadeli olan sıkıntı eskilere ne kadar benziyor.

Olayın seçim öncesi ortaya çıkması yüzünden belki piyasalar da sıkıntı olabilmektedir. Ancak, buna benzer olayları bu ülke çok yaşadı. Zaten hiç tereddütsüz olarak suçlu ve suçlular kendilerini her an takdim ediyorlar.

Salı Günü Parti Liderlerini Dinledim. Özetle kavganın sebebini yorum yaparak anlatmak istiyorum. Ana muhalefet şöyle diyordu; Biz 8 bankayı batırdık. Bankanın borçlarını ödemek için hep borç alıyorduk. Borç aldığımız kişiler bize yüzde yüz ellilere varan faizle veriyordu. Kendileri yeni fabrika açmak için bizden yüzde beş faizle uzun yıllar vadeli olarak aldıkları için dostluğumuz hep devam etmektedir. Biz borçları ödenmiş bankaları ordu bankasına tahsisen verdik. Bu yüksek kademe sizin temiz halinizi neylesin. IMF ye borcumuzu neyle ödediniz?  Ne diye dünyanın en büyük hava alanını yapıyorsunuz? Almanları kızdırdınız. Ne diye Merkez Bankasını bu kadar doldurdunuz? Ne diye bir sürü yatırım yaptınız? Üstelik müteahhitler kendi imkanları ile yapıyorlar. Bu müteahhitler ne aptal şeyler. Hazır ne güzel Osmanlının sonu gibi ülkeyi haritadan silmeye çalışıyorduk. Epey de mesafe almışken sen ne becerikli adamsın. Üstelik çokta cesursun. TOKİ Kurumunu nerden buldun? Birçok fakir fukarayı ev sahibi yaptın. İhracatı nasıl ve neden bu kadar hesapsız büyüttün? Okullara ne diye bedava kitap veriyorsun? Bu durumda benim sana karşı tek yapmam gereken çalıyorsun demek kalıyor. Onu yapıyorum. Yassı Ada Hakimi ne demişti? Neden fabrika yaptınız? Eş dostunuzu iş vermek için değil mi?

BENİM ANLADIĞIM BUDUR…

Eğer siz ülkenin 50 yıl geri kalmasına sebep olan ihtilalleri önlemek için değişen anayasa maddelerinin oylamasında hayır demişseniz,  ben sizin evvela Türkiyeli olduğunuzdan şüpheliyim. Soygun, hortum lafını söyleyenler Hazine’ye ait olması gereken Atatürk’ün mirası kabul ettiğiniz ne varsa Türk Milletine aittir ve hazinenindir. İş bankasının yüzde 28’ini zimmet etmişsiniz. Atatürk’ün malı Türk Milletine aittir. Niye sizin olacakmış? Atatürk başka partiler kurdurdu. Ama siz yaşatmadınız ki… Bu suretle sabıkalı ve yetim hakkı yiyen oldunuz.

İşte bu duygu sizi her gün eritiyor ve suç işletiyor…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Akın ÜSTÜNDAĞ 02 Mayıs 2019 / 11:25

Bu yazı hem tarihi olaylara hem de gerçeklere uygun olmayan bir yazıdır ve çelişkilerle doludur. 31 Mart vakası meşrutiyete karşı yapılan gerici bir ayaklanmadır. Padişaha tekrar mutlak hakimiyet verilmesi için yapılmıştır ve Mustafa Kemal’in de içinde olduğu ve ismini kendisinin önerdiği Hareket Ordusu ile bastırılmıştır. Şimdi ki absürt sözde başkanlık sisteminden ziyade ülkenin ilk parlamenter sisteminin temel taşları Kanun-i Esasi ile atılmıştır. Mithat Paşa Osmanlı’da Maliye,İdare ve Eğitim alanında yaptığı reformlarla ünlenen ve Ziraat Bankasının temellerini oluşturan Memleket Sandığını kurmuş büyük bir devlet adamıdır.
İttihat ve Terakki çökmüş bir İmparatorluğun birikmiş ve kangren olmuş tüm sorunlarını kucağında bulmuş bir yapıydı. Her yerde isyanların çıktığı,başkaldırların olduğu her yerde yolsuzluk ve kokuşmuşluğun olduğu bir imparatorluğun son günlerinde doğmuş ve içinden çıkardığı Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla yeni bir devlet doğmuştur. Sanki herşey günlük gülistanlıkmış gibi yazılan safsatalar hayal ürünü olmaktan öteye geçemez.
O kadar ileriye gitmişsiziniz ki; Atatürk dönemini kötüleyerek şimdiki iktidara kadar uzanan bir silsileyle olayları çarpıtmışsınız. Kusura bakmayın yazılarınız zaman zaman önüme geliyor ve göz gerdiriyorum. Huyum değildir ama bu kadar hezeyana da dayanmak mümkün değil.
Son olarak bu iktidar için yazdıklarınızla ilgili.. Bu kadar başarılı idiyse madem şu anda memleketin geldiği durum nedir. Yine İMF kapısına ülkeyi kim getirdi. Yer yer yangın yeri ekonomi dipte. Sizin kendi imkanlarıyla iş yapıyorlar dediğiniz müteaahhitlere bir örnek: Yavuz Sultan Selim köprüsü için 2, 3 Milyar dolarlık kredi 7 bankadan veriliyor, devlet bankaları da Vakıfbank, Ziraat Bankası ve Halk bankası da var. İçlerinde eleştirdiğiniz Mithat Paşanın kurduğu Ziraat Bankası da var dikkat ettiyseniz. Üstelik krediler devlet garantili. Geçiş garantisi için devletin ödediği para da cabası. Hangi müteaahhit kendi parasıyla devlete iş yapıyormuş sorarım size. Çayın taşıyla çayın kuşunu vuruyorlar o kadar.
Hüseyin bey tarihi bilmeden geleceği kuramayız. Bu vatan için ölümü göze alan, büyük bedeller ödemiş ecdadımıza saygı bizim için bir tarihi bir görev olmalıdır. Tabi ki gerçekleri olduğu gibi çarpıtmadan ortaya koyarak. Yüzyüze de sizinle bu konuları konuşmak isterim.
Seygiyle kalın

Reşat Öztepe 02 Mayıs 2019 / 13:40

Hacı Ağabeyim yazınızı okudum. gerçi tarihi eski amma. konular gayet yeni ve taze. yazınızın altında yorum yapan beyefendinin bir cümlesini çok sevdim. “‘Tarihi bilemeden geleceği kuramayız'” doğru da gerçek tarihimizi bizlere öğretmediler ki. ne zaman bilip öğreneceğiz. ellerinizden öperim.