NEDEN FELAKETLERE DAVETİYE ÇIKARIYORUZ?

Bu haber 22 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 501 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Dünya genelinde konuşlanan ülkeler içerisinde kendi ülkemiz kadar olaylara duyarsız kalan kaç devlet var? diye baktığımızda, karşımıza çıkan tablo şaşırtıcı değil.
Gelişen ülkeler her türlü olaylara daha bir tedbirle yaklaşır, dolayısıyla önceden önlemler alırken, Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ve gelişemeyen ülkelerde durum tamamen farklı.
Elbette doğal olay karşısında, hangi ülke olursa olsun çaresiz ama tahribat bağlamında durum bambaşka.
Gelişen ülkeler muhtemel doğal tehlikeler adına bir takım tedbirler alarak, zararı en aza indirmeye çalışır ve de indirir.
Buna karşın bizimde aralarında bulunduğumuz ülkeler, ya tedbir almakta gecikir ya da kayıtsızlığa bürünür.
Ondan sonra da ahlar vahlar içerisinde, çoğu zaman kader der geçilir.
Oysa kaderi değiştirmek kimi zaman elimizdedir.
Siz her türlü tedbiri alırsınız.
Yine bir felakete uğrarsanız, yapacağınız başka bir şey yoktur.
Ama ne olursa olsun, asıl olan hiçbir zaman tedbiri elden bırakmamaktır.
***
Şimdi söz konusu olaylara bakalım.
Dolayısıyla, ortaya nasıl bir tablonun çıktığını irdeleyelim.
Önce deprem, sel, çığ ve yangınlar olmak üzere doğal olaylar.
Birde, dünya genelinde rakipsiz olduğumuz trafik kazaları.
Trafik kazaları hariç her biri doğal nitelikte olaylar olduğu için tahrip gücü yüksektir.
Bu durumda, siz ülkeler olarak, depreme daha bir dayanıklı yapılar inşa ederseniz, gelişen ülkelerde olduğu gibi kaybınız daha az olur.
Yine de bildiğinizi okursanız,  kader demek asla mazeret değildir.
Tekrar ediyorum. Siz her türlü tedbiri aldınız. Deprem şiddeti Richter ölçeğine göre normalin çok üzerinde ise yapacağınız fazlaca bir şey yoktur.
Bu bağlamda ülkemiz, önemli deprem kuşağı üzerinde bulunmasına karşın, gerekli tedbirlerin alındığını söylemek olası değildir.
Her ne kadar son yıllarda bir takım iyileştirme çalışmaları yapılmakta ise de bu sadece belirli yerleşim merkezlerinde. Diğerleri, hak getire!
***
Sel felaketine gelince.
Bu tür doğal olayda alınan tedbirlerin yetersiz olduğu gün gibi aşikar.
Siz, olur olmaz yerlerde yapılaşmaya yönelir, özellikle dere yataklarına konutlar yapar, su kanalların geçtiği yerleri engelleyen malzemeler atarsanız, söz konusu felaketlerle yüz yüze gelirsiniz.
Oysa asıl olan, tehlike içeren yelerde iskan merkezleri oluşturmamaktır.
Ama biz, çoğu belediyelerin bir şekilde göz yumması sonucu, felaketi kendi elimizle davet ediyoruz.
***
Çığ gibi doğal afetlerin önünü almak pek mümkün olmasa da tehlike içeren yerler adına yine de bir şey yapmak mümkündür.
Özellikle kar yağışlarının yoğun olduğu bölgelerin engebeli yerleri, bu tür doğal olay için biçilmiş kaftan olduğu için asıl olan daha bir dikkatli hareket etmektir.
***
Yangınlara gelince.
Tabi bahse konu olan sadece milyonlarca alanı tahrip eden orman yangınları değildir.
Ülke genelinde yıllarca tanık olduğumuz nice yangınlar var ki her biri tedbirsizliğin bir sonucudur.
Son olarak Van Depremi sonrasında kurulan çadır kentte kendini gösterdi.
Elbet yemek ve ısınma ihtiyacını karşılayan tüpler kullanılıyor ama muhtemel bir tehlike içereceğinin farkında olarak ona göre tedbiri almak ta elimizdeydi.
Almazsanız, son olayda görüldüğü gibi yine yürekler dağlanır.
Bizde kader der geçeriz.
Neticede, dünyanın neresinde olursa olsun trafik kazaları hariç, doğal olaylar karşısında insanoğlu çoğu kez çaresiz kalmaktadır.
Ne var ki, her şeye karşın bir takım tedbirler almakta elimizde.
Aksi durumda, ki Türkiye olarak bu olaylarda yeterli hassasiyet gösterdiğimiz söylenemez.
Dolayısıyla felaketlerin eksik olmadığı ülke olarak, bir yerde karalar bağlamaya devam ederiz.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.