NEDEN AÇILIP, SAÇILMAK ZORUNDA KALINDI!..

Bu haber 04 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 659 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

AKP Hükümetinin, İç İşleri Bakanı Beşir Atalay’a havale ettiği “Kürt açılımı” meselesinden bir sonuç alınır mı?
Hareket noktası terörün önlenmesi olduğuna göre, bundan böyle akıtılan kardeş kanı diner mi?
Halkın bu sorulara ilişkin genel kanaati, isterdik ki müspet olsun.
Evet, hükümetin bu girişimleri neticesinde, çeyrek asırdır devam eden Güneydoğu Anadolu Bölgesi ağırlıklı olaylar sona erecek.
Dolayısıyla yıllardır çekilen acılar dinecek.
Artık bundan böyle ana ve balalar evlatsız, gencecik kadınlarımız dul kalmayacak.
Daha da öte minik yavrular öksüz ve yetim kalmayacak.
Keşke diyorum keşke, bu şekilde olsa.
Çekilen bunca acılar dinse.
Sadece bölge halkı değil, asker yakınlarının uykuları kaçmasa.
Herkesin temennisi bu olmasına karşın, üzülerek ifade etmek gerekirse, bir sonuç almak, kısa vadede mümkün görünmüyor.
Hele, İmralı’daki caninin sözüm ona çözüm içeren deli saçması önerilerini emir kabul eden DTP yanlılarının burnundan kıl aldırmaz tavırlarına karşın.
***
Aslında vatandaşı daha bir kahreden ne biliyor musunuz?
Sanki Türkler ve Kürtler olarak farklı iki ülkenin mensuplarıyız!
Oysa bu ülkede, terörden beslenenler hariç, böyle bir sorun olmadığını bilmeyen yok.
Dolayısıyla ortada sorun varmış gibi, çözüm noktasında şartlar öne sürülüyor.
Kim tarafından mı?
Sözüm ona, Kürtlerin temsilcisi olarak görenlerce.
Şu aşamada görünen başkası değil.
***
İşte bu süreçte, İç İşleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile olan görüşmelerden mutlak çözüm çıkacak diye ummak nafile.
Niyet bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olsa, anlarım.
Ama durum öyle değil ki!
Onların derdi, İmralı hükümlüsü Abdullah Öcalan.
Bir gün serbest kalacağı! beklentisi içerisindeler.
Dolayısıyla uzlaşı arandığı süreçte, Kürt açılımı adı altında sürdürülen çabaları, hükümetin tavizi olarak görüyorlar.
Ne koparırsak kârdır misali, kendilerini naza çekerek, asla kabul edilemez bir takım ayrıntıların peşindeler.
***
Şahsen çok acı! diye düşündüğüm ne biliyor musunuz?
Kendi vatandaşlarımızla böyle bir diyalog içerisine girmek zorunda kalışımız.
Sanki asırlar boyu birlikte olmadık.
Nice anlarda, aynı acı ve kaderi paylaşmadık!
Gel de kahrolma.
***
Gelişmelerin bu noktaya geldiği süreçte, “iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” misali devletimizin bir öz eleştiride bulunması gerektiği de kaçınılmazdır.
Bugüne değin ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerin, aynı bölge ile ilgili birçok alanda ihmali olduğu tartışma götürmeyecek derecede sarihtir.
Belki şartlardan, beklide kısır politik çekişmelerden, bugünü kestiremediler.
Şayet eğitim başta olmak üzere birçok alan adına sürdürülen girişimler yeterli olsaydı, asla bugünkü tablo ortaya çıkmazdı.
Birileri aksini iddia etse, kabule yanaşmasa da, çekilmekte olan sıkıntıların temelinde kasıt değil kayıtsızlık vardır.
Dolayısıyla şu sıra devlet ricalinin top yekûn açılıp saçılma eğilimi arkasında yatan, geçmişte bölge adına izlenen yetersiz politikaların doğurduğu sonuçları ortadan kaldırma isteğidir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.