Ne Var, Ne Yok? « Hamle Gazetesi

Ne Var, Ne Yok?

Bu haber 28 Şubat 2018 - 0:35 'de eklendi ve 1.693 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Arkadaş ve akraba ortamlarında selamlaşmadan sonra konu hemen işe, göreve, ticarete geliyor ve şu üç sorudan birine mutlaka muhatap oluyoruz:

Emekliliğe ne kadar kaldı?

Ev aldın mı?

İşler nasıl gidiyor.”

Allah’tan bu aralar “Ne kadar maaş alıyorsun?” diye soran pek kalmadı.

  1. yüzyılın başlarından itibaren ithal etmeye başladığımız Sanayi Devrimi Sonrası Avrupası’nın “ruhsal, manevi ve metafizik” yerine “mekanik, endüstriyel, teknolojik” unsurları önceleyen yaşam biçimi kültürümüze sirayet ettiğinden olsa gerek, insana hep bu penceren bakılıyor. İş, maaş, makam, emeklilik, satın alınan ev, araba ve yapılan yatırımlar hep öncelikli konularımız. “Nasılsın?” diye sorarken bile muhataptan maddî olana dair cevaplar bekliyoruz.

Nasılsın?” sorusunun hedefinde duygu ve düşüncelerimiz, ruh ve beden sağlığımız, evdeki ve işteki huzurumuz, sosyal ve kurumsal ilişkilerimiz; bunlara dair sorunlarımız, sıkıntılarımız ve yaşadıklarımız yok.

Ne var, ne yok?” diye eskiden de soruluyordu elbette. Ama şimdilerde “Ne var, ne yok?” diye sorarken “Neyin var, neyin yok?” un cevabı aranıyor. İyi bir maaşın, evin, lüks araban, falan marka akıllı telefonun, isminin önünde afilli bir unvanın ve iyi bir sosyal statün varsa “iyiyim” diyebilirsin!

Ruh ve beden sağlığın yerindeyse, evde ve işte huzurluysan, ailenle ve yakınlarınla ilişkilerin sağlıklı gidiyorsa, seviyor ve seviliyor olsan da bunun çok önemi yok! Sen asıl ötekilerden anlat.

Kafelerde buluşmaya değil, çat kapı çayını içmeye gidebildiğin, teklifsiz sofrasına oturabildiğin dostların; değerlerin ve değer verdiklerin olsa da bunun da çok önemi yok! Sen bana “Neyin var?” onu anlat!

Hayatın bir anlamı ve gayesi olduğunu, bu dünyada bir varlık nedenimiz olduğunu biliyor ve bu anlamın sahibinin bize şah damarımızdan daha yakın olduğunun bilinciyle yaşıyorsak, onu da bırak. Sen bana “Elde ne var?” onu söyle.

Anlamı ve değeri maddî şeylerde arayan, ilişkileri maddî olan ile şekillendiren; insanı ve insanî olanı hep ihmal eden bir bakış ve tavır…

Sosyal hayat böyle de acaba iş hayatı bundan farklı mı? Aslında orası daha vahim.

Kariyer ve iyi bir gelecek hayaliyle öğrenim basamaklarını bir bir tırmanmış, sınav maratonlarından geçmiş ve nasibini bir şekilde devlet kapısında bulmuş nice insan kamu görevini özveriyle yürütüyor. Ancak devlete ve millete hizmet vermek için görev yapan bu insanlar, kurumlarında yıldırma ve yılgınlığın en güzel örneklerine maruz kalabiliyor. Özellikle genç çalışanların bir cebinde korkular, bir cebinde de endişeler taşındığına, değişim inancının yitirildiğine, işini ve kendini geliştirme bilincinin köreldiğine şahit olmaktayız. Kurumlarda üreten ve kendisini geliştiren kişilerin pasifize edildiği bir ortam var.

Bu durum, kurumlarda güzel işlerin olmadığı anlamına gelmiyor ama çeşitli nedenlere bağlı olarak çalışanlar zihnen, ruhen ve duygusal olarak yıpratılıyor.

Nedeni her ne olursa olsun, tarafı her kim olursa olsun yaşanan bu olumsuz olayların tüm kuruma ve tüm çalışanlara mâl edilmesi elbette doğru değil. Ancak bütün yaşanan bu kriz durumlarından ders çıkarmak; hem bireysel hem de kurumsal olarak “Nerede yanlış yapıyoruz?” sorusuna cevap aramak gerekiyor.

Hâli bilmeden hâlden anlamak mümkün değil. Hâlden anlamadan da ahvale çare bulmak mümkün değil. Hâli bilmek için de “Ne var, ne yok?” diye sormak lazım. Ve en önemlisi, yöneticilerimizin, zaman zaman çalışanlarına samimi bir yaklaşımla “Ne var, ne yok?” diye sorması lazım.

Kurumlarımızın üst yöneticiler veya görevlendirdikleri kişiler tarafından, olayı klasik bir denetim ya da resmî ziyaret şekline sokmadan ve etrafına başkaca takım elbiseli insanlar almadan tebdili kıyafetle denetlenmesi lazım. Bu denetimlerin, bir üstün gözüyle değil, orada görev yapan sıradan birinin gözüyle yapılması lazım.

Çalışanlarımız arkasından yaklaşan güçlü ve samimi bir ses ile irkilmeli ve şu soruyla kendine gelmeli:

Arkadaşım ne var, ne yok?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İsmail ZORBA 28 Şubat 2018 / 23:59

“Hâli bilmeden hâlden anlamak mümkün değil. ” Her şeyin özü bu cümlede saklı İdris Bey. Kaleminize sağlık..