Ne Hastalıkmış Ama?

Bu haber 29 Haziran 2015 - 0:18 'de eklendi ve 1.263 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Ömrümün önemli bölümü hapishane ve hastanelerde geçti. Çok sayıda ameliyat geçirdim. En son Op. Dr. Naki Bulut’un başarılı operasyonu ile fıtıktan kurtulmuştum.

Bu ülkede, bu şehirde fıtık olmamak mümkün mü?

Neyse… Şimdi de bir “enfeksiyon” yüzünden 15 gündür evdeyim. Mikrop kapmışım. Tabi ortalık mikroptan geçilmiyor… Bir dostum “Çeşme suyundandır” dedi. Damacana su içtiğimizi söyleyince, “Bulaşıkta mı yıkamıyorsunuz?” diye sordu.

Yataklı” Antibiyotik tedavisi görüyorum. Bir çeşit hapishane… Ne hapishane de, ne hastanelerde bu kadar sıkılmamıştım.

Allah beterinden saklasın…

xx        xx        xx

Ne hastalıkmış ama…

Ne “iyiyim” diyebiliyorum, ne de “hastayım”… Sokağa çıksam, “Turp gibi maşallah” diyenler olacaktır. Yataklı istirahat etmem gerekiyormuş. Bu gün kontrol var. Umarım özgürlüğüme kavuşurum… (!)

Benim için en büyük özgürlük, yaşama sevinci “yazmak”…

Yazmadan edemiyorum. Sizlerden de hiç şikayetçi olmadığım gazı almaya devam ediyorum. Ama yanlışlarım oluyor. Gerçi telafisi zor bir yanlış yapmadım, ama ben yine de anlayışınıza sığınıyorum.

xx        xx        xx

Her Belediye Bir Datça!” 23.06.2015 başlıklı yazımın yayınlandığı gün gazetelerde, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ile CHP İl Başkanı Mürsel Alban’ın Datça Belediye Başkanı Şener Tokcan’ı istifadan vazgeçirmek için görüştükleri haberi çıkmıştı.

Haberi görünce “Eyvah” dedim. Yoksa istifa gerçekleşmemiş miydi? Yazı İşlerindeki arkadaşlarıma kızdım beni neden uyarmadılar diye…

Neredeyse doktordan “Gazeteye gidebilirsin” sözünü duyuncaya kadar yazmaktan vazgeçecektim.

Gürün ve Alban başarılı olamamışlar. İstifa gerçekleşmiş.

Yapacak bir şey yok.

Bu yazıma çok yorum gelmiş. Bir yazımda ele alırız.

xx        xx        xx

Tabi sahici sahici bir yanlışım da oldu.

Geçen Cumartesi günkü “Koalisyona Adım Adım” başlıklı yazım gazetede “Mal Varlıkları Nerede?” başlığı ile çıkmış. Gazetemizin internet sitesinde doğru başlıkla çıktı.

Cumartesi günkü yazımı gazetede okuyanlar haklı olarak başlığa anlam verememişlerdir.

Eskiden milletvekilleri aday olurlarken mal varlıklarını açıklarlardı. Böyle bir gelenek vardı. Ki kendilerini gazeteler, sivil toplum örgütleri de sıkıştırırlardı.

Bu genel seçimde böyle bir şey olmadı. Olmadığı da iyi oldu. Seçilip seçilmeyeceği belli olmayan insanlara “Ahret sorusu” sormanın da alemi yok… (!)

Seçilmişlerimiz yeminlerini yaptılar.

Cumartesi günkü yazımda niyetim seçilmişlerimizi mal varlıklarını açıklamaya davet etmekti. O yüzden başlığı atıp yazmaya başladım, ama yazı başka yere gitti. Başlığı değiştirmeyi de unutmuşum…

Bakalım ilk hangi milletvekilimiz mal varlığını açıklayacak?

xx        xx        xx

Bana “Ne hastalıkmış ama” dedirten hastalığım önemli bir işe yaradı. Bol bol okudum, okuyorum… Gazetemiz yazarlarını daha dikkatli okudum. Namık Açıkgöz’ün

Menteşe’de bir Düş Bahçesi”, “Şahidi Külliyesi’ne Kavuşuyoruz”, “Yazları Atıl Kalan Tesisler” yazılarını okuyun derim. Şahidi Külliyesi üzerine ben de yazacağım. Belki “Yazları Atıl Kalan Tesisler” ile ilgili benim de yazım olabilir. Namık hocam orada şöyle demiş:

21 yıldan beri buradayım; şunu fark ettim: İç turizmi hızlandırmak için mevcut tesislerimizi yeterince kullanmıyoruz ve turizmi çeşitlendirmiyoruz. Alışmışız otelle sahil arasına sıkışmış turiste, gözümüz başka bir şey görmüyor.

Vaktiyle, Muğla’da “Uluslararası Prestij Yaz Okulu”  projesini teklif etmiştim. Bazı alanlarda, dünyaca meşhur birilerini getirirsin üniversiteye. Bir hafta konferanslar verir ve Türkiye’de düşünen beyinleri buraya çekersin. Bir siyaset bilimi dersi vermek için Gorbaçov veya Bill Clinton gelse Muğla’ya, cazip olmaz mı? Edebiyat alanında Umberto Eco, Paulo Coelho veya politik dil alanında Noam Chomsky gelse bir yaz, Muğla için “süper” olmaz mı? Onların da ayakları bir alışsın, her sene gelmek isterler.

Altına imzamı atarım…

Namık hocamMenteşe’de bir Düş Bahçesi” diye “Menteşe Belediyesi Parklar Bahçeler Müdürlüğü”nün Uğur Mumcu Bulvarı üzerindeki hizmet binası/üretim tesisini anlatmış.

Yatak hapsim biter bitemez ilk işim gidip orayı görmek olacak…

xx        xx        xx

Ahmet Karataş uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya başladı. Çok sevindim. “7 Haziran Sendromu” ve “Dev Uyanırsa” başlıklı yazılarını bir solukta okudum. 7 Haziran Genel Seçimi’ni “sendrom” olarak tanımlamış. Beğendim. Bence HDP hariç bütün partiler için sonucun bir sendrom olduğu söylenebilir. Alıntı yapmayacağım. Merak eden Karataş’ın yazılarını okur.

Ünal Bozyer’de seçim sonuçlarını sosyolog gözüyle irdelemeye başlamış. İlk yazısında AK Parti’yi ele almaya başlamış. Sanırım bu hafta da AK Parti ile devam eder. Yazısı’na “Seçmen Mesaj Verir mi?” başlığı atmış.

Seçmen mesaj verir. Seçmen “istikrar” için “koalisyon” dedi… Bunu sonra ele almaya çalışacağım. Tabi seçmenin verdiği mesaj her parti için ayrı… Bozyer’in bu anlamda yeni yazıları izlenebilir.

xx        xx        xx

Yazarlarımızdan İsmail Zorba okuduğum son yazısına “Dostlar Meclisi” başlığı atmış. Felsefe tadında bir yazı. Okumadıysanız, okuyun. Seveceksiniz.

Dostlar önemli…

Hastalıklar o işe de yarıyor. Dostlarınızı test etmiş oluyorsunuz. Seveninizi sevmeyeninizi görüyorsunuz. Sağ olsunlar dostlarım beni yalnız bırakmadılar. Özellikle sevgili okurlarım… Kimi yazılarıma yorumlarıyla, kimileri telefonlarıyla yanımda oldular.

Başta Valimiz Amir Çiçek ve Belediye Başkanımız Bahattin Gümüş ile Yatağan Belediye Başkanı Haşmet Işık’a,  Valililerimizden Dr. Lale Aytaman’a, Milletvekillerimizden Prof. Dr. Nurettin Demir’e, CHP Milletvekili Adayı Süleyman Girgin’e, AK Parti Antalya Milletvekili Adayı İbrahim Aydın’a, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Bayram Akça’ya, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Armağan Erol’a, il yönetiminden Ali Yörük ve Ramazan Pekün’e, son il genel meclisi üyelerimizden İbrahim Şimşek’e, Nevrez Yıldız’a, Yavuz Ercan ve Ziya Ercan’a teşekkür ederim.

Unuttuklarım vardır, özür dilerim.

Doktoruma teşekkürü erken buluyorum. Bu gün “Sokağa çıkabilirsin” derse belki teşekkür ederim…

xx        xx        xx

Tabi yazarlarımızdan Hüseyin Kocabıyık’ı da okudum. Beni çok güldürdü… Allah’ta O’nu güldürsün… Son yazısında “CHP İl Başkanı kim olacak?” diye sormuş.

Gazetemizin adeta “övgü köşeleri” olan “Gölge Adam” ve “CIZ” köşelerinde kalem oynatan üstat, 21.06.2015 tarihli “Basın Müdürü İskender Arslan’daki güzellikler” başlıklı yazısında İskender’i sevgili okurlarına bir anlatmış, “kıymetini bilememişiz” dedim. Doğrusu övmüş mü, yoksa dalga mı geçmiş anlayamadım…

CHP İl Başkanı kim olacak?” sorusunun yanıtını ise vermemiş.

Belki de il başkanlığına kendisi soyunacaktır. Yakışır…

Hadi hayırlısı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reşat öztepe 29 Haziran 2015 / 11:35

Gocuman; Öncelikle geçmiş olsun,Allah acil şifalar versin. Hastalık da sağlık da bizim. Sağlıklı olduğumuz kadar hasta olsak nasıl yaşarız,nasıl hayatımız olur. Hani derler ya hasta nolmadan evvel sağlığın kıymetini bilin diye. Başta içtiklerimiz (İçme! Suyumuz) yediklerimiz karman corman oldu Gocuman Dikkat etmek gerekiyor. Önce sağlık. sonra yazmak. sağlıklı bir gün geçirmeniz dileğimle sağlıcakla kalınız. sevgi ve saygı.

Nilgün Çelebi 29 Haziran 2015 / 15:41

Özcan bey çok geçmiş olsun.Allah şifa versin. En kısa zamanda siz sağlığınıza biz yazılarınıza ulaşalım

Nazmiye Halvaşi 29 Haziran 2015 / 19:52

Özcan Bey,
Hastalık süresince okuduklarınızı öyle güzel anlatmışsınız ki hasta olup biraz okuyasım geldi:)
Çok geçmiş olsun tekrar..
Bizler Datça’da uzakta üvey evlatız.. Geç ulaşıyor iyi/kötü haberler..
Tez sağlığınıza kavuşup gazeteye ve okurkarınıza dönmenizi dilerim..