NE HALE GELDİK

Bu haber 28 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 700 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Hey gidi benim
ülkem hey.

Yüce dinimizin
temel buyruğunun da etkisiyle, “komşun
aç iken sen tok uyuyamazsın” diyen benim halkımdı.

Asırlardır dünyaya hükümran olduğu Osmanlı
İmparatorluğu döneminde, bir uçtan diğerine uzanan uçsuz bucaksız topraklar
üzerinde her dil, din ve mezhepten insanlar arasında, asla ayrımcılık yapmayan
bir yönetimin temsilcileriydik biz.

Ülke emperyalist
güçler tarafından parçalanmak istendiğinde, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün etrafında kayıtsız şartsız yer
alanlarda şu düşünce egemendi.

Esaret altında yaşamaktansa ölmek evladır.

Yine Mustafa Kemal;

Kurtuluş
mücadelesinin en şiddetli döneminde;

“Ben sizleri ölmeyi emrediyorum” dediğinde, göğsünü siper etmekten çekinmeyenlerdi
onlar.

Aynı süreç içerisinde, dayanılmaz kış şartlarına
karşın ayağında çarık, sırtında sadece mintan olduğu halde, özünden taviz
vermeyenler yine bizim atalarımızdı.

Aylar boyu yufkayı ıslatıp ıslatıp yiyenler, hayvan
dışkısı içerisindeki arpaları ezerek karnını doyurmaya çalışanlardı, bizim
insanımız.

Üstelik aynı mücadelede dili, dini ve mezhebi ne
olursa olsun, vatan savunmasında bir araya gelmişti Anadolu Toprakları
sınırları içerisinde yaşayanlar.

Ve daha, tüm dünyanın ibret ve hayranlıkla izlediği
nice hasletlerin sabiydi bizim atalarımız.

***

Peki bize ne olmuştu?

Bizler, nasıl bir davranış ve karaktere büründük ki, o
güzelim değerlerden yoksun hale geldik?

Bir tarafta, her gün sayısız şehitler veriyoruz.

Her Allahın günü al bayrağa sarılı şehitlerimiz kara
toprağa giriyor.

Kahrolası terör dur durak bilmeksizin çoluk, çocuk,
asker sivil demeden can almaya devam ediyor.

Buna karşın bazılarımız, hiçbir şey olmamış gibi
günlük eğlencesine devam ediyor!

Kimileri, o bar senin bu bar benim diyerek, magazin
sayfalarında boy göstermeye can atıyor.

Diğer yanda evladı ve eşini kaybeden anne, baba ve
eşlerle birlikte yetim kalan çocukların dünyası kararıyor.

Peki bize gerçekten ne olmuştu?

Biz nasıl bu hale geldik?

Bizleri bu denli ilgisiz ve de duyarsız yapan neydi?

Bazı hayvanların kıştan yaza geçerken kabuk değiştirir
gibi bizlerin karakteri değişmiş miydi?

Üzülerek ifade
ediyorum ki evet.

Birileri itiraz
etse, sözüm ona suret-i haktan görünüp, karşı çıkmaya çalışsa da ne yazık ki
realite bu.

Kimimiz, gerçekten
şehit düşen insanımız arkasından üzülürken, bazılarımız o anın etkisiyle
üzüntüsünü belirtiyor ama daha bir gün, bir saat geçmeden aynı yaşantısını
sürdürüyor.

Sanki bu vatan
uğruna şehit düşen bizim askerlerimiz değilmiş gibi onları unutarak, sansasyonel
TV dizilerin karakterleri üzerinde yorum üstüne yorum yapıyor.

Aşk-ı Memnu’daki
Bihter, romanında olduğu gibi intihar edecek mi, Ezel, kendisine reva görülen
muamelenin müsebbiplerinden intikam alacak mı?

Güney Afrika’da
devam eden
dünya kupasında Türk Milli Takımı olsaydı, mutlaka 2.tura geçerdi.

Aynı turnuvada
hangi takım şampiyon olacak?

3 büyükler hangi
ünlü futbolcuları transfer edecek.

***

Elbette kimsenin
özel hayatına karışacak değilim.

Ne var ki, şehit
düşen askerlerimiz senin, benim can güvenliği yanında Türkiye’nin daha bir
kaosa sürüklenememesi için teröristlerle mücadelede hayatından olurken, bizler
bu denli duyarsız kalamayız.

Elbette ateş
düştüğü yeri yakar.

Ama unutmalım ki
terörün önü alınmazsa bir gün o ateşin bizleri de yakmayacağının garantisi yok.

Onun için diyorum
ki, ne hale geldiğimizi görüp, tez elden içine düştüğümüz aymazlıktan sıyrılıp,
bir zamanlar tüm dünyanın gıpta ettiği benliğimize dönmeliyiz.

Dönelim ki vakit
daha da geç olmasın.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.