Ne Ekiyorsak Onu Biçiyoruz

Bu haber 20 Şubat 2018 - 23:46 'de eklendi ve 1.509 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

 

Bu hafta bir hikâye ile başlayalım.

Yaşlı marangozun emeklilik vakti gelmişti. İşverenine emekli olmak ve geri kalan ömründe ailesiyle birlikte huzurlu bir yaşam sürmek istediğini söyledi.

İşveren, en iyi ustasını kaybedeceği için üzgündü. Biraz düşündükten sonra ustasından kendine  son bir iyilik olarak, bir ev daha yapmasını istedi. Bu işi bitirince emekli olabilirdi. Usta marangoz, işvereninin bu son isteğini kabul ederek hemen işe koyuldu. Ne var ki gönlü pek de yaptığı işte değildi. Aklı emeklilikte olduğu, çalışmaya gönlü olmadığı için baştan savma bir işçilikle tamamladı son işini.

Bir ustanın mesleğine böyle son vermesi ne talihsizlikti…

Yapım işi bitince eve gelen işveren, evi şöyle bir dolaştıktan sonra emekleri için teşekkür ederek anahtarını yaşlı marangoza uzattı: “Bu ev senin… Sana bunca yıllık emeğinin karşılığı olarak benden bir hediye…”

Marangoz beklenmedik bu durum karşısında şoka girmiş, bir taraftan da çok utanmıştı. Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu baştan bilseydi! Bilseydi bu evi böyle gönülsüz yapar mıydı?

Hikâye böyle… Ancak bu çalışma anlayışının, gönülsüzlüğün, baştan savmacılığın hayatın içinde sıkça karşılaşılan bir durum olduğu da bir gerçek.

Yirmi beş-otuz yıl kurumuna, işletmesine hizmet eden, emek veren ve ekmeğini buradan kazanan birçok çalışanın; iş hayatının sonlarına doğru gönülsüz çalıştığına, yavaş yavaş teklemeye başladığına, istirahat raporları ile son aylarını tamamlayıp yeni yılla birlikte emekliye ayrılma planları yaptığına hepimiz şahidiz.

Günlük yaşamda bir tadilat, tamirat gerektiğinde ya da yeni bir şeylere ihtiyaç duyduğumuzda farklı meslek elemanlarına müracaat ediyoruz. Ancak günümüzde “usta” kalmadığını, ustalığın yerini “yaptım oldu” mantığının aldığını üzülerek görüyoruz. Yine ticaret yapanların büyük bir kesiminin her şartta kazanmak isteyenlerden oluştuğunu da üzülerek görüyoruz. Genel yaklaşım, müşterinin memnuniyetini sağlamak yerine müşterinin parasını almak olmuş. Bu nedenle birçok müşteri aldığı hizmetten ve yaptırdığı işten memnun kalamıyor. Ne yazık ki alışveriş yaparken çoğumuz kandırılıyoruz.

Kişinin mesleğini yaparken ya da zor koşullar altında iken yaptığı işin kalitesini düşürmesi, sırf kazanma gayesiyle muhatabını kandırmaya çalışması ne üzücü bir durumdur?

Çalışma yaşamının sonlarına doğru kişinin işini savsaklaması, istirahat raporları ile gününü tamamlamaya çalışması, “Biz çok çalıştık, biraz da başkaları çalışsın.” hoyratlığı ne üzücü bir durumdur?

Yaşlı marangoz hikâyesinde olduğu gibi, aslında yapılan her iş, meslek ya da sahip olunan unvan, aynı zamanda kişiyi tanıtan, tanımlayan bir kimliktir. Bu nedenle son ana kadar bu bilinç ve sorumlulukla çalışmak, görev yapmak; kişiliğin, karakterin ve kimliğin bir gereğidir.

Bütün bunlardan daha önemlisi de vefalı olabilmektir. Emek verdiğimiz ve ekmeğini yediğimiz devlete, kuruma veya işe karşı vefalı olmaktır.

Çalışma yaşamının son demlerinde olanlar için bir şeyler söylemişken “iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına…” misali daha önünde uzun yol olanlara da bir şeyler söylemek lazım.

Yaşlı marangoz, farkında olmadan kendi evini inşa etti. Bizim için de böyledir. Yaptığımız iş veya mesleğimiz her neyse, biz de gün be gün kendi hayatımızı ve geleceğimizi kuruyoruz. Ancak çoğu zaman yaptığımız işe  elimizden gelenin daha azını koyuyoruz. Sonra da aslında kendi kurduğumuz yaşamın bir parçası olduğumuzu öğrendiğimizde pişman oluyor “Eğer bilseydim, sonuç böyle olmazdı.” diyoruz. “Eğer tekrar  yapabilsem, çok daha  iyisini yapardım.” diyoruz.

Ya da birilerini suçlamaya koyuluyoruz. Ne yazık ki, geriye dönüş artık imkânsızdır.

Unutmayalım ki, yaşamımızın marangozu biziz. Kendi yaşamımız ve geleceğimiz için her gün  bir çivi çakıyor, duvardaki ahşaba motifler işliyor ya da çatıya bir kiremit koyuyoruz.

Aslında ne ekiyorsak onu biçiyoruz.

Aşkın her halini kaleme aldığı harika kitaplarıyla tanıdığımız Sinan Yağmur bu durumu ne güzel ifade etmiş: “Hayat bir yankı vadisidir. Öfke kusarsan öfke, sevgi üflersen sevgiler gelir. Kalp ağzından çıkan neyse, yüz ağzından kokan nefes de odur.

Bugün ağzımızdan çıkanların, yapıp ettiklerimizin ve seçimlerimizin yarınlarımızı kurduğunu unutmamak dileğiyle…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.