Nasıl Bir Sanayileşme

Bu haber 25 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 991 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER
Ülkemiz adına yıllardır dillendirilen bir konu var ki, tartışmaya açık.
Türkiye sanayileşti mi?
Dolayısıyla aynı ülkeler safında yer alıyor mu?
Şayet sanayileşti ise hangi alanda?
Dedim ya yıllardır tartışılan bir durum.
Buna karşın, belirli alanlar dışında olumlu cevap vermek olası değil.
Aksi olsaydı, ortaya çok daha farklı bir tablo çıkardı.

***

Her şeye karşın ülkemizin belirli alanlarda sanayileşemediğini söylemek haksızlık olur.
Elbette, birçok alanda sanayi hamlesi başlatıldı.
Bugün, aynı sanayi kuruluşlarında üretilen mallarımız, dünyada aranan ürünler arasında.
Bunun en bariz göstergesi, yıllık ülke ihracatında elde edilen girdiler.
Bunlar arasında önceliği sanayi malları aldığına göre Türkiye, belirli alanlarda sanayi hamlesi yapan ülkelerden biridir.
Onun için ülkemizin bütünüyle sanayileşemediği vurgusu, gerçeklerle örtüşen bir durum değildir.

***

Türkiye’nin hangi alanda sanayi hamlesi başlattığını baktığımızda, önceliği montaj sanayinin aldığını görüyoruz.
Özellikle otomotiv sanayi alanında ülkemizin geldiği noktayı küçümsemek olası değil.

Aksi söylenemez.
Bugün değişik markalar altında üretilen makine ve mamul otomotiv ürünleri dünyanın dört biryanına ihraç edilmektedir.
Dolayısıyla bu bağlamda Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında ilk sırayı almaktadır.
Bununla ilgili olarak cevap arayan bir soru var.

Türkiye, montaj sanayi dışında kendi patentini taşıyan bir otomotiv ürünü makineyi ne zaman üretecek?
Aslında bu durum, 75 milyon insanımızın temel beklentilerinden biri.
Her kim olurla olsun istiyor ki, kendi icadımız makineden mamul araçlar üretelim.
Bu bizim arabamız diyebilelim.
Ama şu aşamada, henüz bu noktaya erişmiş değiliz.

***

Türkiye nasıl bir sanayi hamlesi başlatmalı?
Motor ve makine bağlamında bu durumda olmamıza karşın, tarım sanayiinde ne durumdayız?
Türkiye aynı zamanda bir tarım ülkesi olduğuna göre, bu alanda elde edilen ürünler, dünyada aranan mallar arasında mı?
İlişkin olarak, tarım ürünleri ihracatından yeterli miktarda döviz elde edilmekte midir?
Bu alanda da istenilen sonuçların alındığı söylenemez.
Aslında buna neden, Türkiye’nin sanayi mi yoksa tarım ülkesi mi? olduğunda bir karar verememesidir.
Hal böyle olunca, bir ikilem içerisinde kalındı.
Elbette sanayi alanında belirli aşama yapılmasına kimsenin itirazı olamaz.
Olmuyor da.
Ne var ki asıl olan, elverişli iklim koşulları ve tarım arazileri itibariyle dünyanın sayılı ülkeleri arasında olduğu için, tarım ürünleri ihracatında istenilen girdilerin sağlanmasıdır.
Kaldı ki, konuya ilişkin uzmanların yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin tarım sanayi itibariyle kendinden söz ettirecek düzeye gelebileceğidir.

Doğruydu.

Değil mi ki siz ülke olarak tarım bağlamında bu tür avantajlara sahipsiniz.
Üstelik 7 milyara yaklaşan dünya nüfusunun temel ihtiyaç malları arasında tarım ürünleri öncelik almaktadır.
İnsan yaşamı için her türlü gıda maddeleri olmazsa olmaz koşuldur.
Öyleyse yapılması gereken, tarıma gereken önemi vererek, yeterli sanayii geliştirmektir.
Bu tür bir politika izlendiği sürece göreceğiz ki Türkiye, sanayi ürünlerinden elde ettiği döviz kadar, tarım ürünlerinden gelir elde etmektedir.

***

Bu bağlamda meselenin çarpıcı yanı ne biliyor musunuz?
Özellikle geçmişten günümüze ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerin temel politikaları arasında tarım ürünlerinden oluşan sanayiyi geliştirmek olduğu halde, hep sözde kalmasıdır.
Tarıma gereken önemi mutlaka vereceğiz! dediler.
Yine de yıllardır böylesine avantajlara sahip ülkemizde, gerçek anlamda bir tarım politikası izlenmedi.
Zaten bu yüzden değil mi buğdayla başlayan, pirinç, şeker pancarıyla devam eden şimdi de kuru fasulye, patates ve soğanla süren ithalat girişimleri.
İşte, millet olarak değişik alanlarda karşılaştığımız açmazlar bir yana asıl halkımızı kahreden, tarım ürünleri bağlamında varlık içerisinde yokluk çeken ülke haline gelmemizdir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.