Nasıl Bir Eğitim…

Bu haber 29 Eylül 2015 - 22:44 'de eklendi ve 931 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yeni bir eğitim ve öğretim yılının başladığı süreçte cevap arayan o kadar çok soru var ki!

Üstelik her biri diğerinin fevkinde..

Dolayısıyla bu daha önemli diyemezsiniz.

Onun için çağdaşlaşma bağlamında ileri hamleler yapmak isteyen ülkemiz için olmazsa olmaz koşul, ülkemizin her yerleşim biriminde yeterli düzeyde eğitimin verilmesidir.

Siz ne zaman bunları yerine getirdiniz.

Ancak o takdirde, dünya ülkeleri arasında bende varım diyebilir.

Her platformda ülkemizi göğsümüzü gere gere savunuruz.

Bu yüzden, koşullar ne olursa olsun asıl olan, ülkemizin tamamında yeterli eğitim ve öğretimi sağlamaktır.

***

Peki istenen nedir?

Dahası, nasıl bir eğitim sistemi?

Ülkemizin her bölgesinde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret buyurduğu, çağdaş ülkeler safında yer almak için olmazsa olmaz koşul, modern eğitim sistemini yürürlüğe koymaktır.

Dolayısıyla siz ne zaman söz konusu eğitim ve öğretimi istenen düzeye çıkardınız.

İddialı ülkelerle yarışır hale geldiniz.

Ancak yeterli eğitimin verildiğinden dem vurabilirsiniz.

Aksi halde, bu alanda yaya kaldığınızın resmidir.

Kaldı ki bu kadarda değil.

Çağdaş bir eğitim için ilk aşamada yapılması gereken, planlamadır.

Hem de ülkenin her bir köşesinde.

Okul öncesi eğitimden başlamak üzere orta öğretim 1.ve 2.kademe sürecinde uygulanan eğitim sistemi, mutlak surette planlamaya dayalı ve çağdaş bir yapıda olmalıdır.

Ve de kesintisiz uygulamaya konmalıdır.

***

Aslında bu tür bir eğitim sistemini uygularken, asla göz ardı delemeyecek bazı temel noktalar da var.

En önemlisi, ülkenin imkan ve şartları.

Bir ikincisi, mutlak surette çağdaş bir eğitim sisteminin işlerlik kazandırılması.

Ülkenin imkan ve şartları derken vurgulamak istediğim en belirgin ayrıntı, yönetimde görev üstlenen hükümetlerin eğitime öncelik tanıması.

Özellikle yıllık genel bütçe yapılırken, milli eğitime yeterli miktarda ödenek ayrılması.

Gerçi, bazı istisna teşkil eden yıllar haricinde her hükümet önceliği eğitime ayırmıştır.

Hangi hükümet olursa olsun yıllık bütçe yapılırken, mutlak surette eğitime ayrılan payın yeterli olmasında hassasiyet göstermiştir.

Bu da ülke olarak eğitim ve öğretime ne denli önem verildiğinin belirgin göstergesidir.

***

Sonra bir önemli ayrıntı daha var ki, Türk insanının eğitime hangi gözle baktığını anlatıyor.

Bu da hayırsever vatandaşlarımızın ülke genelinde kazandırdığı sayısız okullardır.

Hiç kuşku yok ki, dünyanın hiçbir ülkesinde gözlenmeyen bu durum, ülkemiz halkını ayrıcalıklı kılar.

Dolayısıyla hem kul hem de Yüce Yaratan indinde bu eğilimde olan vatandaşlarımız, daha bir takdire şayandırlar.

Yaşadığımız kent Muğla, böylesine bir duyarlılığın fazlasıyla gözlendiği kentlerden biridir.

Diğer ilçeler bir yana, sadece merkez ilçede eğitim ve öğretim hizmeti veren çok sayıda ilk ve orta dereceli eğitim kurumları, aynı duyarlı yaklaşım sonucu Türk Milli Eğitimine katılan bilim yuvalarıdır.

Kaldı ki Türk insanına özgü bu asil yaklaşımlar, sadece ilk ve ortaöğretim kurumlarıyla sınırlı değil.

Yükseköğretim kurumları adına da benzer yaklaşımlar sergilendi.

Bunun en belirgin örneği, rahmetli Sıtkı Davut Koçman’ın üniversite dahil il genelinde kazandırdığı eğitim kurumlarıdır.

Muğla merkez ilçe dışında Ula, Milas, Fethiye’de konuşlanan Sıtkı Koçman Üniversitesine bağlı çeşitli fakülte ve yüksekokullar, böylesine anlamlı ve takdire şayan bir yaklaşımın ortaya çıkardığı eserlerdir.

Sonuçta yeni bir eğitim ve öğretim yılına başlanıldığı süreçte Türk Milli Eğitimi adına ortaya çıkan tablo, gelecek adına iyimser olmayı gerektiriyor.

Tabi eğitim ve öğretim adına izlenen yol, Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği çağdaş bir eğitimi esas kıldığı sürece tasvip görür.

Değilse, çoğu kez olduğu gibi eleştirilir olmaktan kurtulamaz.

Böyle biline…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.