Nasıl Bir Cumhurbaşkanı?..

Bu haber 14 Ağustos 2014 - 1:03 'de eklendi ve 837 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye ilk defa halkın oyuyla cumhurbaşkanını seçmesine karşın, cevabını arayan birçok soru var.

Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Ak Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, nasıl bir cumhurbaşkanı profili çizecek?

Yürürlükteki yaşanan cumhurbaşkanlarına tanıdığı müeyyidelere bağlı kalarak, kendisinden öncekiler gibi sembolik bir makamın sahibi mi olacak?

Yoksa, bir takım yeni düzenlemeler sonucu yetki sınırlarını genişletecek mi?

Kısaca Erdoğan, nasıl bir cumhurbaşkanı olacak?

Bir kere gözlemlediğimiz kadarıyla Erdoğan, birçoklarının yaptığı gibi cumhurbaşkanlığı köşkünde inzivaya çekilmeyecektir.

Yanı sıra, kendi elimle kurduğum parti diyerek, hiçbir zaman elini Ak Partinin üzerinden çekmeyecektir.

Hele, güdümlü birisi Ak Parti Genel Başkanı, ilişkin olarak başbakan olursa!

Kim ne derse desin, nasıl bir yorumun sahibi olsa da çiçeği burnunda cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, klasik bir makamın sahibi olmayacaktır.

Belki bu durum, Ak Parti saflarında, belirgin olmasa da sızlanmalar ve de şikâyetlere neden olacaktır.

Ne var ki Erdoğan’ın bunu aldıracağını sanmıyorum.

Diyelim ki bu tür gelişmeler oldu.

O zaman Erdoğan’ın tek söyleyeceği;

Beyler bu partiyi ben kurdum.

Dişimizle tırnağımızla mücadele ederek bugünlere getirdik.

Nice zorluklara göğüs gerdik.

Hal böyle iken şimdi bir takım sorunların doğmasına müsaade etmem.

Dahası etmemeliyiz diyerek kestirip atacaktır.

Amiyane bir tabir de olsa oturun oturduğunuz yerde! diyecektir.

Kısaca Erdoğan, cumhurbaşkanı da olsa parti üzerinden elini çekmeyecektir.

Hele süresi içerisinde kafasında yer eden yarı başkanlık sistemi işlerlik kazandırılırsa.

O takdirde tek adamlık devri devam edecek demektir.

***

Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir görevin sahibi olacağı hususuna ilaveten önemli bir ayrıntının üzerinde durmak istiyorum.

Bundan böyle Ak Partinin başına kim geçecek?

Yani genel başkan, dolayısıyla başbakan kim olur?

Bu durum şu aşamada iki bilinmeyenli denklem gibi!

Bir kere, mevcut cumhurbaşkanı Abdullah Gül, siyasetten elimi çekmeyeceğim açıklamasını yapar yapmaz, düğmeye basıldı.

Yapılan açıklamaya göre 27 Ağustos tarihinde Ak Parti genel kurulu gerçekleştirilecek.

Ne var ki bu tarih çok kişinin zihninde bir takım şüpheler doğurdu.

Bir kere Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi 28 Ağustos tarihinde sona erecekti.

Dolayısıyla Gül’ün Ak Parti Genel Başkanlığına adaylığını koyması mümkün değildi.

İşte bu durum, beraberinde çeşitli çağrışımlar doğurdu.

Erdoğan, Abdullah Gül’ün partinin başına geçmesini istemiyor da mı, manidar diye yorumlanan bir tarihte, partinin ilgili organlarının genel kurul kararı almasını sağladı?

Şimdi…

Kimler ne şekilde düşünürse düşünsün, bu tür bir girişim manidardır.

Aksi olsaydı, kongre daha sonraki bir tarihte yapılır.

Abdullah Gül, siyasete döneceğinin işaretini verdiğine göre genel kurulda aday olabilirdi.

Hal böyle olunca, birçok kişinin yorumladığı Gül’ün önü kesilmek isteniyor! eğilimi, afaki bir yaklaşım değildir.

Dolayısıyla zihinlerde yer eden soru, acaba Erdoğan, Gül’ün partinin başına geçmesini istemiyor mu?

Kestirip atanlar da var.

Meseleyi zamana yayanlar da.

Şayet Abdullah Gül’ün genel başkan ve başbakan olması istenseydi, bu tür bir yol izlenmez.

Genel kurul daha sonraki bir tarihte gerçekleştirilirdi diyenler ayrı.

Her şeye karşın Erdoğan, kadim dostu Gül’ü bir kalemde harcamaz.

Mutlaka düşündüğü bir şey vardır diyenler ayrı.

***

Şimdi, eğri oturup doğru konuşalım.

Recep Tayyip Erdoğan’la Abdullah Gül’ün yıllardan bu yana kader birliği ettikleri bir gerçektir.

Ak Partinin kuruluş aşamasından bu güne kadar ki süreçte, birlikte oldular.

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olması da bu tür bir beraberliğin sonucudur.

Buna karşın Erdoğan, Gül’ün partinin başına geçmesini istemediği için manidar genel kurul kararı alınmasını sağlamışsa, bilinmeli ki bu şık bir yaklaşım değildir.

Üstelik bu durum Erdoğan adına bir takım spekülasyonlar doğurur.

Erdoğan, kendi güdümünde olan birisinin Ak Partinin başına geçmesi ve başbakan olmasını ister.

Gül, onun güdümünde olmayacağı için tez elden kongre kararı alınmasını sağladı görüşü, sığ bir düşünce değildir.

Şayet bunda doğruluk payı varsa, ki tümüyle reddetmek olası değil.

Bu tür bir eğilim kesinlikle doğru yaklaşım değildir.

Üstelik kader birliği arkadaşlığını da gölge düşürür.

Şahsen bu durumun, sadece arkadaşlıkları açısından değil ülkenin yönetimi noktasında da sıkıntılar doğurabilir diye düşünüyorum.

Yine de ülkenin geleceği bağlamında böyle olmaması ümit edilir.

Kaldı ki, genel merkez ve taşra teşkilatları bazında Ak Partinin başına geçmesi gereken kişinin Abdullah Gül olması gerektiği görüşünde olanlar çoğunluktadır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, parti bünyesinde sorunların çıkmaması için Abdullah Gül’ün durumunu iyiden iyiye gözden geçirmelidir.

Her şeyden önce Gül, bir kalemde gözden çıkarılacak isim değildir.

Sonuçta başlangıçta vurguladığım gibi Erdoğan’ın nasıl bir cumhurbaşkanı olacağı sorusunun cevabı, biraz da Gül için ne düşündüğü eğilimine endekslidir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.