Namık Açıkgöz’ün Romantizmi

Bu haber 23 Haziran 2017 - 0:28 'de eklendi ve 1.367 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Yanarım yanarım gazetemiz yazarlarından ‘refikimProf. Dr. Namık Açıkgöz gibi “romantik” olamadım ya ona yanarım. “Sakar’da İftar Yaptınız Mı?” başlıklı yazısı, ne güzel ne romantik yazıydı öyle…

Güneş, Gökova Körfezi’nde, batışını biraz daha geciktirip denizle cilveleşir gibiydi… Güneş ‘Batayım..” diyor; deniz: ‘Batma… Biraz daha eğlen!…’ diyordu. Deniz maviliğiyle gökyüzü maviliğinin kesiştiği yerde büyük bir portakal gibi duran güneş, sanki bu güzelliği terk etmek istemiyormuş gibi nazlı nazlı ve denizi yalvartarak ‘Batayım.’ derken, deniz de işveli işveli yalvarırken,…

Satırlar Namık Açıkgöz hocamın 06.06.2017 tarihli yazısından.

Yarın arife, bugün sondan bir önceki iftar. İsterseniz sizde deneyin. Sakar’daki tesiste şart değil, tabiat ananın kucağımda romantizmin de dibine vurup oruç açmak için yoldaki ceplerden birini veya yangın kulesinin olduğu yeri tercih edebilirsiniz…

xx           xx           xx

Birkaç gündür sosyal medyada ilginç ve bir o kadar da sevimli bir çağrı dolaşıyor.

Çağrıda “İftarlığını al gel. Komşunla İftar et!” denilmiş. Çağrı “İftara komşularımızı davet ediyoruz.” diye devam etmiş. “Evini sat komşunu satma” uyarısının da yeraldığı davette buluşma tarihi “23 Haziran 2016 Cuma.” olarak belirtilirken, buluşma yeri de “Eski Garaj Alanı Muğla” olarak belirtilmiş.

Muğla’da “Komşunu da al gel” diyen ilk kişi Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı olmuştu. Masalarda oturulmuştu, ama Muğla’nın ilk “yeryüzü sofrasıFethiye’de kurulmuştu…

Fethiye’deki kadar kalabalık olmayabilir, ama Muğla’nın ikinci “yeryüzü sofrası” bugün Muğla il merkezinde oluşturuluyor.

Çağrıda bulunan kim diye merak ettiyseniz, “Vatandaş Platformu”…

İyi ki Eski Garaj Alanı var… İsterseniz sondan bir önceki orucunuzu burada açabilirsiniz ve Ramazan’ı da son orucunuzu yarın Sakar’da açarak uğurlayabilirsiniz.

xx           xx           xx

Niyetim bugün su kesintileri üzerinde durmak, Ziya Ercan’ı eleştirmekti.

Hep Ercan’ın yüzünden…

Şuracıktaki Sandras’tan suyu getiremedi… (!)

MUSKİ’nin su kesintileri Ramazan şakası gibi oldu.

Tabi şakayı yapan Ramazan değil, MUSKİ…

Sosyal medya kullanıcılarından biri pazartesi günü “Muğla’da yarın teyemmüm zamanı” diye paylaşımda bulunmuş. Biri de gelmiş altına “Su mu kesilecek?” diye yazmış. Zekice…

Bir başkası “Su kesilmesi cenabet gezen siyasileri etkilemez.” yorumunda bulunmuş.

Biri de “Haktır bize. Yakışır.” diye noktayı koymuş.

E tabi böyle başa öyle tarak, öyle tarağa böyle su kesintisi yakışır…

Bu konuya yine döneriz.

xx           xx           xx

Biz konumuza dönelim.

Namık Açıkgöz hocam “Sakar Tepe Güzellik Mi, Tehlike Mi?” başlıklı son yazısında benim için “Sevgili gazetedaşım” ifadesinde bulunmuş.

Eskiden aynı gazetede yazanlar birbirlerine ‘refikim’ derlerdi.”  diyede açıklamada bulunmuş.

Hoşuma gitti. Teşekkür ederim.

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu (Mayıs/2016) nöbeti devrederken veda niteliğindeki konuşmasında ‘ipini çekenCumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a toz kondurmadan ‘ayağını kaydıran’ mesai arkadaşları için ağır konuşmuş ve “Refik olma özelliğiyle bağdaştıramadım.” demişti. ‘Evvel refîk bade’l-tarîk’ sözü büyük yankı uyandırmıştı.

Türk Dil Kurumu‘nun sözlüğüne göre, refik; ilk anlamı bakımından arkadaş ve dost ifadesini vermektedir. İkinci anlamı ise, , koca ve zevç manasına gelmektedir.

Birde “Refikimiz” var… Gazetelerin birbirleri hakkında “Refikimiz” demesi bir nevi saygının, sevginin ve dayanışmanın ifadesiydi. Tabi bu gazetecilerin “basın mensubu” olduğu yıllardaydı.

Sonradan Bab-ı Âli, medyalaşıp; gazeteciler için “medya mensubu” da denilmeye başlayınca işler değişti. “Refikimiz” artık “Rakibimiz”…

Rakibimiz” sözcüğü pek kullanılmadı, ama gazeteler, özellikle de holdinglerinin yan kuruluşları haline gelen yayın organları, eski “Refiklerine” yeni “Rakipleri” hatta düşmanları gibi davranmaya başladı.

xx           xx           xx

Konumuz ‘refik’, ‘refikimiz’ değil tabi…

Muğla gündemindeki konu, TOKİ…                                                                                     

Geçenlerde kamuoyunun tepkileri üzerine Milletvekili Nihat Öztürk’ün müdahalesi sonucu 2. Etap TOKİ Evlerinde yüzde 15-20 gibi indirim yapılmıştı.

Hafta sonunda da TOKİ resmi sitesinden fiyatları ilan etti.

Muğla’da Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımına başlanan konutlardan 1+1 ve 2+1 evlerin yeni fiyatları; 1+1’ler 152 bin 236 lira olarak açıklanırken aylık taksiti bin 427 lira olarak kaydedildi. 2+1’de 217 bin 984 lira olarak belirtilerek, aylık taksiti 2 bin 44 lira olarak ifade edildi. 3+1’lerin fiyatları değişmedi.

Bu konuda sözün yok mu diye soranlar oluyor.

Ne diyeyim?

“Muğlalıya az bile” mi diyeyim…

xx           xx           xx

Ben bu evlerden ne 3+1’den ne de 2+1’den alabilirim.

Evet 1+1’den de alamam!

Ben yazmak için evlerin satışının gerçekleşmesini bekleyeceğim.

Hele bir TOKİ’den ev sahibi olanları görelim, o zaman yazarım.

Zaten bu konuda da en güzel yazıyı Namık hocam yazmıştı.

Ben kaç yazı yazdım unuttum. Tabi başkaları da yazdı. Namık hocamMuğlalıların Dudakları Niye Uçuklamış?” başlığı ile 15.06.2017 tarihinde tek bir yazı yazdı. Ama tek bir yazı ile hepimizden güzel anlattı:

Şehrin hay huyuna pek karışmasam da dün işim için şehre indim!… Aman Allah!… Sokaktaki insanların çoğunun dudağı uçuklamış!… Hayret ederek ve merakla dolaşırken, birkaç Muğla sevdalısına denk geldim ve halkın dudaklarının uçuklama sebebini sordum. Dostlarım: ‘Duymadınız mı hocam?… TOKİ ikinci etap evlerin fiyatlarını açıklamış. Her duyanın da dudağı uçuklamış.’ dediler.

Nasıl?

Muğlalı mı, uçuklu dolaşmaya devam ediyor…

xx           xx           xx

Namık hocamSakar Tepe Güzellik Mi, Tehlike Mi?” başlıklı son yazısına da “İkinci etap TOKİ krizi Muğla’yı 7.5 şiddetinde sallarken, Sakar Tepe konusuna ne gerek var,  diye düşünenleriniz olabilir. Öyle ya!… Millet büyük bir ümitle 2. Etap TOKİ evlerini beklemiş ama fiyatları açıklanınca da o ümitler hayal kırıklığına uğramış…. Milletvekilleri, özellikle Nihat Öztürk devreye girip bir miktar indirim yaptırmışsa da, kamuoyu hâlâ rahatlamamışken, Sakar Tepe’nin ne gereği var?” diye başlamış.

Yazı ilginç… Okumadıysanız tavsiye ederim. Yazının bir yerinde şu ifadelerde bulunmuş:

Sevgili gazetedaşım (Eskiden aynı gazetede yazanlar birbirlerine “refikim” derlerdi.) Özcan Özgür, Sakar’a tüneli savunuyor. Ben Sakar’a tünel fikrinin doğru olmadığına inanıyorum. Şayet yolculuğu yer altına alırsak, Gökova’nın cennete benzer güzelliğini gözlerden uzak tutmuş oluruz.

Sakar tepeden karşıya ‘Y’ şeklinde viyadük yapılır ve Sakar yamacı da deniz ile beraber turizme kazandırılacak şekilde bir rekreatif alan haline getirilirse, buraların tadına doyum olmaz.

xx           xx           xx

Tüneli ben de savunmuyorum. Tüneli gündeme getiren Yusuf Kayacık

Tünel bana göre zor. Okurlarınızdan Ulalı Reşat ÖztepeÇiçekli Yolu”nun karayolu haline getirilebileceğini söylüyor.

Neden olmasın?

Viyadük de olur. Güzel olur…

Teknik olarak mümkünse neden olmasın?

Olur, olur… Refikim hocam olur da bizi dinleyen olmaz ki…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.