Namık Açıkgöz’ün Muğlalılığı!

Bu haber 01 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 770 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

“Üç tane
Muğlalı bir araya gelince ne konuşurmuş?

Geçim
zorluğu?..

Siyaset?..

Oğlanın
veya kızın okulu?..

Yok…
Bilemediniz…

İki-üç
Muğlalı bir araya geldiğinde; Karabağlar Yaylası’nın eski günlerinden söz
edermiş.

Sevgili
Muğlalılar sağ olsunlar, bunu bana da aşıladılar…”

Dese de
Namık Açıkgöz inanmayın…

 

xx       xx       xx

Kendisinin
köşeme aldığım sözlerini Hamle okurları geçen cumartesi mutlaka görüp,
okumuşlardır.

Farkında
iseniz, kendisinden Muğla Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Namık
Açıkgöz diye de söz etmiyorum.

Buna
gerek yok ki…

Bizden
biri… Bakmayın O’nun “… bunu bana da aşıladılar” dediğine. O “Sonradan Muğlalı”
değil, “Manisa’dan Muğlalı”…

Ha
Muğla, ha Manisa… Ege işte…

 

xx       xx       xx

Namık
Açıkgöz, yukarıya bir bölümünü alıntı ettiğim yazısına “Karabağlar Yaylasında
‘Fayton-Tropi’ niye olmasın?” başlığı atmış.

Evet,
neden olmasın? ‘Tropi’ nece bilmiyorum, ama Fayton olmalı…

Namız
Açıkgöz yazısına arkadaşı Erdal Çil ile konuştukları “Muğla projelerinden” biri
olarak “Yaylada fayton” ile ilgili şöyle devam etmiş:

“Yaylada
faytonla gezmek ne kadar cazip olurdu!..

Arada
dinlenme durakları olacaktı… Gezintiye çıkanlar, kimi otantik bir kır
kahvesinde, kimi lokantalarda, kimi kuyu başlarında, kimi tulumba yanlarında
duracaktı projemizde. Önceleri 4-5 at ve 4-5 faytonla başlanırdı. Güzergah ana
hatlarıyla belirlenir ve motorlu trafikte bir düzenleme yapılır. Muğlalılar ve
gelen misafiriler, nostaljik bir yayla turu yaparlardı…”

Kesinlikle
katılıyorum. Neden olmasın?

 

xx       xx       xx

Bu
konuda daha önce az yazmadım.

Ne de
olsa biz de üç Muğlalı yan yana gelince, yayla, eski Muğla konuşuverenlerdeniz…

Ben
Karabağlar Yaylası’nı hep (gidip görmedim ama) irimleriyle Venedik Kanallarına
benzetirim.

Bilmeyen
biri Venedik Kanallarında tek başına kaybolur herhalde. Yayla irimlerinde de
öyle… Nitekim Namık Açıkgöz de sırf 
“kaybolmak; kaybolmanın keyfini çıkarmak için” ara da bir rotasız,
pusulasız kendini Yayla irimlerine vuranlardandır…

Ha
Venedik kanallarının “gondolu” ha Yayla irimlerinin “faytonu”…

Namık
Açıkgöz’ün yazısını okuyunca Bir Muğlalı olarak heyecanlandım.

Umarım,
yetkililerimiz, ilgililerimiz de heyecanlanmışlardır…

 

xx       xx       xx

Benim
çocukluğumda yaylada özel motorlu araç yok gibiydi. İnsanlar jeeple ve bir
minibüsle taşınırdı. Pek çok yaylalının ya at arabası veya merkebi vardı.

Ben
yetişip göremedim. Sanırım Yayla (Keyfoturağı) ağalarından birinin de faytonu
varmış…

Biliyorsunuz,
Düriyenin Güğümleri adını taşıyan dizinin çekimleri Akkaya (Dirgeme) Köyü
merkezli olarak Muğla’da yapılıyor. Hemen her mekânı kullanıyorlar. Mekanların
arasında Yayla da var. Dizi de izleyicilere Akkaya’da, yani köyde yaşadığı
sanısı veren köyün ağasının evi aslında Karabağlar Yaylası’nda… Altında bir
mersedes ve bir de fayton var. Ağa dediğin de böyle olur…

Doğrusu
fayton Karabağlar Yaylası’na yakışıyor.

 

xx       xx       xx

Yani
Yayla Kültürü’nde “fayton” var…

Bunu da
şundan söylüyorum, Yayla’da bir mekana “yayla kültüründe yok” diye düğün töreni
izni verilmediğini duydum da…

Ya Allah
aşkına, bu işlerle uğraşacağımıza artık yararlı işler peşine düşelim…

İşte
yararlı bir iş; Yaylaya fayton…

Faytoncu
kışın nasıl geçinir diye de düşünmeyin.

Yaz
ayları dışında fayton Muğla-Kötekli arasında iyi çalışır…

 

xx       xx       xx

Bu arada
Namık Açıkgöz “Ne kadar Muğlalı ki?” deyip merak edenler varsa, ben de merak
ediyorum;

– “Biz
Namık Açıkgöz kadar Muğlalı mıyız?”!!!

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.