NADİDE ÜRÜNÜMÜZÜN KIYMETİNİ BİLMİYOR İSEK!..

Bu haber 12 Kasım 2011 - 0:00 'de eklendi ve 544 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir ürün düşünün ki dünyada sadece 3 ülkede yetişiyor.
Güney Amerika’nın Amazon Havzası, Orta Amerika Ülkelerinden Honduras ve Türkiye.
Ülkemizde aynı ürünün yetiştiği tek yer Muğla.
İlimizin Datça ilçesinden başlayıp, bütünüyle Marmaris, Köyceğiz, Ortaca ve Fethiye ilçesine kadar uzanan çizgide hayat bulan bu ürün Günlük Ormanı.
Halk arasında bilinen ismiyle Sığla ağacı.
Tahminlerin üzerinde kullanım alanı olan Sığla Ağacı ile ilgili araştırmalar yapan Muğla Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Belgin Göçmen Taşkın’ın görüşleri de aynı.
Ama bir farkla.
Ne yazık ki, böylesine nadide bir ürünün orman yangınlarıyla başının dertte olduğunun altını çiziyor.
Oysa diyerek açıklamaları vurgulayan Taşkın, bakınız konuya ilişkin nasıl lir açıklamada bulunuyor.
Günümüzde Günlük ağacı popülasyonunun yoğun olarak Datça-Marmaris Yolu, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca ve Dalaman’da sulak alanlarda yetişmektedir
Aynı anda bir noktayı daha belirtiyor.
1950 yılında 180 ton Sığla yağı üretilirken bu rakam günümüze doğru gittikçe azalmıştır.
1980 yılında 18 ton, 1990 yılında 1 tona kadar inmiştir.
2006 yılında ise rekor bir düşüşle ancak 127 kilogram Sığla yağı üretilmiştir.
Nereden nereye?
Düşünün ki üretim, aradan geçen 60 yıllık sürede neredeyse yok denecek düzeye iniyor.
Hem de dünyada nadir hallerde bulunan ürün olmasına karşın.
Başta kozmetik ve ilaç sanayi olmak üzere çok daha değişik alanların aranan ürünü olduğu halde, üretim her geçen gün aşağı çekilerek günümüz rakamına inmekten kurtulamıyor.
***
Sonra diyor Yrd. Doç. Dr. Belgin Göçmen Taşkın, kozmetik sanayi deyip geçmeyin.
Bugün dünyada en fazla kullanım alanı olan, dolayısıyla olağanüstü gelişme gösteren aynı sanayi ile ilgili öylesine değişik ürünler elde ediliyor ki, Türkiye olarak Sığla ağacının kıymetini bilmeliyiz.
Taşkın bu şekilde bir tavsiyede bulunuyor ama eğer bir ürün yarım asrı geçen süre içerisinde, üretim bağlamında tam bir açmaz içerisinde ise ki öyle, bu alanda da umduğumuz yerden geç geçiyoruz demektir.
Aksi olsaydı, başlangıçta 180 ton üretilen Sığla yağı bugün 100 kilogram seviyesine düşmezdi.
Günlük ağaçlarının Latince isminin karşılığı güzel kokulu sıvı demektir diyen Yrd. Doç.Dr. Taşkın;
Bu ağaçların odunlaşmış gövdesi üzerinde balzam kanalları vardır. Her ağaç, 2 veya 3 yılda bir yaz mevsiminde uzunlamasına yarıklar açılarak ağacın güzel kokulu balzamı ve kabukları alınır.
Daha sonra işleme tabi tutularak parfümeride, kozmetikte, sabun, çiklet ve tütünlerin kokulandırılmasında, ayrıca sinmatik asit, sinmatik alkol gibi kimyasal maddelerin doğal kaynağı olarak kullanılmaktadır.
Sığla yağından su buharı destinasyonu ile elde edilen nötral uçucu yağ da pek çok değerli doğal esanslı parfümün bileşimine girmektedir.
Aynı Sığla yağı 17. Yüzyılda Avrupa’da ilaç olarak kullanıldığı da bilinmektedir.
İlaç olarak kullanılmasına ilişkin açıklamasını iltihap giderici, dokuların hızla yenilenmesi, özellikle mide rahatsızlıkları için diyen Taşkın, Hipokrat dönemlerinden beri iyileştirici olarak kullanılmaktadır.
***
Şimdi…
Her şey ortada iken, üstelik parfümeri ve kozmetik gibi dünyada en fazla gelişme gösteren sanayi kollarının ham maddelerinden olduğu halde, aradan geçen 60 yıllık süre içerisinde üretimdeki bu düşüş için tek söyleyebileceğimiz, bir kez daha umduğumuz yerden geç geçtiğimizdir.
Aksi olsaydı, ekonomik değeri çok yüksek olan ürün adına orman yangınları noktasında daha bir dikkatli olur, üretimin daha da artırılması için çaba gösterilirdi.
Bu süre içerisinde yok denecek düzeye indiğine göre, elimizdeki nadide ürünün kıymetini bilmiyor da ne yapıyoruz?..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.