Müzeler Kampüsü

Bu haber 30 Haziran 2017 - 1:11 'de eklendi ve 805 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Zafiyetim var.

Bir sağlık çalışanı olarak ekonomi konularına neden giriyor gibi düşünülebilinir.

Üretimin ve kalkınmada üretimin önemini ve bununla ilgili iktisadi politikaların nasıl olması gerektiğini anlatır. Somut olduğu kadar soyut kavramlarla da uğraşır.

Ekonominin dönüm noktası Büyük Buhrandır.

İktisatta, özellikle 1929 Büyük Buhran sonrasın da ve  II. Dünya Savaşı’nı (1939-1945) takip eden yıllarda dünyanın bir çok yerinde yaşanan olaylar ekonomik sorunların ön plana çıkmasına neden olmuş ve kalkınma kavramının oluşmasını sağlamıştır.

Kalkınma; geri kalmış ülkelerin sosyo-kültürel ve ekonomik bakımdan düzenlemeler yaparak gelişmiş ülkeler standardını yakalama çabasıdır. Bu çabalara; milli gelirin ve üretimin arttırılması, sosyal ve ekonomik yapının geliştirilmesi, halkın değer yargılarının dünya standartlarında geliştirilmesi gibi değişmeler dahil edilir.

Kalkınmanın temel amacı aslında insanların yaşam kalitesini artırmaktır.

Kalkınma, insan ve doğa arasında denge kurarak, doğal kaynaklara zarar vermeden olmalıdır. Bindiğimiz dalı kesmemeliyiz.

Şehirleşip ve gelişeceğiz derken biz insanlık, dünya gemisi  Titanic’i buz dağına çarpmak için son surat, tam yol ilerliyoruz.

Memleketim ve tüm akrabalarım  da orada olunca, ister istemez iletişimim Antalya ile kesintisiz sürmekte.

Sürekli Muğla/Antalya denklemi kurmaktayım. Zaman zaman bu iki kent için swot analizi yaparak güçlü ve zayıf yönlerini kıyaslıyorum.

Ortak noktalar var ve bu noktalardan bir tanesi bacasız sanayi.

Kısmi olarak bacasız sanayi var ama Muğla’da bacalı sanayi yok.

Sayın Sefa Altaş Ekip Araç Üstü Ekipman üretimi var. Mermer işleme fabrikaları var. Üretim yapan sanayi işletmesi yok veya kapanmıştır. Merhum Yalçın inan’ı minnetle  anmamız lazım. Muğla’ya kazandırdığı gözlük üretim fabrikası  Muğlalıya ekmek kapısı olmuştur.

Eskiden üretimler daha kaliteliydi diyorum. 

Tariş ve ürünleri unutulamaz. 

Sümerbank ve ürettiği tüm ürünler, tek kelime ile şahaneydi.

Basmalar, pazenler, kurtuluş mücadelesi verip de  özgürlüğünü elde eden halkı sarıp sarmalamış. 

Şahane kumaşlar dokunmuş ve bu kumaşların iplikleri Antalya İplikli ve Pamuklu Dokuma Fabrikasında üretilmiş. Bu fabrika 1950’li yıllarda pamuk üretiminin artması kent nüfusunun hızla yükselmesi sonucunda açlık ve işsizlik sorununu çözmek için kurulmuş. 

Fabrikanın kurulması için oluşturulan müteşebbis heyeti, 700 girişimciden oluşur. Ancak kentten toplanan sermaye toplam yatırımın yüzde 10’unu bile karşılamayınca dönemin Ticaret Bakanı devreye girerek, fabrikayı işletecek şirkete, Sümerbank, Antbirlik ve bankaları ortak ederek 1961 yılında üretime başlatılır. Bu tesislerin kalbi 2003 yılında durduruldu. 

Her ölüm, her kayıp hüzünlüdür bu da çok hüzünlü. 

Sümerbank ve ürettikleri denilince benim aklıma kalite geliyor ve hiç unutmam; Azra Akın 2002 yılında Dünya Güzeli seçildiği final gecesinde  üzerinde  Cemil İpekçi’nin diktiği elbise en iyi kıyafet seçilmişti. Köyümüzde kadınlarımızın giydiği güllü güllü desenli basma elbise Nazilli Sümerbank Basma fabrikasının üretimiydi. Sümerbank dokuma fabrikalarımızın kapılarına tüm ülke de kilitler vuruldu ve bir dönemin kalbi durduruldu.

Antalya Dokuma fabrikasına da kilit vuruldu. 

Çok acı. 

Dokuma’nın önünde çadır kuran, eylem yapan, Dokuma’yı kimseye yedirtmeyiz diyen Antalyalılar  ve kaderi değişen 500 dönüm arazi. 

Kepez belediyesi de  ranta kurban etmeyerek hızla kentliler için projeleri bu alanda  hayata geçirmekte.

Parklar, lokaller, çay bahçeleri.

Kongre salonları.

Kent ve Dokuma Belleği Müzesi.

Minyatür Kent Parkı.

Dokuma müzesi.

Klasik Otomobiller Koleksiyon Müzesi.

Dokuma, müzeler kampüsü olmuş bir durumda.

Ve yeni hayata geçirdikleri oyuncak müzesi.

“Müzeler, bir ulusun kimliği olma misyonunu taşımasının yanı sıra aynı zamanda uygarlıkları bize bırakan insanların zevklerinin, sevdalarının, düşüncelerinin, inançlarının, davranışlarının, yaşam tarzlarının korunduğu ve bu mirasın geleceğe taşındığı mekanlardır. Geleceği görebilmek için geçmişi bilmek, bir başka deyişle yarınları sadece bugünün değil, geçmişin üzerine de inşa etmek gerekir ki, bu da tarihi yaşatan ve unutturmayan müzelerle sağlanabilir.” der ATATÜRK.

Ekonomiden girdik müzelerden çıktık.

Atatürk ‘ün belirttiği gibi, geleceği görebilmek için geçmişi bilmemiz gerekli olduğunu ben de söylüyorum.

Yaşadığımız kentte bir tane müze yok. Yıllardır Muğla’nın müzeler kent olması gerekli olduğunu anlatan sayısız yazılar kaleme aldım.

Kent müzesi için çalışmalar başladı dediler ondan da ses yok.

Muğla’nın müzeler kenti olması için bir fırın ekmek yemesi lazım gibi duruyor.

Zor mudur bunları yapmak?

Eskişehir yapıyor ve oluyor.

Başka kentler yapıyor ve oluyor.

Antalya dokuma da müzeler kampüsü yaratılıyor.

Nasrettin Hoca misali, biz göle maya çalmasını bilmiyoruz herhalde.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.