Mutluluk Kitaba Teşnedir

Bu haber 13 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 918 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Geçmişte yasaklıydı kimi kitaplar ve yazarlar.
Yazar ve eserleri yasaklı olunca, bireylerde ve özellikle ” ana ve babalarda” bir algı gelişmişti kitaplara karşı.
Çok mu çok, silik anılardadır. Kitap okuma eylemi kocaman bir öcü iken; çocuklar kitap okudukça terörist olur / büyükleri dinlemez / başına buyruk olur diye, korkudan kaf dağları yaratmıştı büyükler.
Korkuluyordu kitap okunmasından ve bulundurulmasından.
Gizlice okundu kitaplar. Yatakların içine saklanılarak okuma eylemi yapılmaya çalışıldı…. El fenerleri yakıldı yorganların altında. En küçük ev içi kıpırtısında uyuma taklitleri ile bertaraf edildi kitaplara karşı oluşturulan denetimlerden. Kimi zaman bir sandviç yapar gibi ders kitaplarının içine sıkıştırıldılar… Okul çantalarının en gizli yerlerinde gelip-gitti kitaplar.
Ha babam de baban okundu kitaplar.
Her satırda, her gıcırtıda sanki dünyanın en gizli işi yapılıyormuşcasına korku duyuldu, yürekler yerinden oynarcasına çarptı kitaplar okunurken.İnsanlar, kimi yazarların kitaplarını, evlerinde bulundurmaktan ödleri patlardı.
Kimi kitapların yolculuğu, ürkütülen Anne – Babaların elleri ile sobalarda son buldu.
Cayır cayır yandılar, sanki bir ülkenin kalbi ormanları gibi.
Yazarlar olduğu gibi, kitaplarda hüzünlü geçmişe sahiptir benim ülkemde.
Yazarlar yasaklı/ Kitaplar yasaklı/ Okurlarda yasaklıydı bir zamanlar.
Özgürlüklerin olduğu yerde hoşgörü ve empati kültürü yeşerirken, korkunun olduğu iklimlerde baskı kültürü içselleştiriliyor diye düşünüyorum. İstemeden ve fark edilmeden, gizliden gizliye asitlenme gibi, her daim belleklere kazınmaktadır baskı kültürü.
Neden başkalarının düşüncelerinden korkarız ki? Neden otoriter yapıyı erk olarak görürüz ki?
Neden?
Düşünüyorum; insanların kitaplarla olan yolculuğuna, yazarların kalemleriyle olan yolculuğuna, okurların kitaplarıyla olan yolculuklarına hep bir düşmanlıklar olmuştur.
Kimi zaman diyecektim fakat karışık ve en hararetli zamanlarda, kitaplardan ve kalemlerden korkmuşuzdur hep.
Acaba diyorum? Düşünce üretimini engelemek içinmidir yasaklar? Ya da düşüncelerden kaçmak için midir?
Korkulan, okuma eyleminin düşünceyi geliştirmesidir aslında. Evet, okumak düşünceyi geliştirir, içinde binbir çeşit filizlerin olduğu bir düşünce bahçesi yaratır insanların beyninde.
Korkuyoruz, yaratılacak olan düşünce bahçesinden.
Düşünce dinamiktir diyorum, kabına sığmayan ve her an fokurdayıp taşmaya müsait binbir çeşit çeşni kazanıdır. Düşünce fokurtusu, fokurdadıkça rahatsız eder muhataplarını.
Keseceksen düşünceleri; kitapları yok edeceksin önce bu dünyadan.
Sonra kalemleri ve sonra da okurları diyeceğim ama okuma ve yazma sanatını yok etmek o kadarda kolay değildir.
Sanattır okumak.
Okumayı öğrenmek, sanatların en gücüdür demişti Goethe.
Der de kitap aşıkları için, havayla teneffüs etmek gibi en elzem işlemdir kitap okumak.
Ya ben aşığım. Okumaya. Aşk’ın kendisine de aşığım o ayrı konu.
AŞK en efsunlu kelimedir…. Aşkı en güzel anlatanda Mevlana’dır.
Ve kimi aşık görsen bil ki aynı zamanda maşuk’tur da o.
Çünkü sevdiğinde yok olan aşık, artık hem aşık hem de maşuk olmuştur.
Aşık ile maşuk bir olmuştur.
Aşk olmuştur der, aşkı anlatan en büyük şair.
Okuma eylemi büyülü bir aşk iken, hele de üsluplarına çarpıldığınız bir yazar olunca en büyük hazları yaşarsınız kitap ile olan yolcuğunuzda.
KİTAP OKUMAK İNSAN BEYNİNİ GELİŞTİRİR diyor bu konuda yetkin olan kişiler.
Beyin gelişimi biraz soyut bir kavramda olsada bu kavram üzerine kafa yormalıyız.. Zira insan beyni kolaylıktan değilde zorluktan beslenir.
Yapılan çalışmalarda; beyin gelişimi, hem sağ hem de sol lobun birlikte etkileşimli olarak çalışmasıyla sağlanmaktadır.
Bizlerdeki eğitim sistemi hep sol beyin lobunu geliştiren, öğretim sistemi üzerine yoğunlaşmıştır… Matematik, Fen,Türkçe vb.. öğrenmek sadece sol beyin lobumuzu geliştirir. Ancak sağ lobu çalıştırmak üzere daha az aktivitelerimiz var öğretim sistemimizde…. Sol beynimizin %95’ni kullanırken, sağ beynimizin %5’ni kullanmaktayız.. Sağ lobun çalışması için, müzik, el sanatları, resim ve hayale dayalı etkinlikler yapılması gerekli iken, sol beyin lobunun çalıştırılması ve önemi anlaşılamamış.
Her iki lobuda çalıştırmak ve aralarında sinerji yaratmak için GELİN ROMAN OKUYALIM.
Yapılan bilisel çalışmalarda roman ve şiir okurken beyin gündelik hayatta kullanmadığı alanları kullanarak, işlevsel kapasitesini arttırdığı tesbit edilmiş.
Okuma işlemi ile sağ beyin çalışırken romandaki hayal alemi ile sol beynimiz çalışmakta ve okuma eylemi ile her iki lobuda aynı anda çalıştırarak sinerji oluşturabiliyoruz.
Okumak ve özelliklede roman okumak bizleri geliştiriyor ve empati kültürünü içselleştirmemize neden oluyorsa, gelin okuma sanatını öğrenelim.
Gelin; ilimizde bir farkındalık yaratalım.
İl genel meclisinin bir toplantısında 10 dakika her bir üye roman okusun.
Belediye meclisi toplantısında bir 10 dakika ayırarak okuma eylemi yapalım.
Muğla Sporun maçları öncesi romanlarımızı açıp bir 10 dakika okuyalım.
Kurumlarda hizmet içi eğitimlerden önce okuma eylemini yapalım.
Farkındalık yaratmak için okuma eylemini yayabildiğimiz kadar yayalım.
Suya taş atarsında dalgalar halk halka yayılırya, GELİN BİR FARKINDALIK YARATALIM İLİMİZDE.
Okuma Sanatını tüm bireylerimize kazandıralım. Ve unutmayalım ki,
aşık maşuğuna teşne ise, mutluluk da kitaba teşnedir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.