Mutluluğun Dersi Olur Mu?

Bu haber 30 Ekim 2019 - 9:23 'de eklendi ve 667 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

 İdris KOÇ

Psikologlar ve felsefeciler, insanın bu dünyadaki nihai hedefinin “yitik huzuru” bulmak; yani mutlu bir yaşam olduğunu söylüyor. Dinin de nihai hedefi olan “mutluluk” ise bu dünya ile sınırlı değil.

Yüzyıllardır bilim insanları anlam, değer, erdem, ahlâk, mutluluk üzerine araştırmalar yapmış, tartışmış ve yazmışlar. Hâlâ bu araştırmalar ve tartışmalar devam ediyor. Son yirmi yılda ise “pozitif psikoloji” ekolünün de etkisiyle anlam, umut, erdem, maneviyat, sorumluluk ve mutluluk daha çok konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı. Hayatı yaşamaya değer kılan şeylerin ne olduğu; bunların insanın günlük yaşamı, ilişkileri, sağlığı, başarısı; dolayısıyla da mutluluğu üzerindeki etkisi, günümüz insanının gündemine girdi.

Pozitif psikoloji, zor durumdaki insanı iyileştirmenin yanı sıra insanın iyi olan duygu ve durumlarını “daha iyi” yapmanın yollarını aramaya başladı. İşte bu noktada insanın iyi ve güçlü olan özellikleri ile sahip olduğu erdemler önem kazandı. Bu çalışmaların bir adım sonrasında ise sahip olunan olumlu özellikler ile erdemlerin insan yaşamına olumlu-olumsuz etkisi tartışılmaya başlandı. Dolayısıyla sahip olunan erdemler ve bunların insanın mutluluğuna etkisi ve katkısı bilimin konusu oldu.

Mutluluğu tarif etmek zor. En basit şekliyle neşenin en genel hali mutluluktur, diyebiliriz. Prof. Dr. Ali Ayten’in “Erdeme Dönüş” isimli kitabında mutlu bir yaşamın üç unsurundan bahsediliyor: “Mutlu bir hayat, ‘hoş bir hayat’tır. Yani mutlu hayat anla ilgili zevk, geçmişle ilgili memnuniyeti ve geleceğe dair iyimserliği kapsar. Mutlu bir hayat, ‘meşgaleli bir hayat’tır. Kişi sahip olduğu güçleriyle hayatın getirdikleriyle meşgul olur ve karşılaştığı zorlukların üstesinden gelir. En önemli tarafıyla mutlu bir hayat, ‘anlamlı bir hayat’tır. Kişi her ne iş yapıyorsa, yapıp etmelerinde anlam bulur.

Mutlu bir yaşamın birinci şartı, hoş bir hayat; yani fiziksel, ruhsal ve sağlık olarak iyi olma hali… Mutlu bir yaşamın ikinci şartı, meşgaleli bir hayat; yani kişinin sahip olduğu bilgi, deneyim, erdem ve bunlara bağlı güçle yaşam yolculuğuna devam etmesi; yolculuk sırasında önüne çıkan engelleri bu gücüyle aşması… Mutlu bir yaşamın üçüncü şartı ise anlamlı bir hayat. Varoluşa dair sorulan cevaplandığı, yaşamında önem atfettiği değerlerin olduğu bir hayat…

Din bilginleri, psikologlar, felsefeciler çalışmalarını mutluluk üzerinde yoğunlaştırırken; anne babalar çocuklarının mutlu bir gelecek sahibi olmaları için çabalarken kötümser, hazımsız, doyumsuz, sabırsız, huzursuz, memnuniyetsiz, sevgisiz bir nesil yetişiyor. En basit neşe halini bile bir faciaya dönüştüren bir toplum olduk. Toplum olarak mutluluğu ararken depresyona tutulduk. Geçmiş yıllarda depresyon bir yetişkin hastalığı olarak görülürken, son yıllarda gençlere, çocuklara, hatta bebeklere depresyon teşhisi konmaya başlandı. Araştırmalar, 2030’lu yıllarla birlikte insan sağlığını tehdit eden hastalıkların ilk sırasında depresyonun olacağını söylüyor.

Bugün çocukların bu olumsuz duygu durumlarını daha da destekleyen bir ebeveyn profili var. Okullar ise çocuklarımıza toz pembe bir gelecek vaat ediyor. Okullarda çocuklara hep zirve gösteriliyor. Örneğin, üniversiteye adım atan bir öğrenci hocasına önce “Ben kaç yıl sonra profesör olurum?” diye soruyor.

Oysa yaşam pek çok güzellikle dolu olduğu gibi, zorluklarla da dolu. Acılar, kayıplar, dertler ve kederler bu yaşamın bir gerçeği. Dolayısıyla çocuklarımız ailede ve okulda öncelikle yaşamın zorlukları ile baş edebilmeyi öğrenmeli. Yaşamın gerçekleri ile yüzleşebilmeli. Ebeveynler ve öğretmenler çocukları geleceğe hazırlarken, bir hedefe yöneltirken, o hedefe ulaşabilmenin yollarını da onlara öğretmeli.

İşte bu nedenle “mutluluk” okullarda ders olarak okutulmalı. Çocuklarımız yaşama ve hedeflerine dair bilgiler ile donatılırken, yaşam yolculuğunda ayakta kalabilmenin bilgisiyle de donatılmalı. Yaşamda sağlıkla, huzurla ve mutlulukla yol alabilmenin yöntemi de çocuklarımıza ve gençlerimize öğretilmeli.

Çocuklarımıza mutluluğu öğretmeliyiz. Mutluluk ile erdem, başarı, sağlık, inanç, iyi oluş ve sosyal ilişkiler arasındaki ilişkiyi çocuklarımıza öğretmeliyiz. Kendini bilmenin ve kendini kontrolün, mutluluğun anahtarı olduğunu ve başarıya etkisini çocuklarımıza öğretmeliyiz. Çocuklarımıza neşeyi, neşelenmenin adabını öğretmeliyiz. Zorluklarla baş edebilmenin kişiye verdiği hazzı çocuklarımıza tattırmalıyız.

İddiam şu ki, usul bilgisi vermeden esasa dair eğitim veremezsiniz. Mutluluk dersi de bu anlamda verilen diğer derslerin usul bilgisi olacaktır. Aksi halde bu toplum egoları parlatılmış, narsist ve acımasız bir gençliğin kurbanı olacak.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
ISMAIL zorba 30 Ekim 2019 / 19:18

Mutluluk dersi olur mu? Programı yazılabilir mi? Mutluluk içindeki insanı yaşatmakla olur. Olmadan olunmaz misali mutlulukla birlikte verilecek dozu oluşturan insani melekelerin eksiksiz olması gerekmez mi? Günümüzün yalnızlık kıskacına yakalanmış ruhların insanla tamamlanması için mutlu insanları görmesi lazım. Mutlu insanlar beyaz atlarına binip göçmeden mutluluğun sırrına ermek gerek gerek. “Mutluluk ile erdem, başarı, sağlık, inanç, iyi oluş ve sosyal ilişkiler arasındaki ilişkiyi çocuklarımıza öğretmeliyiz. Kendini bilmenin ve kendini kontrolün, mutluluğun anahtarı olduğunu ve başarıya etkisini çocuklarımıza öğretmeliyiz.” cümlenizde verdiğiniz anahtar yaşamadan yaşatmadan maalesef öğretilemez. Ama; bir yerden başlamak, istemek de mutluluğa doğru atılan ilk adımlardır. Gerçek manada içindeki insanla yaşayabilen insan tamamlanır. Mutluluk nefes almalı, aldırmalıdır. İdris Bey mutluluk konusu geleceğimize siper olacak önemli bir konu. Tebrik ederim bir yerden başladığınız için. Günümüzde başkalarının mutluluğuyla mutlu olmayı beceremeyen insanlar başkalarının mutsuzlukları üzerinden kuracakları mutlulukla mutluluğu sömürmek ve tüketmek arasında gidip gelme tehlikesiyle baş başalar maalesef.