Mutlu Mesut İnsanlar

Bu haber 03 Nisan 2018 - 1:34 'de eklendi ve 605 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

Mesutları çok az bir mahallenin çocukları değil miydiler? Anasının çocuğundan, çocuğun anasından başka gelirleri var mıydı? “

Sait Faik Abasıyanık (Semaver’den..)

 

Hep öyle cümleler kurarmışız eski zamanlarda; “Mutlu mesut yaşayıp gidiyorduk şunun şurasında”. Darlanacak, sığmayacak ne vardı şu dünyada. Şu koca dünya şu fani varlığımızla bize niye dar geliyordu? Niye hiç bitip tükenmek bilmiyordu şu isteklerimiz, hırslarımız? Geldiğimiz anla ayrıldığımız an arasında sürdüğümüz hüküm karşılığını mı bulmuyordu? Aslında bu soruların bulunmuş bulunabilecek hiçbir cevabı yok!. Soruları soran insan, nihayetinde cevabını da bulacak. Asırlar var ki insanlığın hikâyesi başladığı an itibarıyla tanıdıkça, yaşadıkça öğrenilecekti. Öğrenilenlerden elde edilen tecrübeler gelecek nesillere aktarılacak ve bugünlere gelecektik.

Cetlerimizin yaşadıkları bize ne kadar rehber olmuştu? Hatta rehberlerin rehberinin izinde “ilây-ı kelimetullah” yolunda, “Hak” yolunda ilerleyen bizler nerelerden nerelere gelecekmiştik? Görmüş müydük, duymuş muyduk, okumuş muyduk? Bütün bu soruların yanıtları “Biz” olma şuurunu ne kadar koruduğumuzda saklıydı oysa.

Hep aynı örnek cümleleri duyarız, söyleriz aynı örnek üzerinden: “Japonlar!” Japon kültürünün asırlardır nasıl ayakta kaldığını, medeniyetiyle ve teknolojisiyle atlattığı bütün badirelere rağmen “Biz” şuuruna nasıl sahip çıktıklarını. Bundan dolayı Japonları hepimiz severiz. “Biz” olmayı nasıl da beceriyorlar, gelenek ve kültürlerine nasıl da sahip çıkıyorlar, nasıl da çalışkanlar ve de teknoloji ve ekonomide ne kadar ilerideler diye.

Halbuki bütün iyi örneklerin özünde -bu iyi örnek tanımlamasının içinde emperyalist tek dişi kalmış canavarları almıyoruz- insanlığın ortak hikâyesi yatmakta. Bizde de “destanlar” yatmakta. Biz toplum olarak insana çıplak gözle bakmayı sevmeyiz. Realitemiz Batı gözlüğüyle yansıtmaz bize doğruları, yanlışları. Aslında bu realist bakışın tanımlanmasında insanlığın ortak doğrularının izleri vardır ama; sınırları, ölçüleri belirleyen, uygulayan emperyalizm olmuştur her zaman. Bizim bakışımızda en nihayetinde inanmış bir insanın, her ne kadar bazılarınca duygusal dense de, bir yürek çizgisi de ölçünün, sınırın içindedir.

Demem o ki bizler evet, aklı kendimize rehber ediniriz; onun yolunda ilerleriz. Şöyle bir mim de koyarız: “İhtirassız, şatafatsız, tevazu içinde, imanlıca!” Biz gönül penceremizden de bakarız neticelere. Cümlelerin içinde ne kadar çok “ben” kullanılırsa o, zaten bize ait değildir, bizden değildir. Ben artık, başka bir bendedir; bende olmuştur. Emperyalizmin ruhunda ilimde, kültürde, sanatta ne kadar güzellik, estetik varsa hep bende toplama hırsı vardır. Hatta sanatçı, alim bir ara “Ben Tanrı’yım!” diyecek kadar ileri de gider. İnsanlık adına üretilmiş ne varsa kendine “bende” yapmaya kararlıdır. Biz ise benden geçerek bizi basamak edinip asıl kaynağa ulaşmak isteriz. Amaç da bellidir, araç da. Yunusça bakış bizim bakışımızın hülasasıdır neticede:

“Severim ben seni candan içeri,

Yolum vardır bu erkandan içeri.

Beni bende demem, bende değilim,

Bir ben vardır bende, benden içeri.”

Yunus Emre

Yunus’tan Âkif’e asırların mayaladığı ruhta, bıraktığı mirasın içinde ilimde, kültürde, sanatta her şeyin özünde bu teslimiyet vardır. Koca sanatkâr bakın aynı ruhta nasıl tanımlıyor kendini:

“Ağlarım,ağlatamam;hissederim,söyleyemem;

Dili yok kalbimin,ondan ne kadar bizârım!

Oku, şâyet sana bir hisli yürek lâzımsa;

Oku, zirâ onu yazdım iki söz yazdımsa.”

Mehmet Âkif

Her şey insan’la başlar diyordu Sait Faik, modern dünyanın belirlediği insanın hikâyesini yazarken. Kaleminden çıkan balıkçımız, postacımız, köylümüz, amelemiz cümle alem tüm insanımızın özünde sevgiye bakıyordu. Yazının girişine koyduğum Semaver hikâyesindeki Ali de bizden biriydi; her ne kadar dünyanın çarklıları arasında kaybolsa da, ezilse de. Çünkü biz ruhumuzda mayalanmış özümüze döndüğümüzde, pergelin döndürdüğü minval üzre merkeze, kaynağa indiğimizde işte o, kendi halinde “mutlu mesut” insanları görebiliriz belki. Her şey nasıl baktığımızda, nasıl gördüğümüzde saklı biraz da.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.