MUMİKOM, Kent Konseyi…

Bu haber 11 Nisan 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.399 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Muğla’da çıkan yerel gazetelerin yerel konuları ele almalarını, Muğla’yı yazmalarını, derdini dert, sevincini sevinç edinmelerini hep istemişimdir. Doğrusunun böyle olduğunu düşünüyorum. Türkiye’yi yazan o kadar çok kalem var ki…

Övünmek gibi olmasın, gazetemizde herkes Muğla’yı yazıyor. Onlar kendilerini nasıl tanımlıyorlar, bilmiyorum. Ben “Kent Yazar”ıyım…  Köşe komşularımı da öyle görüyorum.

Akademisyen yazarlarımızdan Namık Açıkgöz, “Şehirler, Salonlar, Demokrasi ve Kültür” (24.03.2015) başlıklı yazısında son zamanlarda kültürel sosyal etkinliklerde yaşanan artıştan duyduğu keyfi kaleme almış.  Bu yazıdan bir sonraki “Tren Yolculukları” başlıklı yazısını da keyifle okudum. Yaşlanıyor muyuz ne!

xx        xx        xx

Namık Açıkgöz, “Şehirler, Salonlar, Demokrasi ve Kültür” başlıklı yazısında “Eskiden şehirlerimizde, salon adına sadece sinema ve düğün salonları vardı. Film gösterimi ve düğün dışında, bu salonlarda pek az tiyatro, konser ve konferans gerçekleşirdi. Pek çok konferans da, mahalle kahvesinden hallice merkezi mekanlarda gerçekleşirdi.” diye başladığı yazısını “Muğla şu anda salon açısından iyi durumda. Salonlar, demokrasinin ve kültürel gelişimin merkezleridirler. Bir şehirde ne kadar çok salon varsa, orada kültür çok işlenir ve demokrasi daha köklü bir şekilde yerleşir.” şeklinde sürdürmüş. Şöyle de noktalamış:
Kısacası Süheyla, şehir demek salon demektir; salon demek de kültür ve demokrasi demektir. Muğla-Menteşe bu açıdan şanslı.

Dışı seni yakar, içi beni yakar… Namık hocam gerçekten yaşlanıyoruz galiba! Yöneticilerimiz ne beğenmiştir bu yazıyı…

xx        xx        xx

Namık hocam haklı tabi… Muğla-Menteşe salon açısından şanslı. İlçelerle karşılaştırdığımız da “Salonlar şehri Menteşe” diyebiliriz. Aynı şekilde “Demokrasi ve Kültür Şehri” de diyebilir miyiz? Genel seçime giderken 2 milletvekilli AK Parti’nin üçüncü sırasındaki kadın aday Elvan Göçer ile teselli bulmaya çalışıyoruz!

Kültürü hiç sormayın… Dünkü yazımda kaldırımların yüksekliği ile kültürün alçaklığı orantısını kurmuştum.

Gençliğimde Muğla’nın (Menteşe) iki kapalı sineması vardı. Birinin (Yanan Menteşe-Belediye Sineması) yerinde şimdi “medeniyet sembolü” olarak çok katlı otopark yükseliyor! O yıllarda sinemaların birinde Halk Ozanları konseri olurken, ötekinde tiyatro olurdu. Yanan sinemanın sahnesi, önü orkestra boşluklu idi. Burada Muğlalı opera, bale bile izledi…

Söyleşiler, konferanslar, paneller kapalı salonlarda değil, açık havada; başta Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı avlusu olmak üzere Saburhane Meydanı’nda, Akyol’da Grand Brothers Hotel karşısındaki kahvelerin bahçesinde yapılırdı…

O yıllarda kadın milletvekilimiz yoktu, ama kadın il genel meclisi üyelerimiz vardı!

Demokrasi ve kültür” kaldırımların yüksekliği ile ilintili olduğu gibi kentin meydan varlığı ile de ilintilidir.

Muğla’nın halen meydan gibi bir meydanı yok!

xx        xx        xx

Evet, bu gün kent konseylerinden söz edecektik. Ederiz…

Gazetemizin akademisyen yazarlarından biri olan Ünal Bozyer’in de 20.03.2015 tarihli ve “Muğla Milletvekili İzleme Komitesi” başlıklı yazısı müthişti.

MUMİKOM (Muğla Milletvekillerini İzleme Komitesi) “Demokrasi ve Kültür Şehri Muğla”nın bir ürünü idi… MUMİKOM artık yok. Sahip çıkamadık, sahiplenemedik…  “Seçilmişler” başta olmak üzere statüko ve vesayet rahatsız oldu… Kurucusu Dr. Hakan Toksöz’ün Muğla’dan postalanmasını sağladılar ve o çok önemli sivil toplum hareketi örneğinin ruhuna Fatiha okuduk! MUMİKOM’lar tam yerel yönetimlere de not vermek üzere iken kapandılar.

Bu gün Kent Konseyleri yerel yönetimlere not verebiliyor mu? Sıkar!

xx        xx        xx

Ünal Bozyer hocamda yazısında siyasal katılım için önemli olan MUMİKOM ile ilgili şöyle demiş:

Kısa zamanda büyük ilgi gören bu oluşumu İzmir’de İzmikom, Adana’da Amikom, Edirne’de Emikom, Bartın’da Bamikom izledi ve 49 ile yayıldı. Ünü yurt dışına da çıkan MUMİKOM’un çalışmaları o dönem ABD Başkanı olan Clinton’un Demokrat Partisi’nin fikir üretim merkezi National Democratic Institute’un da (Ulusal Demokrasi Enstitüsü) dikkatini çekmişti. Enstitü adına Türkiye’de temaslar yapan Nelson Ledsky (Eski Kıbrıs koordinatörü), MUMİKOM’un çalışmaları hakkında ilimize gelerek yerinde bilgi almıştı. Ledsky, Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı TÜSES’in toplantısında Türkiye’de demokrasinin ancak tabandan tavana doğru sivil toplum girişimleriyle kökleşebileceğini ifade ederek demokrasinin gücünün, parlamentonun saygınlığına bağlı olduğuna vurgu yapmıştı.

Ünal hocam ardından da sormuş:

İlk kez ilimizde kurulan MUMİKOM, siyasetin tabana yayılması için önemli bir görevi yerine getirecekken maalesef tarihe karıştı. Günümüzün teknolojik imkânlarıyla daha rahat ve daha etkin izleme yapabilecekken, demokratik süreçlerin tabana yayılması ve gelişmesi beklenirken bu oluşum neden sürdürülemedi?

Bana kalırsa bir türlü statüko ve vesayetçi anlayış aşılamadı, çakma demokrasi kültüründen öteye geçilemedi… Ama bu konu tartışılmalı…

xx        xx        xx

Kent Konseyleri; BM Rio Yeryüzü Zirvesinde 1992 yılında kabul edilen ve 21’inci yüzyılın gündemini belirleyen “Gündem 21” başlıklı Eylem Planının 28 inci bölümü uyarınca, yerel yönetimlerin öncülüğünde “Yerel Gündem 21” olarak adlandırılıp 1997 yılından itibaren uygulanan programın ürünüdür.

Yerel Gündem 21’in amacı  “Saydamlık, hesap verebilirlilik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı” bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesinin sağlanmasıdır.

Ben o zaman öyle anlamışım. Eksiğim varsa tamamlanır, yanlışım varsa düzeltilir…

xx        xx        xx

Evet, Kent Konseyleri bir zorunlulukla; İçişleri Bakanlığı genelgesi ile bazı yerlerde ilçe kaymakamları, bazı yerlerde de ilçe belediye başkanları tarafından “Yerel Gündem 21” sürecinin bir ürünü olarak kurulmuş, ama “biçimsellikten” çok öteye geçememiş “demokratik” yapılardır.

Ama bunları yetişkin olma yolunda ilerleyen çocuklar olarak kabul edersek, anaları “Yerel Gündem 21”in çocukları olamamışlardır…

Kent Konseyleri ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığı‘nın Resmi Gazete’de 8 Ekim 2006 tarih ve 26313 sayı ile yayınlanan yönetmeliğinde şöyle denilmekte:

Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışan kent konseylerinin çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

Uygulamalar öyle mi?

xx        xx        xx

Kent Konseyleri bir bakıma “yerel demokratikleşme projesidir”. 

Ne yazık ki ben bu projenin “saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim” ilkelerinin hayata geçirilmesinde eksik kaldıklarını düşünüyorum. En çarpıcı örnek olarak Muğla Eski Garaj Alanı’nda Muğlalılar meydan” isterken yerel yönetimin “lüks konutlar üretme dayatması” karşısında direnç göstermemesi gösterilebilir… (!)

İşte bu noktada MUMİKOM’ların işlevini de içine alan bir “Sivil İl Kent Konseyi” kurulabilir. Çünkü Muğla’nın bir “sivil demokratik denetim mekanizması” yok…

Neden olmasın?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 11 Nisan 2015 / 11:36

Gocuman; Yazınızı keyifle okudum. Demokrasiden söz ediyorsunuz da. “‘O'” dediğiniz nerede. Eğer Muğla ya demokrasi (gerçek anlamda) gelirse Statikocular,tutucukar,bağnazlar,istemezükçüler yer ile yeksan olurlar. Sonra da Gadın Moğlam Laik kalamaz! Zira Her şeye her türlü olumsuzluğa rağmen Kadın Moğlam Laitir Laik kalacak. Baksana gerçek Demokrasiyi savunan ve gerçek anlamda saydamlık isteyen güçlü kaleme de “‘İhtar'” vermişler. Acaba bu ihtar da neyin nesi. sevgi ve saygı.